İnsanın Kendini Yaralaması

Kişinin Kendini Yaralaması:

Acı çeken insanların bedenlerini bilinçli bir şekilde yaralaması etkiledi beni. Öldürmeyecek ya da sakat bırakmayacak kadar eylemi sürdürmek, bedenin toplumsal kutsallığına karşıdır. Bahsettiğim ölümün sınırlarındaki bu davranış, gizli bir ölüm isteği değildir. Aksine birey varoluşunu, kişisel değerini sınar. Bu gizili bir yaşama arzusu, yaşadığını hissetme, daha az acı çekme eylemidir. Bir çeşit paradoksal antropolojidir.

Bedensel bütünlüğe verilen zararlar genel olarak bir ölüm ihtimali getirmezler. Bunlar intihar girişimleri değil, yaşama girişimleridir. Feda edilebilecek olanı feda ederek, kendinden bir parçayı vermeye razı olarak bedene anlam yüklemenin son biçimidir. Bu bir ıstırap değil, ıstıraba karşı çıkmadır, anlam vermedir. Genelde bedenin ilk hedef alınan yeri bilektir. Ön kol, göğüs, karın ya da bacaklar da kesilir. Yüze dokunulmaz pek, çünkü yüz kutsal benlik ilkesine göre, benliğin en kutsal yeridir. Eğer yüz kesilmeye başlıyorsa birey, normal yaşamın dışına adım atmış, psikoz belirtileri göstermeye başlamış demektir.

Geçiş Ritleri:

Eski kabilelerinin geçiş ritlerinde bedenlere çeşitli müdahaleler görülür. İnsan bedeni herkesin kendisine göre yonttuğu basit bir ağaç parçası gibi görülmüştür: Fazlalıklar kesilmiş, delikler açılmış, düz yüzeylerde yaralar açılmış ve bütün bunlar kimi zaman hayallerin gerçekten başıboş bırakılmasıyla gerçekleşmiştir. Bu olgular kesin bir farklılaşma aracıdır.

Bedendeki iz, bedene kök salan acı değişimle birliktedir. Bir toplumsal dünyadan başka bir toplumsal dünyaya geçiştir. Geçiş ritlerinde çekilen bu acı, genci bütün haklara sahip bir erkek yapar.  Birçok toplumda acemi gençler acılarına katlanırlarken ve doğadan daha güçlü olduklarını gösterirlerken, bedenleri de değişiklik geçirir. Sözgelimi Aşe kabilesinde, erkeklik çağına girişte sırta derin bir yara açılır. Gencin sırtı omuz hizasından bele kadar sivri bir taşla kesilir. Acı korkunçtur ama acıyı çeken gencin yakındığı ya da inleyip ağladığı, sızlandığı duyulmaz. Bilincini yitirir belki ama dişini sıkar. Yiğitliği ve erkek sınıfına dahil olduğu bu sessizliğiyle değerlendirilir.

Resim <a href=”https://pixabay.com/tr/users/adinavoicu-485024/?utm_source=link-attribution&amp;utm_medium=referral&amp;utm_campaign=image&amp;utm_content=1011138″>Adina Voicu</a> tarafından <a href=”https://pixabay.com/tr/?utm_source=link-attribution&amp;utm_medium=referral&amp;utm_campaign=image&amp;utm_content=1011138″>Pixabay</a>’a yüklendi

Hapishane ortamında bedene bilinçli olarak zarar verme:

Hapishane yaşamında mahkumların fiziki bütünlüklerine zarar vermeleri çok sık görülen bir olaydır. Özellikle kadınlarda daha sık görülür. Bunun psikolojisi altında pek çok farklı neden yatabilir. Örnek vermek gerekirse, bir tutuklu hücredeki arkadaşları tarafından tehdit edildiği izlemine kapılır. Istırap ve hapishane yönetimine baskı yapma duyguları içinde, jiletle bileğinin birçok yerini keser. Hekim derhal hastaneye gönderilmesine razı olur. Açık bir biçimde işi bu kadar uç noktalar götüren mahkumlar, böylelikle bu işin bir ölüm ya da kalım meselesi olduğu mesajını gönderirler.

Bedendeki yara sadece mahkum olarak değil, birey olarak da tanınmak için başvurulan son çaredir. İlgi ve tedavi gerektirir, dikkat çekme biçimi, ölümcül rutinden kopmadır. 39 yaşındaki bir mahkum şöyle diyor:

“Bedenime kesikler atarak kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Aptalca bir şey gibi gözükebilir ama işe yarıyor. Bedenime kesikler attığımda insanlar yardım ediyor bana. “

Body Art, Performanslar:

Body art performanslarında birçok sanatçı soyunur, bedenini teşhir eder, süsler, tahrip eder, yırtar, yakar, keser, başka şeyler ekler bedenine. Burada acının değeri yüceltilmez, kurtarıcı ya da büyütücü değildir; ilgisiz, kayıtsızdır. Kuşkusuz bunun en iyi örneği Gina Pane’dir.

Gina Pane, Yanan mumların üzerine uzanarak doğuran kadının acısını simgeler. Istırabını dışa vurmaz, mikrofondan hiç ses gelmez: Kadın ses çıkarmamak zorundadır. Son safhada sıcak süt gargarası yapar ve kan süte karışıncaya kadar devam eder. Kadın olmanın koşullarının iki simgesini hüzünlü bir biçimde birleştirir: süt ve kan.

Ayrıca dövme ve piercing de bu bağlamda değerlendirilmektedir.


Kaynakça:

  • Le Breton D., Anthropologie de la douleur, Paris Metaille, 1995
  • Le Breton D., Understanding Skin-cutting in Adolescence: Sacrificing a Part to Save the Whole, Paris, 2018
  • Clastres P., Chronique des Indiens Guayaki, Paris, Plon, 1972
  • Toch H, Men in crisis: human breakdowns in prison, Chicago, Adline, 1975
  • Van Gennep A., Les Rites de passage, Paris, Picard, 1991

Hazal Uysal

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.