Cumhuriyetle Başlayan    Antropoloji

Cumhuriyetle Başlayan Antropoloji

   Antropoloji bilim dalının ülkemizdeki gelişim sürecini izlerken Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihini bir başlangıç noktası olarak alabiliriz. Antropolojinin, özellikle fizik antropoloji ilgi alanında gerçekleştirilen çalışmaların aslında Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt olması bir tesadüf değildir. Kurtuluş Savaşı’nın ardından modern bir Türkiye’yi oluşturma çabalarının temelinde yatan fikir Ulu Önder Atatürk tarafından çok net biçimde belirlenmişti; hedef bilim alanında çağdaşlığı yakalamak ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaktı. İşte, bu nedenledir ki 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli atılırken aynı zamanda bilimin her alanında yoğun bir seferberlik başlatıldı.

Anadolu’da her şey cumhuriyetle başlamamıştı. Eski bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurulsa da, Atatürk bu topraklarda vaktiyle yeşerip gelişmiş olan uygarlıkların ve toplumların da bilincindeydi. Bu uygarlıkların ve onları yaratan eski Anadolu halklarına ait iskelet kalıntılarının gün ışığına çıkarılmasında iki bilim dalına özel bir görev vermişti: Arkeoloji ve antropoloji. Bu bağlamda yerli ve yabancı birçok bilim insanıyla temas kurmuştu.

Türk Antropoloji Enstitüsü, Cumhuriyetimizin ilanından iki yıl sonra bizzat Atatürk’ün talimatı üzerine 1925 yılında İstanbul’da kuruldu. Başkanlığına da Ord. Prof. Şevket Aziz Kansu getirildi. Bu Enstitü 1929 yılına kadar Haydarpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde faaliyetini sürdürdü.

1930 yılından itibaren Antropoloji, İstanbul Üniversitesi’nin eğitim ve öğretim programlarında resmen yer aldı. Cumhuriyetimiz kurulduktan hemen sonra her alanda olduğu gibi Antropoloji alanında da araştırmalar yapmak ve yenilikleri izlemek üzere genç Türk bilim insanları yurt dışına gönderilmeye başlandı. Burslu olarak fizik antropoloji alanında doktora yapmak üzere 1927 yılında Paris’e gönderilen Dr. Şevket Aziz Kansu, orada ‘’Ecole Pratique des Hautes Etudes’’’de Prof. Dr. George Papillaut’nun yanında doktora çalışmalarına başladı ve Yeni Kaledonyalıların alt çenelerini konu alan bir tez hazırladı. ‘’Diplome des Sciences Anthropologiques’’ sertifikasını aldıktan sonra 1929 yılında yurda döndü. İstanbul Tıp Fakültesi’nde 1929-1932 yılları arasında fizik antropoloji dersleri vermeye başladı. 1933 yılında Türk Antropoloji Enstitüsü Tıp Fakültesi bünyesinden ayrılarak Atatürk’ün isteği doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne taşındı. Kansu, burada 1933-1935 yılları arasında fizik antropoloji ve etnoloji derslerini okuttu. 1935 yılında Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kurulduğu zaman Kansu, tüm koleksiyon ve araştırma ekibiyle ulu önder Atatürk’ün önerisi üzerine Ankara’ya taşındı

  Fizik antropoloji alanında yurt dışına gönderilen ikinci bilim adamı Ord. Prof. Dr. Muzaffer Süleyman Şenyürek oldu. Şenyürek ABD’de Harward Üniversitesi’ne 1934 yılında Prof. Dr. E. Hutton ile çalışmak üzere gönderildi. Yurtdışına gönderilenler arasında   Türk Tarih Kurumu’nun Asbaşkanı Afet İnan da bulunuyordu. Kendisi 1936-1938 yıllarını kapsayan bir araştırma için Cenevre (İsviçre) Üniversitesi’ne Prof. Dr. Eugene Pittard’ın yanında çalışmak üzere bizzat Atatürk’ün isteği üzerine gönderildi.

Son tahlilde bugün biyolojik antropoloji alanında dünya ölçüsünde saygın bir yere ve Hacettepe ile Ankara Üniversitelerinde Anadolu eski insan toplumlarına ilişkin zengin bir iskelet koleksiyonuna sahip bulunuyorsak, ulaştığımız bu düzeyi Cumhuriyetimizin kuruluşuyla başlayan bilimdeki seferberlik anlayışına borçluyuz.

Kaynaklar:

https://www.researchgate.net/profile/Gueluesan_Oezguen/publication/291340122_TURKIYE_FIZIKSEL_ANTROPOLOJI_CALISMALARI_BIBLIYOGRAFYASI_1930-2014_Bibliography_of_Physical_Anthropology_Studies_in_Turkey_1930-2014/links/56a0d48408aee4d26ad8af36.pdf

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/181757

https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/60080218/ataturkun_olumunun_62._yilinda_cumhuriyet_turkiyesinde_bilimsel_gelismeler_sempozyumu20190722-88323-1hcc0u6.pdf?1563802064=&response-content-disposition=inline%3B+filename%3DHACETTEPE_UNIVERSITESI_Ataturk_ilkeleri.pdf&Expires=1601026957&Signature=fOYNVEOL-h7UhHcu4xBsZhvmhbM-haVz9TmHDYxXhs64S~GsU5VGY1O~PpBIssa2~S6rr6Yk2XqAEV30xkgWu0rqsd4hQsJ62Mc5NJ7U0WthVVIZNGzD4rsNwQi5IhHY2-nrzByudnPcPtw3K2Rc1XAKtQyBlrjDFdE8LAZrjQ39YEnxlfND6-IYpIAt1kH-e2PnrovV0nIXKULonvGn9SGwD6USCeoCdjXdsAQ9OWZ2mid2PY8PhDDDQesQfNODHGR0nr~Z~TBaJW8MxapHduSTQS1iXsT8sp~sopIMMzDWqtQdxWYTKXtUfbEHsUSUcY8QlzODR-EXz9oHrG7bMQ__&Key-Pair-Id=APKAJLOHF5GGSLRBV4ZA#page=123https://d1wqtxts1xzle7.cloudfront.net/60080218/ataturkun_olumunun_62._yilinda_cumhuriyet_turkiyesinde_bilimsel_gelismeler_sempozyumu20190722-88323-1hcc0u6.pdf?1563802064=&response-content-disposition=inline%3B+filename%3DHACETTEPE_UNIVERSITESI_Ataturk_ilkeleri.pdf&Expires=1601027093&Signature=CfqfdzxVks4mnNbQFRdn7bhUpSC-0d5DDeoArJzmEeyfcj9k5afFif9AwR0aRw1ed9gAN5UcJTNz6PYJJmTF0CTJ1rBBBEpfcvD6QOY5YbX2q1G7lNkn1pVG-z8GDy5zpn8ocwBaII4O0lmEXq5N-5TgIk5JmyomZqbfO3V4SOHQINEtetXtXXvL9Qt5JSYqN7BpzYX81-yZi3bMwmX7sSKfwRkNVmPYzV1l20QmvYv0JM7W3hkndyj5HX5Ma3Wc4Ry-gQaJooE6U-b2pW0vNJVjG3I~kVLwQJ69B-zxVVSoz8RNRY8DiHYOgLlVyEc9phwOIGz15ofg8ib-YBvVbg__&Key-Pair-Id=APKAJLOHF5GGSLRBV4ZA#page=123

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.