Psychedelic Rönesans

Psychedelic Rönesans

Psychedelic Rönesans
The Holy Mountain- Jodorowsky (1973), kaynak: flickr

Psychedelic maddeler yüzyıllardır dini ayinlerde, spritüel deneyimlemelerde doğal formlarda kullanılmış (bitkilerden: ayahuasca, ergot vb.) ve yirminci yüzyılda sentetik olarak keşfinin ardından psychedelic kültürde kendine yer bulmuştur. 60’larda bu kültür pek çok sanat ürününün doğuşuna (psychedelic filmler ve acid/ psychedelic rock türündeki albümler gibi) zemin hazırlasa da zamanla toplumda kullanımlarının yaygınlaşması ve etkilerinin tam olarak anlaşılamaması dolayısıyla 1970’te Substance Act ile kullanımları Amerika’da yasaklanmıştır. 2006 yılında yayınlanan bir makale (R. R. Griffiths) psychedelic uyanışın tohumlarını ekmiş ve bilim dünyasının ilgisini tekrar bu ilaçların üzerine çekmeyi başarmıştır. Psyhcedelic ilaçları araştırma konusu yapan özellikleri 5HT-2A serotonin reseptörlerine bağlanarak bilinçte alışılmadık değişikliklere sebep olmaları ve beynin default mode network’ü üzerindeki etkileridir. Bu etkilerin tümü egodan soyutlanma, halüsinasyonlar ve çeşitli aşma deneyimlerini ( düşünce, duygu örüntüleri ve gerçeklik algısında kökten değişiklikler) içermektedir. Bu deneyimler ise psychedelic ilaçların (psilocybin, LSD, MDMA, ayahuasca)  psikoterapide kullanılabilirliğini gündeme getirmiştir.

Psychedelic İlaçlar Default Mode Network’ü Nasıl Etkiliyor?

kaynak , meditasyon ve psilocybinin benzer bölgeleredeki deaktivasyonları

Default Mode Network( DMN), spesifik bir aktivite ile meşgul olunduğunda (örn. dikkat vermek, öğrenmeye çalışmak vb. ) düşük frekanslı; dinlenme durumunda, belli bir amaca hizmet etmeyen düşünceler esnasında (hayal kurmak, geçmişi ve geleceği düşünmek, başkalarının davranışlarını anlamlandırmaya çalışmak gibi)   yüksek frekanslı salınımlar sergileyen bir dizi beyin bölgesine verilen addır. Bu bölgelerin  medial prefrontal cortex (MPFC),posterior cingulate cortex (PCC), ve parahippocampal cortex (PHC)’ten oluştuğu düşünülmektedir ve yoğun bir şekilde 5HT- 2A reseptörü eksprese ettikleri saptanmıştır. Bu da, bahsedilen alanların psychedeliclerle modüle edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Bu konuyla ilgili dikkat çekici başka bir özellik ise, uzun dönem meditasyonun ve psychedelic ilaçların bahsedilen alanlarda benzer etkilere sebep olduğunun farkedilmesidir. Bu durum, psychedelic maddeler spirütüel deneyimlere öncülük eder savını destekler niteliktedir.

Psychedelic İlaçlar ve Spritüellik

kaynak , deneklerin psilocybin tecrübesinin anlamlılık düzeylerini gösteren grafik

Double-blind (çift kör) olarak yapılan bir araştırmada, psikoaktif maddelerden biri olan psilocybin’in gönüllü deneklere uygun koşullar altında 20 mikrogram dozda enjeksiyonu ile bu maddenin denekler üzerindeki etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu deneydeki parametreler anlamlılık, spirütüellik vb. unsurların yanında fizyolojik bulguları da içermektedir. Deneyin sonucunda deneklerin %60’ı kontrollü psilocybin kullanımının hayatlarındaki en anlamlı beş tecrübeden biri olduğunu belirtirken, placebo olarak verilen methylphenidate için bu oran oldukça düşüktür ( %10). Bunların yanında elde edilen fizyolojik bulgularsa, psikoaktif maddelerin bağımlılık düzeyleri ve bireyler üzerindeki etkilerini ölçmeye yöneliktir. Deney sonuçlarına göre kontrollü düşük dozlam altında psilocybinin bağımlılık yapmadığı ortaya konurken, bireylerde deney başlangıcında kaygı düzeyinde kısa süreli artış; sonrasında da bağımlılık yapan diğer maddelerin aksine after-glow( ilacın etkisi geçerken çok iyi hissetme) durumu gözlenmiştir.  Hastalar, psychedelic ilaç kullanımının ardından hayatlarını daha geniş bir perspektiften görebildiklerini ve kaygılarının azaldığını belirtiyorken, ilaçların fizyolojik etkilerinin ( ateş, baş dönmesi vb.) de geçici olduğu saptanmıştır.

kaynak , methylphenidate ve psilocybin’in mistik etkilerini karşılaştıran grafik

Psikoterapi ve Psychedelic İlaçlar

Psychedelic ilaçların 1940’larda sentetik olarak keşiflerinin ardından bu ilaçların olası terapötik etkileri üzerinde incelemeler yapılmaya başlanmıştır. LSD (lysergic acid diethyl amide) ve psilocybin (magic mushrooms) alkol bağımlılığı dahil pek çok mental bozukluğun potansiyel tedavileri olarak araştırmaya tabii tutulmuşlardır. Psychedeliclerin başlıca etkileri:

  • Halüsinasyonlar görmek, duymak
  • gevşeme hissi
  • paranoya*
  • gerçeklik ve zaman algılarında değişiklikler
  • içe yönelim ve iç sorgulamaların artışı
  • yoğun duygular

olarak sıralanabilir. Etkilerinden bazılarının varolan mental problemleri körükleyip körüklemeyeceği hala bir tartışma konusudur* ve bu sebeple deneyler sağlıklı bireyler üzerinde gerçekleştirilmektedir. Yapılan bir araştırmada methyphenidate ile psilocybin’in hastada yol açtığı duygu durumu değişimleri aşağıdaki gibidir:

kaynak , methyphenidate ile psilocybin’in hastada yol açtığı duygu durumu değişimleri

Burada dikkat çeken unsur placebo ilacın gözlemci kişi ile denek arasındaki sözlü iletişimi arttırma yönünde etki gösteriyor olmasına rağmen psilocybinin iç görüyü arttırması dolayısıyla bireylerin dış dünya ile iletişimlerinin sınırlanmasına yol açıyor oluşudur. Böylece kişiler kendi içlerine yönelip orada keşfetmeyi umut ettiklerine ulaşabilirler.

Sonuç olarak psychedelic ilaçlar beynin default network’ü üzerinde kayda değer etkiler oluşturmakta, kişilerin spritüel deneyimler yaşamalarına öncülük yapmakta ve psikoterapi için majör bir potansiyel teşkil etmektedirler.

Kaynakça

Yazar: Ezgi SELAMET

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.