Medikal Paternalizm ve Sınırları

Medikal Paternalizm ve Sınırları

Öncelikle herkese merhaba. Sizlerle tıbbi etik üzerine kafa yoracağımız, bir hekim olarak gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz senaryoları tartışacağımız serinin birinci yazısına hoş geldiniz.

Hekimliğin en zor tarafının “insan” değişkeniyle uğraşmak olduğuna inanıyorum. Her şey teoride mükemmel işleyebilir fakat sahaya çıktığımızda hiç beklemediğimiz, etik değerlerimizle çelişen durumlarla karşılaşabilir, zor seçimler yapmak zorunda kalabiliriz. Bu seride amacımız, sizleri konfor alanınızdan çıkararak, sizlere farklı bir bakış açısı kazandırmak olacak.

Bu seri alıştığınız blog yazılarına benzemeyecek, senaryolar hakkındaki fikirlerinizi anket aracılığıyla belirtebilir, ve de diğer okurların bu konu hakkında ne düşündüğünü görebilirsiniz. Ayrıca sizlerden yorum bölümünde fikirlerinizi dile getirmenizi rica edeceğim.

Öncelikle yazıda geçen senaryolar üzerine düşünmenizi isteyeceğim. Ardından sizin de benim de duygu ve düşüncelerimizi arka plana atarak tıbbi etiğin temel prensipleri açısından bu senaryoların nasıl değerlendirilebileceğini tartışacağız. (Felsefenin kesin “doğru” ve “yanlış”lardan oluşmadığının altını çizmeliyiz.)

Hazırsanız başlayalım.


Şekil.1. House MD: Dr.Gregory House, televizyon tarihindeki en ünlü paternalistik yaklaşımlı doktorlardan bir tanesidir.

Bugün sizlerle medikal paternalizmle ilgili 2 senaryo hakkında tartışacağız. İsterseniz bu senaryoları anlatmaya başlamadan önce medikal paternalizm ne, biraz ondan bahsedelim.

Medikal paternalizm, doktorun bir “baba rolü” üstlenerek hastanın istekleri doğrultusunda olmasa bile bazı şeylerin onun iyiliği için yapılması gerektiğini savunduğu pratiktir. Bu pratik, yavaş yavaş günümüzde yerini yitirmekte, hasta otonomitesini ön plana çıkaran modeller paternal modelin yerini almaktadır.

Kısa tanıtımımızdan sonra, aşağıdaki 2 senaryoyu okumanızı ve bu hastaların hekimi olsaydınız ne yapacağınızı düşünmenizi istiyorum. Ardından hep birlikte bu senaryoları Beauchamp ve Childress’ın 4 temel prensibine (bunlardan da bahsedeceğiz) dayandırarak tartışacağız.

1.SENARYO: “Standart” Yehova Şahidi* Vakası

Aklî yeterliliği yerinde bir yetişkin hasta akut duodenal ülserden dolayı yüksek miktarda kan kaybetmektedir. Hayatını en yüksek ihtimalle kurtarabilecek seçenek, kan transfüzyonuyla birlikte operatif girişimde bulunarak kanamayı durdurmaktır. Hasta, kan transfüzyonu olmadan yapılacak ameliyatın hayatını kurtarma şansının çok daha düşük olduğunu bilerek kan transfüzyonunu reddeder fakat piyasadaki en iyi ilaçlar ve ameliyatla birlikte tedavi edilmeyi talep eder.

*NOT: Yehova Şahitleri, dini inancından ötürü kan transfüzyonunu reddeden bir topluluktur.

Siz bu hastanın hekimi olsaydınız ne yapardınız?

A)Hastanın isteğini kabul ederdim.

B)Hastanın haberi olmadan kan transfüzyonu yapardım. (Daha sonrasında bana teşekkür edeceğini düşünerek.)

2.SENARYO: “Standart” Yehova Şahidinin Çocuğu Vakası

2 yaşında bir bebek, trafik kazası sonucunda yüksek miktarda kan kaybetmiştir ve bebeğin hayatını en yüksek ihtimalle kurtaracak seçenek yine kan transfüzyonuyla birlikte operatif girişimdir. Çocuğun her 2 ebeveyni de “Yehova Şahitleri”dir ve kan transfüzyonu yapılmasına izin vermemektedir, onun yerine volümü artıracak en iyi ilaçlarla birlikte ameliyatın yapılmasını istemektedirler. Ameliyatın kan transfüzyonu olmadan çok daha tehlikeli bir yol olacağını anlamalarına rağmen çocuklarına kan transfüzyonu yapılmasına izin vermemektedirler. Sorumlu cerrah çocuğun hayatını kurtarmak için ailenin isteğine karşı çıkarak çocuğa kan verecektir. Doktor, kan transfüzyonunu yapmadan hemen önce mahkemeden onu durduracak karar çıkmadığı sürece işlemi her türlü yapmayı planlamaktadır.

Siz bu hastanın hekimi olsaydınız ne yapardınız?

A)Hikayedeki doktor gibi davranırdım.

B)Hastanın ailesinin kararını uygulardım.

Beauchamp ve Childress’in 4 Temel Prensibi

Bir süre bu 2 senaryo üzerinde düşündüğünüze göre Beauchamp ve Childress’ın 4 temel prensibine göre bu 2 senaryoyu nasıl değerlendirmemiz gerektiğini tartışmaya başlayabiliriz.

Tom L. Beauchamp (1939-) ve James F. Childress (1940-), tıbbi etik alanındaki çalışmalarıyla tanınmış Amerikan filozoflardır. Bu 2 yazarın 1985 yılında yayımlanmış “Biyomedikal Etik Prensipleri” isimli kitabı, hemen tıbbi etik alanında okuması gereken kitaplardan biri hâline gelmiştir.

Türkçeye “Biyomedikal Etik Prensipleri” olarak çevrilen kitabın kapağı.

Beauchamp ve Childress’a göre bir tıbbi uygulamanın “etik” olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki 4 prensibin hepsine uygun olması gerekir: (Bu 4 prensibin temel amaçlarını birer cümle hâlinde özet olarak okuyabilirsiniz.)

1.Özerkliğe Saygı: Tıbbi prosedürlerde hastanın düşünce, istek, hareket ve karar verme konusunda özerk olması gerektiğini belirten prensiptir. Aynı zamanda hastanın karar verebilmesi için prosedür hakkında tam bir bilgilendirmeye (yarar, zarar, başarı yüzdesi vb.) sahip olması gerektiğini savunur.

2.Adalet İlkesi: Tıbbi kaynakların herkese eşit olarak dağıtılması gerektiğini savunur.

3.Yararlılık İlkesi: Prosedürlerin hastaya net yarar sağlama amacıyla uygulanması gerektiğini savunur.
(yarar-zarar karşılaştırması yapıldığında yararın baskın çıkması gerekmektedir)

4.Zarar Vermeme İlkesi: Uygulanacak prosedürün hastaya ya da topluma zarar vermemesini gerektiren ilkedir. (“Primum non nocere”)

1960’lı yılların sonlarına kadar yararlılık ilkesinin öncelikli olduğu görüşü hâkimken 1970’li yıllara geldiğimizde hastanın özerkliği kavramı yavaş yavaş güçlenmeye başlayan bir kavram olmuştur. Toplumdan topluma değişmesine rağmen, yaşadığımız coğrafyada da bu paterni gördüğümüzü söyleyebiliriz. Bu yüzden hekim-hasta ilişkisinin paternalistik ilişkiden bilgilendirici ilişkiye doğru evrildiğini söyleyebiliriz. (bkz.Şekil 2)

Şekil.2. Doktor-hasta ilişki modelleri

Şimdi bu temel prensipler çerçevesinde yukarıda bahsettiğimiz senaryoları yorumlamaya çalışalım.

1. ve 2.Senaryonun 4 Temel Prensibe Göre Değerlendirilmesi


1.senaryo ve 2.senaryo arasındaki en temel fark, hastamız ve onun özerkliğidir.

1.senaryodaki hasta aklî yeterlilikleri yerinde, kendi adına karar verebilen yetişkin bir hastadır. 2.senaryodaki hasta ise bir bebektir ve kararı onun yerine ailesi vermektedir.

1.hastanın tedavisinde hekim için etik ikilem, hastanın özerkliği ve yarar ilkesi olacaktır. Böyle bir durumda öncelikle hastanın tüm risklerin farkında olup olmadığından emin olmalıyız. Hastanın aklî yeterlilikleri yerindeyse, ona zorla belli bir tedaviyi vermek, Beauchamp ve Childress’ın 4 temel prensibine göre baktığımız zaman, hastanın özerkliği ilkesine uymamak demektir, ve de hastanın yasal açıdan tedaviyi reddetme hakkının olduğunu unutmamamız gerekmektedir.

Kendi adına karar veremeyen (yani “hastanın özerkliği ilkesi”nin dışında kalan) bir bebek açısından baktığımızda, “çocuğun üstün yararı” denilen kavrama değinmemiz gerekir.

Hukukta “çocuğun üstün yararı” olarak geçen kavram, belirli bir olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemeyi gerektirir. Eğer “çocuğun üstün yararı”, ailenin verdiği kararla uyuşmuyorsa hikayedeki cerrahın eylemleri Beauchamp’ın temel prensiplerine göre haklı çıkarılabilir. (bkz.Yararlılık ilkesi)

Daha önce de belirttiğim gibi, felsefede kesin “doğru-yanlış”lar yoktur, ve de daha nesnel bir görüş belirtebilmek adına kendi görüşlerimi bir kenara koyup iki senaryoyu da Beauchamp ve Childress’ın prensiplerine göre incelemeye çalıştım.

Bol düşünmeli günler dilerim…

KAYNAKÇA:

  1. https://ethics.org.au/big-thinkers-thomas-beauchamp-james-childress/
  2. https://web.stanford.edu/class/siw198q/websites/reprotech/New%20Ways%20of%20Making%20Babies/EthicVoc.htm
  3. https://jme.bmj.com/content/29/5/267 (2 senaryo, üzerinde değişiklikler yapılarak bu makaleden alınmıştır)
  4. Tıp Etiğinde Temel İlkeler, Prof. Dr. Erdem Aydın, Hacettepe Üni. Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi AD.
  5. https://www.clinicalcorrelations.org/2007/02/05/ethics-101-how-do-you-approach-a-jehovahs-witness-patient-who-needs-a-transfusion/

Yazar: Berra Kurtoğlu

TOBB ETÜ Tıp Fakültesi 2.sınıf öğrencisi || Turkish Medical Student Journal'da Editör || Mail: b.kurtoglu@etu.edu.tr

1 thought on “Medikal Paternalizm ve Sınırları

    Esma

    (19 Ekim 2019 - 20:12)

    Tebrik ederim Berra Hanım! Çok güzel ve farklı bir yazı olmuş. Anket fikrini çok beğendim. Üzerinde düşünememiz gereken ve karşılaşabileceğimiz durumlar hakkında bir nevi ön hazırlık. Serinin devamını bekleyeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.