Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelimlerin Nörobiyolojisi

Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelimlerin Nörobiyolojisi

Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelimlerin Nörobiyolojisi

kaynak

Intrauterin dönemde beynin cinsiyeti, gonadal seks ve cinsel yönelimler büyük ölçüde belirlenmektedir (doğum sonrası çevresel faktörlerin cinsiyet belirlenme sürecine etkisi hakkında neredeyse hiç veri bulunmamaktadır). Genel olarak gonadal seks ile beynin cinsiyetinin aynı olduğu düşünülse de bunları oluşturan süreçler birbirlerinden bağımsız ilerlemektedir. Kişilerin cinsiyet kimliği ve cinsel davranışlarının doğasının anlaşılabilirliği ölçüsünde seks spesifik tedaviler geliştirildiğinden, gonadal seks, beynin cinsiyeti ve bunlara bağlı olarak oluşan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramlarını tanımlayabiliyor olmak oldukça önemlidir.

Atanmış Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Beynin Cinsiyeti

Atanmış cinsiyet (gender), geleneksel olarak doğuştan olan gonadal özelliklere bağlı bir şekilde sosyal kuruluşlar ve toplum tarafından ikili sisteme (binary) uydurulmuş olan cinsiyet etiketidir. Cinsiyet kimliği ise kişinin kendiyle özdeşleştirdiği, gonadal karakteristiklerinden, cinsiyet ifadesinden ve atanmış cinsiyetinden bağımsız beyanda bulunduğu cinsiyetidir. Atanmış cinsiyetle cinsiyet kimliğinin uyuşmadığı durumlar, prenatal dönemdeki gonadal ve beyin gelişim farklılıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu uyuşmazlığın kişilerde doğurduğu farklı derecelerde ortaya çıkabilen sıkıntı, huzursuzluk hallerine cinsiyet disforisi denir ve cinsiyet disforisinin en ileri formlarında transseksüellik görülür. Beynin cinsiyetini belirleyen ve disforiye sebep olabilen faktörler nöroanatomik farklılıkların yanı sıra hormonal kontrol ile açıklanabilir. Binary sistemde kadın ve erkek beyni arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır: örneğin erkek amigdalası kadınınkinden büyük gözlenirken kortikal kalınlık beynin pek çok bölgesinde kadında daha fazladır. Ancak cinsiyete bağlı davranış belirleme sürecinde, stria terminalisin bed nükleusu (BSTc) ve anterior hipotalamusun üçüncü interstitsiyel nükleusu (dimorfik nükleus) gibi son derece az sayıda beyin bölgesi farklılığı ortaya konmuştur. Üstelik BSTc farklılıklarının (kadınlarda ve trans kadınlarda daha küçük ve daha az sayıda somatostatin nöronu içeriyor) ergenlik dönemi öncesinde gözlenmiyor olması da akıllara bu süreç üzerinde doğum sonrası hormonal faktörlerin etkisinin olabileceğini getirmektedir. Hipotalamik nükleus da (INAH-3) trans kadınlarda trans olmayan erkeklere göre daha küçük gözlenmiş ve bu bölgedeki nöronların sayısının daha az olduğu ortaya konmuştur.

kaynak

kaynak

Cinsel Yönelimlerin Belirleyicileri

Cinsel Yönelim, Af Örgütü Beden Politikaları kitabında :‘‘Kişinin farklı bir toplumsal cinsiyetten (cinsiyet kimliği) ya da aynı toplumsal cinsiyetten ya da birden fazla toplumsal cinsiyetten kişilere yönelik yoğun duygusal, sevgi dolu ya da cinsel çekim hissetme ve yakın ve cinsel ilişkiler kurma durumu.’’ olarak tanımlanmıştır. Beyinde yönelime bağlı farklılık gösteren alanlar suprakiyazmatik nükleus (homoseksüel erkeklerde, hetero erkeklere ve kadınlara göre daha büyük), anterior commisure (homoseksüel erkeklerde hetero erkeklere ve kadınlara göre daha küçük) ve INAH-3 nükleusudur (homoseksüel erkeklerde hetero erkeklere göre daha küçük ve hetero kadınlarla hemen hemen aynı boyutta). Cinsel yönelimin şekillenmesinde, nöral yapısal farklılıkların yanı sıra hormonal hastalıklar da belirleyici olmaktadır. Bu hastalıklar konjenital adrenal hiperpilezi ve doğuştan androjen hormon insensitivitesidir ve etkileri prenatal testesteronun beynin cinsiyetini/ yönelimini belirleyici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Yapılan çalışmalara göre testesteronun aromataz ile östradiole dönüşümünün beynin eril yönde diferansiyasonunun öncülü olduğu ve eril davranışların ortaya çıkmasını sağladığı saptanmıştır. Konjenital adrenal hiperpilezide, dişi fetüsler prenatal dönemde anormal düzeyde androjenlere maruz kaldıkları için doğum sonrası dönemde gynephilic ilgi, maskülen postür ve davranışlar gözlenmektedir. Yalnızca 46, XY bireylerde ortaya çıkan androjen insensitivitesi sendromunda da beynin aromatize östrojenler yerine androjenlerle maskülenizasyonu sonucunda, androjen reseptörlerinin var olmaması sebebiyle feminen davranışlar gözlenmektedir (kişiler hetero olabilir). Hormonal dengesizliklerin dışında genetik faktörler de cinsel davranış ve yönelimleri etkilemektedir. Örneğin maternal fertil kadın hipotezine göre homoseksüel erkeklerin maternal aile ağacında, hetero erkeklere göre daha fazla sayıda homoseksüel bulunmaktadır. Son olarak immünolojik faktörlerle ilişkilendirilen maternal doğum sırası etkisi de homoseksüelliği açıklamada en kabul gören hipotezlerden biridir. Bu etkiye göre anne her yeni doğan erkek çocuğuna, önceki erkek çocuk hamileliği esnasında eril özelliklere karşı ürettiği antikorları geçirir ve bu durum erkek fetüsün beyin farklılaşmasında ve cinsel oryantasyonunda değişimlere sebep olur.

konjenital adrenal hiperpilezisi tedavi edilmemiş kadın hasta

kaynak

Sonuç olarak cinsiyet kimliği ve biyolojik/ atanmış cinsiyet birbiriyle uyumlu olmak zorunda değildir ve toplumsal cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimler doğum öncesi dönemde belirlendiğinden sonradan ‘‘hayat tarzı’’ veya ‘‘özenti’’ gibi tercihlere bağlı olarak ortaya çıkmaz. Bu sebeple hekimler olarak yapmamız gereken cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili kendi bireysel duyarlılıklarımızı arttırıp çevremizdeki her türlü ayrımcılık, fobi ve şiddete karşı durmaktır.

Kaynakça

  • Roselli, C. E. (2018). Neurobiology of gender identity and sexual orientation. Journal of Neuroendocrinology, 30(7), e12562. DOI: 10.1111/jne.12562
  • Fisher, A. D., Ristori, J., Morelli, G., & Maggi, M. (2018). The molecular mechanisms of sexual orientation and gender identity. Molecular and Cellular Endocrinology, 467, 3–13. DOI: 10.1016/j.mce.2017.08.008
  • Anne Fausto-Sterling (2019): Gender/Sex, Sexual Orientation, and Identity Are
  • in the Body: How Did They Get There?, The Journal of Sex Research. DOI: 10.1080/00224499.2019.1581883
  • Wu, M. V., Manoli, D. S., Fraser, E. J., Coats, J. K., Tollkuhn, J., Honda, S.-I., … Shah, N. M. (2009). Estrogen Masculinizes Neural Pathways and Sex-Specific Behaviors. Cell, 139(1), 61–72. DOI: 10.1016/j.cell.2009.07.036
  • Rahman, Q., Collins, A., Morrison, M., Orrells, J. C., Cadinouche, K., Greenfield, S., & Begum, S. (2007). Maternal Inheritance and Familial Fecundity Factors in Male Homosexuality. Archives of Sexual Behavior, 37(6), 962–969. DOI: 10.1007/s10508-007-9191-2
  • Bao, A.-M., & Swaab, D. F. (2011). Sexual differentiation of the human brain: Relation to gender identity, sexual orientation and neuropsychiatric disorders. Frontiers in Neuroendocrinology, 32(2), 214–226. DOI:10.1016/j.yfrne.2011.02.007

Yazar: Ezgi SELAMET

2 thoughts on “Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelimlerin Nörobiyolojisi

    senayaren

    (27 Ağustos 2021 - 19:20)

    İnsanların birbirine saygı ve hoşgörü düzeyinin bu kadar azaldığı bu günlerde seçmiş olduğun bu konu gerçekten çok özel olmuş. Toplumsal kalıplarını yıkmak isteyenler için çok faydalı bir yazı, eline sağlık.

      Ezgi SELAMET

      (27 Ağustos 2021 - 19:39)

      Teşekkür ederim bu güzel yorum için, beğenilmesine sevindim <3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.