BİYOTERÖRİZM ve BİYOLOJİK SAVAŞLAR

“Homo homini lupus.”

Yani Thomas Hobbes der ki ; “İnsan insanın kurdudur.”

Onun görüşlerine göre insanoğlu doğası gereği bencil olmak zorundadır. Daha yüksek bir mertebeye erişmek için insanlar etik gözetmeksizin ellerinden gelen her şeyi yapabilirler.Düşününce doğal hayat şartlarında da eşit olarak yaratılan insanlar, zekâlarını ve bir bakıma kendilerini diğerlerinden daha üstün pozisyona getiren değerleri kullanarak kendilerini korumak zorundalar. Bunun için süperego kavramını biraz göz ardı edersek idlerinin etken olmasıyla her şeyi yapacak potansiyele gelebilirler. Aynı zamanda Hobbes’a göre insanoğlunun hayatını biçimlendiren iki temel içgüdü vardı. Bunlardan biri ölüm korkusuyken diğeri de güç kazanma arzusudur. Güç kazanma arzusundan dolayı insanlar eşit olmalarına rağmen biri öteki üzerinde egemenlik kurmak istemekte ve kendi gücünün sınırlarını aşarak ötekinin sınırlarını kısıtlamaktadır. İşte siyasal, ekonomik, dini nedenlerden ötürü sivil halka ve mevcut olan yönetime ya da hükümete zarar vermek amacıyla kullanılan biyoterörizm de kendini bu şekilde yüceltmeye çalışan toplulukların oyuncağı olmuştur. Peki biyoterörizmin tanımını tam olarak nasıl yaparız? Sizce biyolojik savaş ile biyoterörizm aynı anlama mı gelmektedir?

Microbiology

Hayır, ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Biyoterörizm; mikroorganizmalar ve toksinlerin, kısacası biyolojik ajanların canlı ölümlerine sebebiyet vererek halk içerisinde kaos ortamı yaratıp hastalığın yayılmasını sağlamak için çeşitli kişiler ve gruplar tarafından sivil halka karşı kullanılmasına denilmektedir.  Biyolojik savaş ise askeri güce karşı olarak yapılmaktadır. Birinde hedef olan masum halk iken diğerinde hedef askeri güçtür.

Kitle imha silahı kategorisinde de bulunan biyolojik silahlar; kimyasal, nükleer ve radyolojik silahlar kadar tehlikelidir. Biyolojik silahlar içerdikleri mikroorganizmalar sayesinde çok kolay ve hızlı şekilde geniş coğrafyalara yayılım gösterip daha çok canlının hastalık etkenine yakalanmasına neden olduğu için günümüz dünyasında hala mevcut tehlikelerden biridir. Aynı zamanda kolayca ve az maliyetle çok miktarda üretilmeleri, taşınmalarının kolay olması, arkalarında iz bırakmamalarından dolayı diğer kitle imha silahlarına karşı bir nebze daha avantajlı hale gelmiştir diyebiliriz.

ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırıları sonrasında çeşitli kurum ve kuruluşlara şarbonlu mektup gönderildiğini hatırlarsınız. Bu sadece biyoterörizmin küçük bir örneği…

#letter

Aslında biyoterörizmin ve biyolojik savaşların çıkış öyküsü çok daha eski zamanlara dayanmakta. Biyolojik savaşların tarihini ele alacak olursak ilk olarak ne zaman kullanıldığı kesin olmamasına rağmen geçmişte Asurlular, çürümüş çavdarlarda oluşan bir çeşit mantarı düşman devletlerinin su kaynaklarına karıştırmışlardı. Başka bir örnek olarak Atinalı Solon Krissa kentini kuşatmak amacıyla ishal yapıcı bir bitkiyi kullanmıştır. Ama şu ana kadar kayıtlara geçmiş en büyük biyolojik savaş etkeni ‘Yernisia Pestis’ kullanılarak Kaffa Kuşatması’nda veba yayılmasına neden olunmasıdır. Bunun yanında tarihte vebalı cesetlerin bile birçok kez biyolojik silah olarak kullandığını görebiliriz. 15. yüzyıl sularında Pizarro’nun gerçekleştirmiş olduğu Latin Amerika’nın fethinde de orada yaşamakta olan yerli halka çiçek virüsü bulaştırılmış kıyafetlerin hediye olarak verilmesi sonucunda Pizarro’nun zaferini gerçekleştirdiği söylenir. 1710 yılında Ruslar da vebadan ölmüş olan birçok insan cesedini İsveç’te vebanın yayılması için kullanmışlardır. 1797 yılında İtalya seferine çıkan Napolyon Bonaparte , bataklık ateşi hummasıyla Mantualıları hasta etmeye çalışmıştır. Daha yakın tarihte 1. Dünya Savaşında Almanlar, Rusya’nın St.Petersburg şehrinde veba salgınını, İtalya’da kolera hastalığını yaydıkları söylentisi dolaşmaktadır.

scientist working at the laboratory

ABD’de bruselloz, şarbon, botulizm, Venezuella at ensefaliti, tularemi ve Q-humması etkeni olan mikroorganizmaları biyolojik silah olarak kullanmayacaklarını söyleyen açıklamalar yapılmıştır. (1969).  Irak’ın 1974 yılında Al Hazen’de Clostridium botulinum, Bacillus sporları ve influenza virüsünü yayacak şekilde bir program yapıldı. Biyolojik silahların kullanımıyla ilgili Cenevre Protokolü (1925)  ve Bakteriyolojik (Biyolojik) ve Toksin Yapısındaki Silahların İmali, Geliştirilmesi ve Depolanmasını Yasaklayan ve İmhasını Söz Konusu Eden Konvansiyon Sözleşmesi 1971 yılında ülkelerce imzalanmış olmasına rağmen Körfez savaşı sonrasında Irak yetkilileri 19.000 litre yoğunlaştırılmış botulinum toksini ürettiklerini kabul etmişlerdir. Yani geçmişten günümüze kadar olan süreçte biyoterörizmin ve biyolojik savaşın birçok örneğini görmüş olduk. Ne kadar anlaşmalar çerçevesinde kulanılmadığı dile getirilse de günümüz toplumunda yanlış grupların eline geçtiği zaman tehlikeli sonuçlara mal olacaktır.

Mask - biological warfare

Peki potansiyel biyoterör ajanları nelerdir? Hangi faktörlere bakarak biyolojik ajanları seçiyorlar?  Biyolojik ajanların ; infektivite durumu , virulansı , toksisitesi , patojinetesi , inkübasyon periyodu , bulaş şekli , mortalitesi  gibi bazı özellikleri biyolojik silah ve biyoterör ajanı olarak kullanılabilme potansiyelini arttırır.  Günümüzde de birçok biyoterör ajan vardır. Bunları sınıflandırırırsak:

  • Bakteri olanlar : Bacillus anthracis , Yersinia pestis , Francisella tularensis , Coxiella burnetti , Brucella spp. Burkholderia , mallei/pseudomallei , Rickettsia prowazekii , Chlamydia psittaci , Salmonella spp. ,Shigella dysenteriae, Cryptosporidium parvum.
  • Virus olanlar : Çiçek , Kanamalı ateş etkeni virusler (Ebola ,Marburg , Lassa , Junin,Machupo ) , Venezuella at ensefaliti , Doğu at ensefaliti , Batı at ensefaliti , Alfavirusler.

 Biyolojik toksin olanlar: Botulinum toksini, Stafilokokal enterotoksin B (SEB), T-2 mikotoksini, Risin toksini diyebiliriz.

Yayılma şekilleri de:

  • Gıdalar ya da suların kontaminasyonuyla insanları enfekte edebilirler.
  • Bit, pire , sivrisinek , kene ve benzeri vektörler aracılığıyla insanlara bulaş sağlanabilir.
  • Aerosol bulutu oluşturularak kurbanların inhalasyon yoluyla solunması sağlayarak yayılabilir.

Buna ek olarak da Hastalık Kontrol Merkezi (Centers for Disease Control and Prevention, CDC) potansiyel olarak biyoterör veya biyolojik silah ajan olarak kullanılabilecek biyolojik ajanları üç kategoride (Kategori A, B, C) gruplandırmıştır. A grubu en tehlikeli biyolojik ajanlardan oluşmaktadır. Çünkü yayılımı aşırı kolay bir şekilde gerçekleşir ve mortalitesi yüksek olup halk sağlığı açısından büyük risk yaratmaktadır. Bununla sınırlı kalmayıp halkta paniğe neden olurlar.

  • Variola majör -Çiçek
  • Bacillus anthracis- Şarbon
  • Yersinia pestis-Veba
  • Clostridium botulinum toksini- Botulizm
  • Francisella tularensis- Tularemi
  • Filovirüsler (Ebola, Marburg)- Viral Kanamalı Ateş
  • Arenavirüsler (Lassa, Junin, Machupo)- Viral Kanamalı Ateş

Bu kategoriye ait biyolojik ajanlardır.

Danger

Kategori B ise A kadar riskli olmasa da en riskli ikinci gruptur ve A’ya göre ölümcüllüğü daha düşüktür.

KATEGORİ B:

  • Coxiella burnetti-Q Ateşi
  • Brucella spp.-Bruselloz
  • Burkholderia mallei/pseudomallei- Ruam/Meliodioz
  • Alfaviruslar (Venezuella ,doğu ve batı at ensefalomiyeliti) -Ensefalit
  • Toksinler (Risin, Clostridium perfringens toksini,SEB)-Toksik sendromlar
  • Rickettsia prowazekii-Tifus
  • Chlamydia psittaci-Psittakoz
  • Salmonella spp. -Salmonellosis (Bağırsak Enfeksiyonu)
  • Shigella dysenteriae -Dizanteri
  • Escherichia coli O157:H7 (Koli Basili)- Gıda zehirlenmesi
  • Cryptosporidium parvum- Cryptosporidiosis
  • Vibrio cholerae—Kolera

Bu gruptaki ajanlara örnektir.

*Kategori C ise gelecekte biyolojik silah olarak kullanılabilecek, üretimi ve yayılımı kolay olan, yüksek oranda hastalığa ve ölüme sebep olabilecek biyolojik ajanların bulunduğu gruptur.

  • Nipah virüsü
  • Hantavirüs
  • Kene kaynaklı kanamalı ateş virüsleri
  • Kene kaynaklı ensefalit virüsleri
  • Çok ilaca dirençli Mycobacterium tuberculosis

C grubundaki biyolojik ajanlara örnektir.

Danger

Kısacası; biyolojik silah olarak kullanılabilecek çok sayıda ajan vardır. Hatta güvenlik ve istihbarat uzmanları birçok hastalığın artık bu şekilde teröristlerce rahatlıkla yayılabileceğini Türkiye dâhil bütün ülkelerin bu duruma karşı tedbirli ve hazırlıklı olmak zorunda olduğunu belirtiyor. Böyle bir durumun gerçekleşmesi durumunda yapılması gerekilenlerle ilgili planlar oluşturulmalı ve halk bilinçlendirilmelidir. En azından doğrudan böyle bir durumun gerçekleşmesine engel olunamasa bile eldeki imkânlarla durumdan en az zararla nasıl kurtulabileceğimiz düşünülmeli buna yönelik çeşitli uygulamalar da yapılmalıdır diyebiliriz.

O zaman bilinmeyen bir yerden adınıza mektup geldiğini düşünün. Hemen mektubu merakla açar okur muydunuz yoksa açmamanız gerektiğini mi düşünürdünüz? Ya peki içerisinde Bacillus anthracis yani şarbon etkeni varsa? 11 Eylül olaylarından sonra Amerika’da içine tebeşir tozu koyulup arkadaşlarına şarbonlu mektup şakası yapan insanların para cezasından tutun hatta hapis cezasını aldığını duyunca mektubu hemen açmama fikri güvenlik açısından da düşünüldüğünde insana daha da cazip geliyor olsa gerek.

İLERİ OKUMA ve KAYNAKÇA:

*Biological warfare, bioterrorism, and biocrime ,H J Jansen 1, F J Breeveld, C Stijnis, M P Grobusch , Clin Microbiol Infect ,2014 Jun;20(6):488-96. doi: 10.1111/1469-0691.12699. PMID: 24890710 PMCID: PMC7129974 DOI: 10.1111/1469-0691.12699

*[Bioterrorism: data of a recent history of risks and uncertainties] , Dora Rambauske Cardoso 1, Telma Abdalla de Oliveira Cardoso , Cien Saude Colet . 2011;16 Suppl 1:821-30. doi: 10.1590/s1413-81232011000700013. PMID: 21503429 DOI: 10.1590/s1413-81232011000700013

*Bioterrorism and bioterrorism preparedness: historical perspective and overview , Nancy Khardori 1 , Infect Dis Clin North Am , 2006 Jun;20(2):179-211, vii. doi: 10.1016/j.idc.2006.03.007.PMID: 16762735 DOI: 10.1016/j.idc.2006.03.007

*History of biological warfare and bioterrorism ,V Barras 1, G Greub , PMID: 24894605 DOI: 10.1111/1469-0691.12706, Clin Microbiol Infect , . 2014 Jun;20(6):497-502. doi: 10.1111/1469-0691.12706. 

*Biowarfare, bioterrorism and biocrime: A historical overview on microbial harmful applications ,Manuela Oliveira 1, Gabriella Mason-Buck 2, David Ballard 2, Wojciech Branicki 3, António Amorim 4,, Forensic Sci Int , 2020 Sep;314:110366. doi: 10.1016/j.forsciint.2020.110366. Epub 2020 Jun 20.PMID: 32683271 PMCID: PMC7305902 DOI: 10.1016/j.forsciint.2020.110366

*Public health and bioterrorism: renewed threat of anthrax and smallpox, Arūne Wallin 1, Zivile Luksiene, Kestutis Zagminas, Gene Surkiene , PMID: 17485954, Medicina (Kaunas). 2007;43(4):278-84.

*https://emergency.cdc.gov/bioterrorism/

*https://emergency.cdc.gov/agent/agentlist.asp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.