Dee Dee Blanchard Cinayeti ve Münchausen Sendromu

Dee Dee Blanchard Cinayeti ve Münchausen Sendromu

Kapak fotoğrafı Kaynağı: Metro
Dee Dee Blanchard ve
Gypsy Rose Blanchard

Münchausen Sendromu, adını 18’inci yüzyılda yaşamış olan Baron Munchausen’dan alır. Karl Fredrich Von Munchausen Alman baronuydu ve Rus ordusunda süvari olarak çalışıyordu. Rusya – Osmanlı Savaşı dönüşünde halka ve arkadaşlarına, kahramanlıkları üzerine akıl almayacak öykülerden bahsediyor ve kendini savaşlardaki en yetenekli baron olarak gösteriyor, hikâyeleri süslüyor ve abartıyordu. Öyküler bir süre boyunca oldukça fazla abartıldı ve yayıldı ki, sonunda yalan olduğu ortaya çıktı. Munchausen sendromu ise ismini buradan alarak, yalan hastalık öyküleri anlatan kişileri tanımlayan sendroma isim olarak verildi. Sendromun isim babası da 1951 yılında hastane hastane dolaşıp gereksiz yere tedavi almak isteyen bir grubu tanımlamak için kullanan Doktor Asher’di. Munchausen sendromu, hastanın gerçek olmamasına rağmen ruhsal ya da fiziksel sorunu varmış gibi davrandığı bir çeşit yapay bozukluktur diyebiliriz. Bu kişiler hasta olmadıkları halde hasta taklidi yaparak ya da kendilerini yaralayarak hastanede tedavi görmek istiyorlar. Aslında amaçları hastanede kalarak doktor, hemşire ve diğer görevlilerden ilgi görmektir. Sağlıklı yollardan göremediği ilgiyi sağlık kurumlarından görmeye çalışırlar. Birçok kez hastaneye yatan ve ameliyat olan bu sendroma sahip olanların acı verici tedavi yöntemlerinden kaçınmadıkları hatta zevk aldıkları biliniyor. Terimsel olarak tanımlamak gerekirse “Fizik Semptomlu Düzmece Bozukluk” denilebilir. Bu kişiler belli bir miktar tıp bilgisine sahip oldukları için kendilerine doktorları inandıracak kadar belirtileri yaratarak hastaneye başvururlar. Israrcılıkları, oyunculukları ve bir miktar tıp bilgileriyle ileri düzey gözlemcileri bile yanıltabilirler. Gerçekte olmayan hastalıkları var ederek birçok vakada inanılmaz farklı olayları mümkün kılmışlardır. Bunların arasında kendilerini hasta gösterebilmek için boğazlarını keskin bir aletle yaralayıp kan yutmak veya anal-vajinal mukozalarını delmek gibi farklı akıl almaz yöntemler kullanırlar. Hatta idrar testi istendiğinde gizlice parmaklarını kesip idrara kan veya dışkı bulaştıracak kadar ileriye gidebilirler. Örneğin, acil servislere yapılan başvurulan en az yüzde 20’sinin bu hastaların aslında hasta olmadığı ancak hasta taklidi yaptığı belirtiliyor.

Bu sendrom “hastalık hastası” dediğimiz kişilerle karıştırılmamalı. Çünkü, bu kişiler aslında sağlıklı oldukları konusunda doktorlarla hemfikirler…Hastalık hastaları kendilerini gerçekten hasta edebilirler bu bir çeşit ters placebo etkisidir. Unutmamak gerekir Munchausen sendromu, bir kişilik bozukluğudur ve istatistiklerin gösterdiğinden daha yaygın olarak karşımıza çıkar. Munchausen sendromunun komplikasyonları, ölüm ya da intihar da dahil ciddi sorunlara yol açabilir. Teşhis ve tedavi zordur çünkü hasta bir süre sonra doktor ya da hastane değiştirebilir. Ama yine de kişi gerçekten ağır bir hastalığa yakalanır, psikolojik tedavi görür veya hayatta gerçek bir motive kaynağı bulursa tedavi mümkün olabilir.

Bir de bu sendromun daha korkunç Proxy modeli vardır.


Munchausen by Proxy Sendromu

Kişi bir başkasında aynı belirtileri yaratır ya da uydurursa, buna Munchausen by Proxy sendromu denir. Literatürde bu sendrom çocuk istismarı olarak da geçebiliyor. Çünkü bir anne ya da baba, kucağında hasta olduğunu iddia ettiği ve bazen de bilerek hastalık yarattığı çocuğuyla acil servise koşuyor. Ve çocuklar, çocuğunun hasta olduğunu iddia eden ebeveynler tarafından kullanılıyor. Sendromun bu gelişmiş versiyonu genellikle bu ebeveynin çocuğa uyguladığı şiddetle sonuçlanır.Dolayısıyla çocuklar için bu durum oldukça zorlu süreçler doğurabilir. Sorumluluğundaki “hasta” kişi için elinden geleni yapan ve hatta ani müdahalelerle onları kurtaran birer kahraman olarak çevrelerinden olumlu tepki görmek bu kişileri beslemektedir. Bu kişiler çocuğunu kaybetmemek için sabah akşam hastanede kalıp canla başla çalışan anne rolüyle çevresinde acınan ama saygı duyulan bir kişi profili oluşturur. Bu hisleri yaşamak için; çocuğunun idrar testine kendi kanını karıştıran, boya yedirip renkli kusturan, kendi insülin iğnesini sağlıklı çocuğunda kullanan, havasız bırakıp nöbet geçirten, deride kabarcık olacak şekilde kaşıyıp döküntü süsü veren, yiyecekten uzak tutup büyüme geriliğine neden olan anneler gibi birçok vaka yaşanmıştır. Hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir ancak araştırmacılar hastaların gelişimindeki biyolojik ve psikolojik faktörlerin rollerine bakıyorlar. Bazı teoriler çocukken istismar veya ihmal geçmişinin veya bir ebeveynin erken kaybının gelişiminde faktörler olabileceğini düşündürmektedir. Bazı kanıtlar, evlilik sorunları gibi büyük stresin tetikleyebileceğini göstermektedir

Son olarak maalesef Türkiye’de birçok Munchausen ve Muchausen by Proxy sendromlu kişinin bulunduğunu belirtelim. Acı tarafı Munchausen by Proxy sendromunun %10’a yakını ölümle sonuçlanmaktadır.

Çalınan Bir Hayat, Kaçış Planı ve Cinayet

Kapalı kapılar ardında neler olduğunu kimse bilemez. Eminim siz harika bir annesiniz, annenizi de çok seviyorsunuz ama hayatta bazı insanların başına korkunç şeyler gelir. Örneğin çocuğunu tekrarlayan tedaviler, enjeksiyonlar hatta gereksiz ameliyatlar sonucu sürekli hasta eden, böylece kendini fedakâr ve sevgi dolu bir kişi olarak gösteren anneler, onların kurbanı olan çocuk ya da yetişkinler… Munchausen by Proxy Sendromu diye bir şey var!

ABD’nin Missouri eyaletinde yaşayan Clauddine ‘Dee Dee’ Blanchard’ın 1993’te doğan kızı Gypsy Rose’a henüz 3 aylıkken uyku apnesi teşhisi koyulmuştu. Gypsy Rose’a konulan en hafif hastalık teşhisi bu oldu. Annesi, yakınlarına Gypsy Rose’un bedensel ve zihinsel olarak engelli olduğunu söyledi. Annesi yavaş öğrendiğini, kendi yaşını bile idrak edemeyecek bir durumda olduğunu ileri sürdüğü için yaşıtlarıyla birlikte eğitim göremediğini başta kendi ailesi olmak üzere herkesi inandırdı.

Rose yaklaşık sekiz yaşındayken, büyükbabasının motosikletinden düştü. Dee Dee onu hemen hastaneye götürdü, burada dizine küçük bir aşınmaya maruz kaldı ancak Dee Dee ikna olmadı. Kaza, açıkça çok daha kötü bir şeyle sonuçlandığını ve tekrar yürümek için Rose’un birkaç ameliyata ihtiyacı olacağını söyledi. Kızını tekerlekli sandalye ile yaşamaya alıştırdı. Kızına konulan hastalık teşhisleri artmaya başladı. Epilepsi tedavisi gören Gypsy Rose, çeşitli nedenlerle bir dizi ameliyat geçirdi. Bu süreçte tüm hayatını kızına adayan fedakâr anne, çevresindekilerin takdirini topluyordu. Hatta mücadelesi yerel gazetelere haber oluyordu. Derneklerden bağış yağıyordu. Kullandığı ilaçlar yüzünden küçük kızın dişleri döküldü. Kromozomal bozukluğu ve kas distrofisinden sonra Rose’un şimdi de işitme ve görme problemleri yaşadığını iddia etti. Ayrıca Rose’un nöbet geçirmeye başladığını iddia etti. Testler, Dee Dee’nin kızının sahip olduğunu iddia ettiği rahatsızlıklardan hiçbiri göstermediyse de nöbet önleyici ilaçlar ve jenerik ağrı ilaçları reçete ettirdi. Doktorlar hiçbir sorunu olmadığını söylese de annesi onu hasta olduğuna inandırıyordu. Gypsy Rose büyüdükçe, onu zapt etmek zorlaşmaya başladı. Evden kaçmak istedi. Bir daha kaçmayı denemesin diye annesi onu 2 hafta yatağa zincirleyerek cezalandırdı. Tek heyecanı gittiği Disney parkları ve izlediği çizgi filmler olmuştu. Doktorlara zorla tutulduğunu söylese bile annesi zihinsel engelli olduğunu iddia ederek onu geçiştiriyordu. Dee Dee, Gypsy’yi eve mahkum ederek, beslenme sondası takıp bir sürü ilaç vererek ve her gün hasta olduğunu söyleyerek bu deliliğe inandırmaya çalışıyordu. Röportajlar esnasında destek olduğunu göstermek için kızının elini tutuyor ama sanmayın ki bunun altında kontrol yok, olur da Gypsy yanlış bir şey söylerse elini sıkarak kontrol ettiği açıkça ortadaydı. Nasıl olsa döküleceğini ileri sürerek kızının saçlarını kazıyor, böylece kemoterapi gördüğü yönünde insanları inandırabiliyordu. Tüm bunlar olurken Gypsy artık çocuk bile değil bir genç kadındı.


Gypsy Rose Blanchard Kaynak: HBO

2010 yılında, Dee Dee herkese 10 yaşında olduğunu söylese de, Rose Blanchard 17 yaşındaydı. Ve hasta olmadığını biliyordu. Bir süredir biliyordu ve o zamandan beri annesinden kaçmaya çalışıyordu. Gypsy Rose’un annesi Dee Dee her ne kadar bizzat Gypsy’yi ve aile üyelerini kızın zihinsel bakımdan yeterli olmadığı yönünde inandırsa da okuma yazmayı kendi kendine öğrenebilecek kadar yetkin bir insandı aslında.

Bir gece Rose komşusunun kapısında belirdi, kendi ayakları üzerinde durdu, yardım için yalvardı. Dee Dee, yıllar boyunca geliştirdiği bir yetenek olan inandırma ve yalan söyleme yeteneği çabucak araya girdi ve her şeyi açıkladı. Dee Dee bu gibi durumlarda Rose’un aklının hastalık tarafından eklendiğini, zihinsel olarak zorlandığını veya ilaçların onun neden bahsettiğini bilmesini imkansız kıldığını söylerdi. İnsanlar sevimli doğaları ve ilham verici hikayeleri nedeniyle hep inanırlardı.

Ancak Gypsy Rose biraz daha büyüyüp interneti keşfedince tüm dünyası değişti. 2015 yılında internette sabıkası kabarık Nicholas Godejohn ile tanıştı. Ona inanan tek insan Nicholas oldu. Birlikte annesinden kurtulma planı yaptılar. Önce annesinin Gypsy Rose’u götürdüğü çocuk sinemasında tanışmak için sözleştiler. Gypsy Rose, Haziran 2015 ortasında bir gece annesi uyurken Nicholas’ı eve aldı. Nicholas, anneyi 17 kez bıçaklayarak öldürdü. İkili kaçtı. Anneyi kan gölü içinde bulan komşuları, zihinsel engelli kızın kaçırıldığını düşündü. Cinayetten sonra engelli kızının kayıplara karışması ve sonra Rose’ un herkesi alarma geçiren bir facebook paylaşımı yapmasıyla hikaye gün yüzüne çıkmaya başladı. İkili yakalandı. Polis kel, tekerlekli sandalyeye bağlı bir kanser hastası yerine, kendi başına yürüyen güçlü bir genç kadın buldu. Polisin aklında sorular belirmeye başladı. Bu kız bir gecede nasıl bu kadar çabuk değişti? Daha önce hiç hasta oldu mu? Ve en önemlisi, Dee Dee Blanchard’a olanlara karıştı mı?

Gypsy Rose’un, polisi hiçbir sağlık sorunu olmadığına ikna etmesi için bir dizi testten geçmesi gerekti. Gypsy bu süreci hapiste geçirdi. Yargılanmanın başlaması bir yıldan uzun sürdü. Gypsy 24 yaşında ilk duruşmasına çıktığında onu kimse tanıyamadı. Sağlığına kavuşmuştu. “Hapiste yüzüme hayat geldi, hiç olmadığım kadar özgürleştim. Çünkü şimdi, normal bir kadın gibi yaşamaya izin verdim” diyen Gypsy Rose 10 yıl hapis cezası aldı. Gypsy Rose, çıktığı duruşmada pişman olmadığını söyleyip “Keşke annemin gerçekten hasta bir kızı olsaydı. Onun için eşsiz bir anne olurdu” dedi.


Gypsy Rose Blanchard
Photo: Courtesy of Investigation Discovery

Sonuç

Gerçek hayatın, kurmaca dünyadan çok daha korkunç olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz. Bazen fazla sevgi ve bağlılık hastalıklı boyutlara ulaşabiliyor. Hastalar en önemlisi bu örnekte olduğu gibi kendi öz çocukların hayatlarını çalabiliyor. Daha da önemlisi Munchausen by Proxy Sendorumu birçok yerde rastlanılan bir çocuk istismarı sorunudur. Çocukları sevgi adı altında hasta edip kendine muhtaç eden anneler, istedikleri zaman da onları öldürebiliyorlar. Yakalanmaları ise çok zor oluyor. Önce kendilerini hastahanelerde yardıma muhtaç olarak tanıtıp herkesin güvenini kazanırlar. Ardından da gizli bir şekilde çocukların tedavileri ile oynamaya başlarlar. İşlerini bildikleri için de, doktorların fark etmesi çok zordur. Dee Dee de bu sendroma sahip kadınlardan sadece biri. 23 yıl boyunca kızını zorla hasta edip onun üzerinden kuruluşlardan para alan, kendini tatmin eden bir kadındı. Gypsy’nin uyanışı ise ölümüne sebep oldu.

Bu korkunç ama ilgi çekici hastalık The Sixth Sense, The X Files, House M.D., Bron/Broen gibi yabancı ve Paramparça gibi yerli yapımlarda da konu olmuştur.

Dee Dee Blanchard cinayeti ve Munchausen by Proxy Sendorumu ilginizi çektiyse bu hikayeden uyarlanan The Act dizisini mutlaka izlemenizi öneririm.

The Act Afişi Kaynak: Hulu

Eminem’in annesinin Proxy hastası olmasından dolayı yazdığı “Cleaning Out My Closet” şarkısını da dinleyebilirsiniz.

Kaynakça

C N Bools, B A Neale, and S R Meadow , Follow up of victims of fabricated illness (Munchausen syndrome by Proxy), Arch Dis Child. 1993 Dec; 69(6): 625–630. doi: 10.1136/adc.69.6.625

Roy Meadow, Munchausen syndrome by proxy abuse perpetrated by men, Arch Dis Child 1998;78:210–216 doi

Clevaland Clinic, Factitious Disorder Imposed on Another (FDIA),
https://my.clevelandclinic.org/health/diseases/9834-factitious-disorder-imposed-on-another-fdia

Dubowitz H, Lane WG (2011). Factitious disorder by proxy (Munchausen syndrome by proxy). Nelson Textbook of Pediatrics, 19th ed.

Buzzfeed:https://www.buzzfeednews.com/article/michelledean/dee-dee-wanted-her-daughter-to-be-sick-gypsy-wanted-her-mom

Yazar: Özgem Uysal

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.