BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU

BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU

Beden dismorfik bozukluk (BDB), genellikle normal görünüşlü bir kişide bazı hayal edilen kusurların olması gibi, bazen de görünüşteki hafif bir bozukluğa karşı aşırı ilgi olarak da görülebilmektedir. Sıklıkla ergenlik ve genç yetişkinlik çağında görülmeye başlayan 30 yaşına kadar devam edebilen inatçı, kronik ve dönem dönem dalgalanarak seyir eden bir hastalıktır. Çoğunlukla yüz, burun, gözler, dudaklar, saçlar, cilt ve cinsel organlar, bel ve karın bölgesi ile endişeler mevcuttur. Ayrıca hastaların %68-98’de birden çok beden bölgesiyle sorun yaşamaktadır. Kadın hastalarda cilt, karın, kilo, göğüs, bacak, kalça, uyluk ve ayak başparmağı: Erken hastalarda ise daha çok genital organlar, vücudu, saç dökülmesi ile ilgili sorunlarla karşılaşılmaktadır. Hastalar şikayetleri belirtmekten utandıkları için ya da bunları ruhsal bir sorun olarak görmedikleri için doktora başvurmaları geç dönemde olmaktadır ve literatürde az çalışılmış bir yer kaplamaktadır.  Aslında yaygın bir hastalıktır ancak yeterince tanınmamasının yanı sıra bu hastalık anca 1980 yılında DSM-III’te dismorfofobi* adı ile kendine sınıflandırmada yer bulmuştur. Ayrıca çoğu hasta tedavi edilmeden bırakılmaktadır.

*=dismorfia Yunanca çirkinlik anlamına gelmektedir.

Çok fazla kendine odaklanma, negatif vücut değerlendirmesi, görünüşüne karşı olan tepkileri doğru şekilde değerlendirmedeki zayıflık ve negatif değerlendirilme korkusu hastanın kendine olan güveni azaltır. Hastada “Eğer ben kusurluysam tüm hayatım boyunca yalnız kalacağım” düşüncesinin oluşmasına neden olur.  Artık hasta günün birkaç saatini sahip olduğunu düşündüğü bu bozukluğu saklamak ve kamufle etmek için harcamaya başlar.

BDB, depresyon, obsesif komposif kişilik bozluğu gibi birçok bozuklukla birlikte görülebilir ayrıca obsesif komposif kişilik bozukluğu ve anoreksiya nevroza ile büyük ölçüde örtüşmektedir.  Yapılan bir araştırmada komorbite oranı %30 olarak bulunmuştur. Ancak unutulmamalıdır BDB, obsesif komposif kişilik bozukluğunun klinik bir şekli değildir. Çünkü BDB hastalarında daha zayıf içgörü, daha yüksek intihar denemeleri vardır ve depresyon ile eştanısı daha yüksektir. Çoğu zamanda eştanı olarak madde kullanımı olduğu ve BDB’a bağlı olarak da madde kullanımı görüldüğünü unutmamalıyız. Ayrıca bir çalışmada BDB hastalarındaki intihar oranları ve intihar düşüncelerinin çok yüksek olduğu gösterildi.

Bu hastalık kişinin sosyal hayatını alt üst edecek kadar ilerleyebilir ve hastanın kendini eve hapsetmesine, intihara kadar varabilir. Başta kişiyi huzursuz edecek, yaşam kalitesini düşürecek kadar iken ilerleyici olması kişiyi okulu, işi bırakmaya, sadece karanlıkta dışarı çıkmaya kadar sürükleyebilir.

 Bu hastalar, psikiyatrislerden daha çok plastik cerrahlara, iç hastalık uzmanlarına ve dermatologlara başvururlar. Buradan da anlaşılacağı gibi birçok branşı ilgilendiren bir bozukluktur ayrıca bu yüzden ülkemizdeki sıklığı hakkında kesin bir rakam yoktur. İstismara uğrayan veya çocukluk çağında alay edilen çocuklarda; yalnız yaşayan ve bekar olan erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır.

Hastalar kaçınma davranışı göstererek ya da düşündükleri bozukluğu kamufle ederek bir süre için olduğu durumu hafifletirler. Sadece aynalardan değil görünümü yansıtan tüm eşyalardan uzak durmaya başlarlar ve bu kaçınma davranışı ile sosyal fobiklere benzerler.

Ancak ilerleyen dönemde artık bunlarda yeterli gelmemektedir. Hastalar artık insanlardan, sosyal ortamlardan, görünüşünün değerlendirilebileceği durumlardan kaçınmaya başlarlar çünkü kendisine görünüşü hakkında soru sorulabileceğini veya bu bozukluğun diğer insanlar tarafından fark edebileceklerini düşünürler. Ve onlara göre bu inançları kesinlikle doğrudur.

Anorektikler kendilerinin fazla kilolu olduklarını düşünürlerken BDB hastalarında ise genel beden imgesi bozukluğu yoktur: Sosyal fobikler de ise abartılan beden kusurları yoktur, kalabalıktan uzak durdukları sürece rahattırlar ve kaygılarının anlamsız olduğunu bilirler. Hastaların %12’de yeme bozukluğu ve BDB birlikte görülmektedir ve bu iki bozukluk üst üste biniyor ve ağırlıkla ilgili olmayan vücut imajı kaygıları ortaya çıkıyor.

BDB’da ise daha öncede değindiğimiz gibi hastalar için düşündükleri anlamsız değildir ve sosyal ortamlardan kaçınmaları onları yine de rahatlatmaz. Hastalara görünüşleri ile ilgili olumlu sözler söylesek de bunun çok faydası olmaz, hastalar bunu bir teselli olarak görür ve kendi düşüncelerini değiştiremezler veya güçlükle bunun psikolojik bir kusur olduğuna ikna edilirler. Sıklıkla diğer insanların kendi görünüşleri hakkında konuştuğuna ve güldükleri hakkında sanrılar görürler.

Etiyolojisi

BDB’nun karmaşık bir etiyolojisi vardır çünkü çoklu biyolojik, psikolojik, sosyal-çevresel faktörler gelişmesinde ve bakımda rol oynamaktadır. Orbitofrontal cortex ve anterior cingulate cortexteki beyin anormallikleri, asimetrik nucleus caudatus ve beyaz madde hacminin artması, BDB’nun patofizyolojisinde yer alan bazı biyolojik faktörlerdir.

BDB’nun Tedavisi

Hastalarda serotonin öncülü olan triptofan aminoasiti kısıtlı diyet uygulandığında belirtilerin attığı görüldüğü için tedavisinde Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ve psikoterapi olarak bilişsel davranışçı tedavi (BDT) ilk basamak olarak kullanılmaktadır.

SSRI daha çok çocuk ve ergen gruplarında etkili görülmüştür. SSRI uzun süreli tedavi olarak ve yüksek dozda kullanılır. Ayrıca SSRI ilaçlarının kesilmesi sonrasında hastalığın tekrarlama riski anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bir çalışmada, etkili bir şekilde SSRI tedavisini bırakan hastaların %87’sinde sonraki 6 ay içinde tekrarlama oranı %8 olarak bulundu. Ancak SSRI alınırken BDT almanın da tekrarlama riskini azalttığı hala tam olarak bilinmemektedir.

BDT ise en ampirik desteklenen tedavidir ve zamanın kısıtlı olduğu durumlarda semptom odaklı kullanılır. Bu iki tedavi seçeneğini tek başına değerlendirildiğinde BDT’nın daha etkili olduğu görülmüştür. Daha ağır olan hastalarda ise iki tedavinin birlikte kombine olarak kullanılması önerilmektedir.
Son 20 yılda birçok çalışma yapılmasına rağmen tedavide bilgiler hala yetersizdir.

Kaynakça:

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25150563
  2. https://toad.halileksi.net/sites/default/files/pdf/beden-imgesi-bas-etme-stratejileri-olcegi-toad.pdf
  3. http://www.dusunenadamdergisi.org/Ing/DergiPdf/DUSUNEN_ADAM_DERGISI_1393bcf75a964a2883eb706bd443c3ad.pdf
  4.  https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/115070

Yazar: Binnur Şan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.