Uterus Nakli

Uterus Nakli

Günümüzde canlı donörlerden alıcılara yapılan uterus nakilleri sayesinde başarılı doğumlar gerçekleştirildiğini biliyor muydunuz? Kulağa çok garip geldiğini biliyorum. Çünkü uterus nakli çok nadir yapılan bir transplantasyon işlemidir ve hepimizin de bildiği üzere transplantasyonların yalnızca yaşam kurtarıcı durumlarda yapılır. İşte uterus nakli burada diğer transplantasyonlardan ayrılmaktadır çünkü hayat kurtarmak için değil yaşam kalitesini artırmak daha doğrusu uterus faktörüne bağlı infertiliteyi derman olmak için gerçekleştirilmektedir.

  İnfertilite birçok nedene bağlı oluşabilir ancak uterus faktörüne bağlı infertilite, çoğu zaman tedavi edilemiyor bu yüzden uterus nakli bu açıdan büyük önem arz ediyor ve hastalara ek başka bir seçenek bırakıyor. Uterus naklinden önce biraz diğer seçeneklere değinelim. Aslında sadece 2 ek seçenek mevcut. Bunlar; taşıyıcı annelik ve evlat edinme… Taşıyıcı annelik şu anda birçok ülkede yasadışı olarak kabul görmektedir ve çoğu toplumda annelik çocuk taşımak ve doğurmak olarak kabul gördüğü için uterus nakli daha göz alıcı seçenek olarak yer almaktadır.

  Uterus Naklinin Tarihçesi

Şimdi asıl konumuz olan uterus naklinin tarihçesinden biraz bahsedelim: İlk uterus nakli 2000 yılında Suudi Arabistan’da gerçekleşmiş ancak 3 ay sonra uterus nekrozuna bağlı pıhtı nedeniyle nakledilen bu uterus, cerrahi yolla çıkarılmıştır. Tabi ki bu denemeden önce 70’li yıllarda da insan dışı primatlarda da uterus nakli çalışmaları yapıldı ama IVF*(in vitro fertilizasyon) ortaya çıkışından sonra bir süre uterus nakli ilgisini kaybetti. Ancak bu deneme başarısızlık ile sonuçlansa da yıllar sonra tekrar dikkatleri üzerine çekti ve 2. uygulama 2011 yılında bir Türk ekibi tarafından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastadan alınan uterus, daha sonra bahsedeceğimiz bir uterus nakli endikasyonu olan Mayer-Küster-Hauser (MRKH) sendromuna sahip başka bir hastaya başarılı bir şekilde nakledilmesine rağmen başarılı bir hamilelik görülmedi. Ama bu 2. uygulama, uterus naklinin başarılı bir teknik olduğunu kanıtladı. Daha sonra ise 2013 yılında İsveç’te 9 canlı donörden uterus nakli gerçekleştirildi. Dönerlerin hepsini alıcıların yakın akrabası olarak nitelendirebiliriz.  2 hastada ilk aylarda yine pıhtı nedeniyle uterus geri alınması gerekmesine rağmen kalan 7 hasta, kendiliğinde adet görmeye başlamış ve iki alıcı embriyo transferi ile gebe kalmıştır. Böylece ilk uterus nakli sonrası canlı doğum 2014 yılında İsveç’te olmuştur.

IVF*: Halk arasındaki adıyla tüp bebek; bir yumurtanın sperm tarafından, vücut dışında (in vitro) sunî olarak döllenmesi sürecidir.

Uterus Nakli Yaklaşımları

2006 yılında ise Dr. Del Priore uterus nakli hakkında bir yaklaşım oluşturdu. Bundan kısaca bahsedecek olursak; ilk olarak yakın akrabalık barındırmayan alıcı ve donör arasında uterus nakli gerçekleştiriliyor. Daha sonra gebelik oluşturması sağlanıyor ve gebelik boyunca anti-rejeksiyon ilaçları kullanılıyor. Ve son olarak doğumla birlikte nakledilen uterus geri alınıyor. Ancak bu yöntemde birçok kusur mevcuttur. Anlaşılacağı gibi bu yöntem geçici bir tekniktir ve gebelik sırasında kullanılan anti-rejeksiyon ilaçların fetal üzerindeki etkileri yarar/zarar ikilemini akla getirmektedir. Ayrıca bu ilaçların fetale etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu durum da başka etik bir problem ortaya çıkarmaktadır.     

Birkaç yıl sonra ise Dr. Brannstörm, başka bir yaklaşım ortaya attı. Bu yaklaşımda ise aralarında yakın akrabalık barındıran alıcı (anne veya yaşça büyük abla) ve donör arasında uterus nakli gerçekleştiriliyor böylelikle bu yakınlık sayesinde kullanılan anti-rejeksiyon ilaçları azalıyor ve doğum sonrası uterus geri alınmıyor. Bu açıdan büyük yarar sağlanacağı düşünülüyor.


     Uterus Nakli Endikasyonları

Peki kimlere bu uterus naklini yapıyoruz? Uterusta işlev ya da yapısal bozukluk sonucu infertilitesi olan kadınlarda bu işlem gerçekleştirilmektedir. Ve bu bozukluklar birçok nedene bağlı ortaya çıkmaktadır ama biz kısaca en sık görülenlerden bahsedelim ve aynı zamanda uterus naklinin son derece nadir yapılan bir transplantasyon çeşidi olduğunu unutmayalım. İlk olarak bu nedenler konjenital ve sonradan kazanılmış olarak sınıflandırılıyor. Kazanılmış nedenler arasında en sık olan Leimyomadır. Uterusda gözüken bening tümörler Leimyoma olarak adlandırılır. Leimyoma uterus anatomik yapısını bozarak gebeliğe uygunsuz ortam yaratırken aynı zamanda uterus kasılmalarını arttırarak spontan düşüklere sebep olmaktadır. Ayrıca cervix kanserleri, endometriozis, Rokintansky sendromu da kazanılmış nedenler arasında mevcuttur. Konjenital nedenler arasında ise en sık 5000 doğumda bir görülen, uterusun ve vajinanın üst 2/3’lük kısmından konjenital aplazisi olan MRKH sendromudur.

  Şu anda uterus nakli çokça etik sorun barındırması rağmen başta Japonya olmak üzere birçok ülkenin vatandaşlarının %80’i etik olarak kabul etmektedir. Daha öncede değindiğimiz gibi uterus transplantasyonu insanların yaşamlarını kurtarmak için değil yaşam kalitelerini arttırmak amacıyla yapılmaktadır. Bu açıdan diğer transplantasyon çeşitlerinden daha büyük etik ikilemler barındırmaktadır. Transplantasyon öncesi ise hastaların psikolojik değerlendirilmesi ve operasyon sonrasında da sürekli duygusal destek sağlanması gerekmektedir. Ayrıca donöründe bu durumdan olumsuz etkilenmemesi de büyük önem arz ediyor.  Nereden tutarsak tutalım her ucu keskin bıçak…

Kaynakça

1-https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/84261

2-https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/688523

Not: Bu yazımızda kullanılan görseller kaynakçada makalelerin yardımıyla özel olarak hazırlanmıştır.

Yazar: Binnur Şan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.