Ölüm Anı Belirlenebilir mi?

Ölüm Anı Belirlenebilir mi?

Ölüm nedir? En basit tanımıyla organizmayı yaşatan biyolojik fonksiyonların durmasıdır. Canlı varlığın hayati faaliyetlerinin “kesin” olarak sona ermesidir. Bugün dünyanın çoğu ülkesinde dolaşım ve solunum sistemlerinin yapay destek(kalp masajı vb) almaksızın çalışmaması ve santral sinir sistemi fonksiyonlarının durması hukuken ölüm olarak kabul edilmektedir. Bu üç ana sistemin fonksiyonlarının durmasına SOMATİK ÖLÜM denir. İnsan vücudunda bu üç sistemin fonksiyonlarının durmasından sonra sistemler arası koordinasyon giderek azalır, daha sonra organlar arası ahenk, doku içi ve hücre içi fonksiyonlar bozulur ve en sonunda hücre içi fonksiyonlar tüm vücudun canlı olduğu dönemdeki işlevleri yürütememeye başlar. Buna HÜCRESEL ÖLÜM denir.

            Ölüm sebebine, cinsiyete, yaş ve diğer faktörlere bağlı olmayan ortak değişiklikler vardır. Ölüm sonrasında(postmortem) genel olarak herkeste bu değişikliklerin görülmesi beklenir. Bu değişiklikler erken ve geç dönem değişiklikleri olarak incelenebilir.

Erken Postmortem Değişiklikler

            Beyin ölümü, solunum ve dolaşım sisteminin düzeltilemeyecek hasarlar almasına bağlı olarak, yukarıda da bahsettiğim “Somatik Ölüm”ün gerçekleşmesiyle ilgili görülen değişikliklerdir.

  1. Cesedin su kaybı: Bulunulan ortama, cilt yapısına ve çeşitli faktörlere bağlı olarak ceset dehidrasyona uğrar. Erişkinlerde vücudun nemli ve cildin ince olan bölgelerinde yanlış yorumlanabilecek bulgulara sebep olur. Normal bir bulgunun travmatik bir lezyonla karıştırılmaması gerekir.(Erkeklerde postmortem bir bulgu olarak skrotumun parşömenleşmesi)
  2. Kan ve vücut sıvıları: Kalp durduktan sonra kan dolaşım sisteminde hareketsiz kalmaktadır ve kalp boşluğuna ve damarlara çökmektedir.
  3. Otoliz: Ölümden sonra hücrelerde bulunan parçalayıcı enzimler sayesinde hücrenin yapıtaşları olan karbonhidrat, yağ ve protein parçalanması meydana gelir. Dolayısıyla dokunun normal yapısı bozulur. Bu işlemin en hızlı gerçekleştiği yer mide duvarı ve pankreastır.

Geç Postmortem Değişiklikler

  1. Algor Mortis(vücut ısısının düşüşü): Homeostasisini enerji kullanamadığı için sağlamayan ceset çevre ısısına eşit bir ısıya gelinceye kadar soğumaktadır. Bu durum radyasyon, konveksiyon, soğuk zeminde duran cesetlerde kondüksiyon yoluyla olmaktadır. İnsan vücudundaki dokuların her biri farklı özelliklere sahip olduğunda hepsinin öz ısısı aynı değildir. Dolayısıyla birim zamanda kaybettiği ısı her birine göre farklılık gösterecektir. Deri daha çabuk soğurken, iç organların soğuması daha yavaş olacaktır. Şişman ve iri vücutlu kişilerin cesetleri zayıf ve ince yapılı kişilere oranla daha yavaş ısı kaybetmektedir. Cesedin bulunduğu ortama(sıcaklık, nem..), kişinin vücut yapısı, beslenme durumu, ölüm nedeni kişinin normalini ve sıcaklığın azalmasını etkileyen faktörlerdendir.
  2. Rigor Mortis(ölüm katılığı): Ölümden hemen sonra gerçekleşen primer kas gevşemesini takiben çizgili ve düz kaslar kasılır. Bu da homeostasinin bozulmasına, kasın kasılmasının enerji gerektirmezken, gevşemesinin ATP kullanımına bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Küçük kas grupları daha erken etkilenirken bu durum gittikçe tüm vücutta görülmeye başlanır. Kalp kasında da görülen kasılma otopside kalbin sistolde ya da diastolde durduğunu saptamayı imkansız kılar. Tüylerin diken diken görülmesinin sebebi de her bir kılı tutan Musculus arrector pili kasının da kasılı kalmasıdır.
  3. Livor Mortis(Kanın vücudun alt bölümlerinde toplanması): Dolaşım kalbin artık pompalama yapmamasından dolayı durduktan sonra, yerçekimi etkisiyle kan cesedin yere yakın kısımlarında toplanmaya başlar. Sırt üstü yatan bir cesette vicudun arka bölümündeki kapiller ve venüllerde toplanmaya başlar. Deride önce küçük noktacıklar şeklinde başlar ve giderek tüm cildi kaplayan bir renk değişimine sebep olur. Lekeler genellikle mor renkliyken rengin koyuluğu cesetteki redükte(oksijene bağlanmamış) hemoglobin oranına bağlıdır. Lekelerin meydana gelme zamanını ve vücutta yayılmasını kontrol eden pek çok faktör vardır. Optimal koşullarda ölümden 3-6 saat sonra görülmeye başlanması beklenmektedir.
  4. Pütrefaksiyon(Kokuşma, Ayrışma): Cesetlerin genellikle saprofit bakteriler tarafından salgılanan enzimler tarafından parçalanması sonucu dokuların çeşitli gaz, sıvı ve tuzlara dönüşmesidir. Pütrefikasyon, cesedin bulunduğu ortamdan(nem, sıcaklık) etkilenebileceği gibi kişinin yaşı, beslenme durumundan, ölüm sebebinden de etkilenebilir. Bakteriler nemli ortamları sevdiklerinden dolayı ödemli dokularda ayrışma daha erken başlar. Akut enfeksiyon hastalıkları ya da sepsis gibi nedenlerden ölenlerde daha çabuk başlar ve daha hızlı seyreder. Pütrefikasyonun da evreleri vardır. Renk değişimine(yeşil-mavi à yeşil-siyah), solunum ve sindirim sistemine bağlı organlardaki H+ konsantrasyonuna ve çeşitli gazların oluşmasına(karbondioksit, amonyak..), organların tanınabilirlik seviyelerine bağlı olarak bu derecelendirmeler yapılır.

Ölüm anını kişinin verdiği son nefesin karşılık geldiği zaman dilimi olarak düşünsek de maalesef bu kadar net ve spesifik değildir. Ölümü tanımlarken bunu hem medikal hem de sosyal anlamda düşünmemiz gerekir ve dolayısıyla ortaya genel olarak 3 farklı ölüm anı çıkar. Birincisi, kişinin hayati fonksiyonlarını yerine getirememeye başladığı, fizyolojik ölüm anı. İkincisi, eldeki verilerle öngörülen, tahmini ölüm anı. Üçüncüsüyse, bedenin bulunduğu ya da başka bir birey tarafından ölü olarak nitelendirildiği zaman, yasal ölüm anı. Ölüm kayıtları da bu zamana göre yapılır.

            Ölüm anı belirlenirken, çok eski dönemlerden beri cesetlerde görülen değişikliklerden yararlanılır. Bunun için kullanılabilecek tek bir yöntem yoktur, çeşitli parametreler değerlendirilerek ölüm zamanına dair bir aralık verilir. Bu parametreler ölümden sonra meydana gelen ortak değişiklikler üzerinden ölçülür. En çok kullanılan metotlardan biri vücut sıcaklığına bakmaktır. Normal bir insanın vücut sıcaklığı 37,5˚C’tur. Ölümden sonra her saatte ortalama 1,5˚C azaldığı kabul edilir. Kişinin kan dolaşımındaki ögeler(alkol vs.) bunu etkileyebilir. Göğüs boşluğuna yerleştirilen özel bir termometreyle bu ölçümler yapılır.

            Rigor Mortis seviyesinin belirlenmesi de bir diğer metottur. Enerji kasların gevşemesi için kullanılamayınca yaklaşık 15 dakikadan itibaren vücut kasılmaya başlar. Vücudun tamamen kasılması ise ortalama 15 saati bulabilir. Yakın zamanda olmayan ölümler için kemik, deri ve organların ayrışmasının incelenmesi de ölüm zamanını öngörmek için kullanılan yöntemler arasındadır. Sindirim sisteminin incelenmesi ise kişinin en son ne yediği, bunun bağırsakta/midede ne kadar ilerlediği araştırmacılara fikir verebilir. Ölüm anından hemen sonra göz bebekleri genişler ve ışığa duyarlılıklarını yitirirler. Ancak zamanla daralırlar ve gözü canlıyken koruyan sıvılar sentezlenmemeye, olan sıvılar da kurumaya başlar. Gözlerin incelenmesi de bu açıdan önemlidir.

            Kan akışı olmadığında cilt soluklaşır ve daha az elastik hale gelir. Dudaklar da kuruyabilir. Boğulma vakalarında cilt, normal durumuna göre belirgin bir şekilde daha dağınık görülür. Kan vücutta artık dolaşmadığı için vücudun belirli alanlarında toplanabilir ve buradaki renk değişimleri araştırmacıları yönlendirir(Livor Mortis). Diğerlerine göre nispeten daha yeni bir adli araştırma alanı da ağızdaki mikroorganizmaların konumuna, türlerine ve miktarına bakar. Bir insan artık günlük aktivitelerini yerine getiremeyince ve vücudu ayrışmaya başlayınca farklı organizmalar daha aktif hale gelebilir. Bu yüzden oral incelemeler de önem kazanmaktadır. Gelişmekte olan bir başka araştırma alanı ise bir bedenin etrafında veya içindeki farklı türdeki böceklerin tipleri, miktarları, yaşları, belirli bir yerde ne kadar bulunduğuyla ilgilenen adli entomolojidir.  Bazı böceklerin varlığı araştırmacıların kişinin nerede öldüğünü ya da nereye taşındığını tespit etmelerine yardımcı olabilir.

Altmış yıl kadar önce, Camps, bazı insanların kafasında, ölüm zamanının belirlenmesindeki beklentinin bir yalan makinesinin her yalanı ayırt edebileceği yönündeki beklentiye benzediğini söylemişti. Ölüm zamanı çoğu zaman kesin olarak bilinemez. Elde edebileceğimiz en iyi şey, bilinen tüm faktörleri dikkate alarak ulaşılan mantıklı bir tahmindir. Amacımız, bu faktörlerin etkilerini değerlendirmede doğabilecek hata payını sınırlandırmak olmalıdır. Ölüm zamanı tahmini alanındaki ilerleme genellikle uzun vadeli araştırma ve sıkı bir çalışma tasarımını gerektirir. Araştırma, yöntemin doğruluğunu ve güvenilirliğini kanıtlamak için temel fikirden kaynaklanan özel bir soruna yıllarca odaklanmalıdır.

 
 

Yararlanılan Kaynaklar

https://www.ttb.org.tr/eweb/adli/3.html
http://www.exploreforensics.co.uk/estimating-the-time-of-death.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Death
https://www.forensicscolleges.com/blog/resources/how-to-determine-time-of-death
https://www.zib.de/projects/temperature-based-estimation-time-death-forensic-medicine
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/0379073888902149
https://www.encyclopedia.com/science/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps/time-death
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27259559
http://people.uncw.edu/lugo/MCP/DIFF_EQ/deproj/death/death.htm
https://www.vcalc.com/wiki/DavidC/Time+of+Death

Yazar: Serra AYDİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.