“Kalk Ayağa Be Baba! Görmüyor Musun Bu Kadar Sevenin Var…”

“Kalk Ayağa Be Baba! Görmüyor Musun Bu Kadar Sevenin Var…”

“Kalk Ayağa Be Baba! Görmüyor Musun Bu Kadar Sevenin Var…”

Her ayın 30’unda yayımlamaya çalıştığım yazılarımdan bu ay için olanı biraz gecikmeli yayımlamak istedim. Nedeni; bu ayki yazımda, tıp tarihini yazarken çok yakın bir tarihe dönmek ve bir biyografi yazısından çok; bir hocamızı size hatırlatmak, hocamızı anmak. Kimimizin, benim gibi, dersine girme şansına bile sahip olamadığı, kimimizin de kaderinin kesişmesi ile büyük bir şansa sahip olduğu bir hocamız: Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu.

Hocamız Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu 1952 yılında Rize’de dünyaya geldi. Tıp eğitimini İstanbul Üniversite’si İstanbul Tıp Fakültesinde tamamladı. İlk görev yeri olarak Şanlıurfa’da görev yaptıktan sonra İstanbul Tıp Fakültesi’ne geri döndü. Hocamızın farklı dergilerde yayımlanan birçok makalesinin yanında; Pratik Yaşam, İç Hastalıkları Vaka Derlemeleri ve Klinisyen’in İç Hastalıkları Rehberi isimli kitapları da bulunmaktadır. Fakültede branş derslerinin yanında, Dikey Koridor2, Semiyoloji ve Medical Skills Laboratory2 dersleri de veriyordu. İstanbul Tıp Fakültesi’nin Dâhili Bilimler ve Genel Dâhiliye Anabilim Dalı’nda profesör olarak görev yaparken Türkiye’de görülen ilk Covid-19 hastasının teşhisini koydu. Ne yazık ki virüse de o sıralarda yakalandı. Virüse yakalanan ilk sağlık çalışanıydı. “Herkese selamlar, sevgiler. Hastanedeyim, ilaçlarımı aldım, kendimi iyi hissediyorum, zorlu bir bekleyiş” demişti. Uzun süre tedavi altında kaldı ancak hocamız 1 Nisan 2020’de, henüz 68 yaşındayken aramızdan ayrıldı.

Arkadaşlarım sayesinde Cemil hocamızın öğrencilerinin sosyal medya hesaplarında paylaştıkları yazıları okuduğumda, sanki derslerine ben de katılmışım, öğütlerini sanki bana da vermiş gibi hissederdim. Şimdi onun aramızdan ayrılışının üzerinden 1 sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ, vefat haberini ilk aldığımızdaki gibi boğazım düğümleniyor.

Virüse yakalandığı sıralarda öğrencilerinden birinin sosyal medya hesabında paylaştığı ve benim de bir arkadaşım sayesinde okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.

“Boynumuzu büktünüz Cemil hocam. Sizin ışığınız aydınlatacak yolumuzu, hep dualarımızda olacaksınız.

Her İstanbul Tıp Fakültesi öğrencisi bilir, Cemil hocadan vaka dinlemek sabahın erken saatlerinde bile uykusuzluk tanımaz. Kahve gerektirmez dersleri. Yerde oturmak istemiyorsan erken girmelisin amfiye, Cemil hocanın dersinde boş koltuk olmaz. Cemil hocanın dersinden boş çıkılmaz.

Her İTF’li bilir; Cemil hoca sadece ders anlatmaz. Hekim olmanın sadece ‘tıp eğitimi’ ile olamayacağını kazır zihnimize. ‘Hekim’ kelimesini yaşar, yaşayarak anlatır. Bir hekim nasıl gülmeli, nasıl ağlamalı, hastasına nasıl yaklaşmalı, nasıl güven vermeli, her zaman nasıl umutla bakmalı hayata? Bir hekim nasıl sevmeli, neden sevmeli bütün dünyayı?

Her İTF’li en az bir defa Cemil hoca ile vizit yapmanın o tatlı telaşını tatmıştır, o koşuşturmanın arasında istisnasız her hastayla olan samimi sohbetini dinlemiştir. Kapıdan çıkana kadar, odada dinmeyen o duaları duymuştur, hissetmiştir nasıl teşekkür edeceğini bilmeyen onca hastanın gözlerindeki minneti.

Her İTF’li en az bir defa sizi, gözünü kırmadan, hayranlıkla izlemiştir hocam.

Geçmişteki güzel hatıralarımızı anıyoruz hep beraber, gözlerimiz doluyor. Geleceğe dair umutluyuz, biz biliyoruz ki siz hiçbir savaşı kaybetmezsiniz. Hiçbir hastalık sizi yıldıramaz.

Ruhuna değdiğiniz binlerce öğrenciniz iyileşmenizi bekliyor. Beraber tamamlayacağımız hikâyelerimiz var, sizden öğreneceklerimiz var.”

Hocamızın birkaç yıl önce, 14 Mart Tıp Bayramı’nda çekilen bir videodaki sözlerini ise geçtiğimiz son 14 Mart’ta oğlu Onur Taşçıoğlu “Sanki bugün gibi” diye not ekleyerek paylaştı. Videoda hepimize sevgi dolu sözleri ve öğütleri vardı.

“Sevgili çocuklarım, önce çocuklarım diyeceğim, sonra öğrencilerim diyeceğim, sonra da meslektaşlarım diyeceğim. Sevgili doktorlarım, 14 Mart Tıp Bayramınız kutlu olsun. Çok onurlu, çok güzel bir mesleğe adım atacaksınız. Dilerim, hep bu mesleği yapmaktan dolayı insan sevgisi ile dolu olup mutlu ve uzun ömürlü, sağlıklı bir meslek yaşamı sürersiniz. Ben sizleri seviyorum, mesleğinizi sevin ve bununla mutlu olmaya alışın.”

Tüm hastalarınız, öğrencileriniz, meslektaşlarınız, dostlarınız, aileniz, sevenleriniz olarak sizi her zaman hatırlayacağız Cemil hocam…

Son olarak yazımın başlığıyla ilgili bir dipnot düşmek istiyorum:

Başlığı Cemil hocamızın hastanede tedavisi sürerken, oğlu Onur Taşçıoğlu’nun paylaştığı bir mesajdan bir kısım alarak oluşturmak istedim. Oğlu mesajında babasının fotoğrafını paylaşarak; “Kalk ayağa be baba!!! Görmüyor musun bu kadar sevenin var… Daha yetiştireceğin binlerce öğrencin, iyileştireceğin binlerce hastan var. Bizim için o güzel yüzünü tekrar göster bize. Tekrardan o renkli fularlarını tak ve çık karşımıza. Dimdik ve daha güçlü. Sakin pes etme!”, yazmıştı.

KAYNAKÇA:

  1. https://tr.wikipedia.org
  2. https://www.haberturk.com/cemil-tascioglu-kimdir-cemil-tascioglu-sozleri-hbrt-2636752
  3. https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/oglu-en-anlamli-gunde-paylasti-cemil-tascioglunun-duygulandiran-mesaji-6313712/

GÖRSEL İÇİN KAYNAKÇA:

  1. https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/elle-yazilmis-yazmak-kursun-kalem-notlar-4386502/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.