HIGHLY SENSITIVE PERSON (HSP) -AŞIRI HASSAS İNSANLAR

HIGHLY SENSITIVE PERSON (HSP) -AŞIRI HASSAS İNSANLAR

  • Neden bu kadar hassassın?
  • Sence de biraz fazla abartmıyor musun?
  • Her şeye bu kadar üzülürsen hasta olursun.
  • Artık biraz büyümenin zamanı gelmedi mi?
  • Dimdik durmanı, duvar gibi olmanı istiyorum.
  • Bu dünyada hiçbir şeyden etkilenmeyecek kadar güçlü ol.

Bu cümleler size de tanıdık geldi mi? İnanın bana, yalnız değilsiniz.

Eğer bu cümleleri hayatınızda siz bir başkası için kuruyorsanız, söylemeliyim ki artık ‘aşırı hassas insan’larla tanışma vaktiniz gelmiş demektir. Size gerçekten değer veren bir insanı üzüyor olabilirsiniz. İstemeyerek de olsa…

Aşırı hassas insanlar, highly sensitive person(hsp) olarak 1996’da Dr. Elaine N. Aron tarafından ilk kez tanımlandı. Bana kalırsa bu olağanüstü gözlem gücü kendisinin de aşırı hassas bir insan olduğunu gösteriyor.

  • Her zaman duygusal, kolayca empati yapabilen, hem kendi hem de çevrendeki insanların duygularını önemseyen ve çok kolay bir şekilde etkilenebilen bir insan mıydın?
  • Bazen o kadar çok etkilenirdin ki bir başka arkadaşının gülüp geçebileceği bir şeyi günlerce düşündüğün olur muydu?
  • Veya mutlu olduğunda kuşların cıvıldamaları bir başka gelir miydi kulağına, gülmek hiç bu kadar keyifli olur muydu?
  • Çok sevdiğin bir tatlıyı yerken kendinden geçer miydin?
  • Arkadaşlarınla bir takım çalışması yaparken senden keyiflisi olur muydu?
  • Kısaca demek istiyorum ki, duygularını her zaman doruklarda hisseden bir kalbin mi var? üzüntünü de sevincini de.
HIGHLY SENSITIVE PERSON (HSP) -AŞIRI HASSAS İNSANLAR

Bu konuda kişisel görüşlerimi aktarmayı ne kadar çok  istesem de bunu bilimin sözleriyle anlatarak işe başlamalıyım.

Toplumun yaklaşık %15-20 si hassas insanlardır. Kendini sanata adamış kalpler, şairler, filozoflar, ressamlar, fotoğrafçılar, yazarlar olmasaydı bu dünya ne kadar da renksiz bir yer olurdu hayal etsene ? Renkli, yaratıcı, huzur ve barışın hakim olduğu bir dünya hayaliyle çarpan yürekler olmasaydı… Sanılanın aksine hassas insanlar her zaman içe dönük olmak zorunda değildir. Azınlık da olsa 1/3 kadarı dışa dönük bireylerdir. İlginç başka bir varsayımın aksine kadınlar çoğunlukta değildir. Erkekler ve kadınlar eşit bir şekilde dağılım gösterir. Aşırı hassas olan insanların her biri kendi içinde farklı hassasiyetlere sahiptir, bu da onları her birey gibi birbirinden eşsiz yapar. Aşırı hassas olmak bir hastalık değildir, bir seçenek hiç değildir. Genetik altyapıdan kaynaklanır ve yetiştirilme ve büyüme koşullarına göre şekillenir. 

HSP  hakkında biraz bilgi topladıysak,  dünyaya aşırı hassas bir insanın gözünden bakmaya ne dersiniz?

1997 yılında Piechowski; içsel zekayı, kişinin duygularının, inançlarının ve hedeflerinin farkında olması olarak tanımladı. Bu kişisel farkındalık aşırı hassas bireylerde son derece yüksektir. Bu, onları derin düşünmeye ve hislerini anlamlandırmaya iten bir durum yaratır. Aynı zamanda gözlem güçleri çok yüksek olduğu için bu anlamlandırma çabası çevrelerindeki insanlara da yansır ve bir mimik sensörü gibi davranan zihinleriyle karşılarındaki insanın ne hissettiğini ve ona iyi gelecek şeyin ne olduğunu kolayca bulabilirler. Yüksek gözlem güçleri aynı zamanda onlara sorunları kolayca görebilme imkanı tanır. Bu yüzden takım çalışması için oldukça uygun insanlardır. Diğer insanların çoğunlukla onları dışarıdan gördüğü kadarıyla anlayamayacağı kadar zengin bir içsel dünyaları vardır. Son derece yaratıcı olan bu insanın, hassaslığını saklamaya uğraşmadığı sürece otantikliğini ve özgünlüğünü dışarıdan görmek mümkündür. Bu duygusal zenginlik, empati gücü uzaktan görüldüğü kadar kolay olmaz. Huzura olan bağımlılıklarıyla bu insanlar gergin ve stresli ortamlarda son derece rahatsız olurlar. Yüksek ses onları ağlatabilecek kadar rahatsız edebilir. Şiddet içerikli haberler, filmler veya olaylar onları çok derinden etkileyebilir. Baskı altında yapılması gereken zorunluluklar söz konusu olduğu zaman işler pek yolunda gitmeyebilir. Normalde son derece tutkulu, motivasyonu yüksek ve bu motivasyonu da etrafına bulaştırmayı seven insanlar olmalarına rağmen olumsuz duygulara yüksek derecede maruz kalırlarsa normal hassaslıktaki bireylerden daha fazla etkilenebilir ve derin bir depresyona bile girebilirler. Aşırı hassas insanlar günün belli bir bölümünde yalnız kalmak için büyük bir istek duyarlar. Bu onların şarj olma yöntemi gibidir. Buna ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda uyku düzeni onlar için değerlidir. Uykusuzluk, açlık, yorgunluk gibi durumlara karşı toleransları diğer insanlardan daha azdır. Sezgileri ve yön bulma becerileri daha fazladır.

Dediğim gibi uzaktan her şey çok masalsı görünüyor olabilir. Ama bugünkü dünyada birbirine giderek yabancılaşan ve en başta kendi kalplerimize duyarsızlaştığımız bu dünyada bu hassas bireylerin ne kadar zorlanabileceğini bir hayal edin.

Yanlış bilinen bazı gerçeklerin doğruları: 

  • Aşırı hassas olmak şımarıklık veya çocukluk değildir.
  • Aşırı hassas olmak bir mizaç özelliğidir, doğuştan gelir. İsteyerek değiştirilebilecek bir özellik değildir. (yani birisine bu kadar hassas olma, bu kadar iyilik bu dünyaya fazla derken bir daha düşünün derim)
  • Aşırı hassas bireyler güçlü insanlardır. Hassas olmaları onları diğerlerinin hissettiklerinden çok daha fazla şeyle başa çıkabildikleri anlamına gelir.
  • Aşırı hassas olmak bir zayıflık değildir.

Her bir birey olarak kendimizi yeryüzünü kaplayan ağaçlar olarak hayal edelim. Kendi yaşadığımız dünyada hepimiz yemyeşil sağlıklı ve gür yapraklara sahip olmak istemez miydik? Bilirsiniz, yan yana duran ağaçlar birbirlerine o kadar saygı duyarlar ki yaratılışlarında vardır, hiçbir daldaki hiçbir yaprak diğer ağaçtaki yaprağa dokunmaz, onun alanını ihlal etmez. Hem kökleriyle hem de dallarıyla birbirleriyle mükemmel derecede bağlı olan bu canlılar gibi barış ve huzur içinde olabiliriz. Her ağacın yaşam koşullarının farklı olduğu gibi insanların da vardır. Bir limon ağacı kutuplarda yetişemeyeceği gibi sivri dikenleri olan bir çam ağacı da çölde yetişemez. Ama bu onları birbirlerinden üstün ya da özel yapmaz. Sadece onları oldukları gibi yapar ve birlikte güzel bir dünya yaratmalarını engellemez.

Şimdi gelelim, tavsiyelere… Yazımın buraya kadar olan kısmı aslında aşırı hassas olmayan insanlar içindi. Bu noktada ise aşırı hassas olan sana seslenmek istiyorum. Sana bütün kriterleri fazlasıyla karşılayan bir HSP olarak kendi deneyimlerimden de yola çıkarak birkaç öneri vermek istiyorum, izin verirsen…

  • Yaşadıklarından çıkardığın dersler sonucunda kendini güçlenmeye zorluyorsan yapmamalısın. Düşün ki saçların siyah, saçını siyaha boyamak istiyorsun zaten siyah olan saçını siyaha boyamanın ne faydası var? Zaten güçlü olduğunu bilmen gerekiyor. Çevrendeki insanlar tam zıddını söyleseler de.
  • Ağlamakta, etkilenmekte, incinmekte problem yok. Senin duygularının buna ihtiyacı varsa ona bu şansı vermelisin. Ağladığın için zayıf da değilsin, güçlü de. Sadece olduğun gibisin. Bir insansın. Buna iznin var. Ayrıca biliyorsundur; gözyaşı, doğal ağrı kesicidir derler.
  • Yüreklen ve korkmadan kendin olmaya başla. Zarar görür müyüm korkusuyla saklanmaktan vazgeç. Çok iyi gözlem yapabildiğini biliyorum bu yüzden sezgilerine güven ve minik adımlarla da olsa başla.
  • Kendine karışıklığı önleyecek rutinler bulabilirsin. Bu konuda seninle bir araştırma paylaşmak istiyorum:

 Aşırı hassas insan tipleri üzerinde araştırma yaparlarken California üniversitesinden Dr. Thomas Boyse, bir grup çocuğa bazı görevler vermişler ve onların kortizol(stres anında artan bir hormon) ve otonom sinir sistemi tepkilerini ölçmüşler. Azınlıkta olan bazı çocuklarda dramatik derecede yüksek tepkiler gözlemişler. Bu çocuklara orkide çocuğu anlamında gelen ‘orchid child’ tabirini, diğer çocuklara ise karahindiba anlamına gelen ‘dandelion’ tabirini kullanmışlar. Bu tanımlamanın nedenini Dr. Thomas Boyse şu şekilde açıklamış: ‘(Orkidelere olan benzerliğinden yola çıkarak) orkide cocuğu, kendi içinde bulunduğu hem iyi hem kötü ortamlara karşı büyük bir duyarlılık gösteren çocuktur. BESLEYİCİ, DÜZENLİ, SEVGİ DOLU BİR RUTİNİN İÇİNDE BU ÇOCUKLAR BİR ÇİÇEK GİBİ AÇABİLİR.  Bu nedenle sen de kendine sana iyi gelecek rutinler keşfedebilir ve ruhunu besleyecek bir yaşamalanı oluşturabilirsin.

  • Ayrıca bilmelisin ki sahip olduğun bu empatin, tutkun, öz farkındalığın, sezgiselliğin, yüksek gözlem, hayal etme ve düşünme yeteneğin , kimsenin sormadığı soruları sorman, hassasiyetin seni zenginleştiren şey. Onların değerini bil ve sahip çık.
  • Ne eksiksin, ne fazla. Tam olduğun gibi çok güzelsin. Ne zaman bundan şüphe duyarsan Leonardo da Vinci’nin, Mozart’ın, Balzac’ın Ghandi’nin olmadığı bir dünya nasıl olurdu bir hayal et. Olduğun kişiye sıkı sıkı sarıl.
  • Sen bir pamuksan demir olmak için kendini zorlama.

Bugünkü yazımda ayrıntılı olarak aşırı hassas insanlar ve kişilik özelliklerine değindim. Umarım okurken keyif almış ve kendinizden bir şeyler bulabilmişsinizdir. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda aşırı hassas bireylerİn baskın olan karakter özelliklerine göre tiplendirilmesinden bahsedeceğim. Görüşmek üzere…

Yaşamdan alınabilecek en büyük huzuru alabilmek, en derinden sevebilmek, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşayabilmek umuduyla…

KAYNAKÇA

  • ‘ HIGHLY SENSITIVE PERSON’ , Dr. Elaine N. ARON, 1996
  • ‘THE ORCHID AND THE DANDELION CHİLD, why some children struggle and how all can thrive’ , W. Thomas BOYCE , 2019
  • ‘THE ORCHID AND THE DANDELION’ M.D. W. Thomas BOYCE, TEDxPaloAlto
  • The gentle power of highly sensitive people | Elena Herdieckerhoff | TEDxIHEParis

Yazar: Ilayda.okur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.