Hafızanın Üzerindeki Sis Perdesini Kaldıran Olay: Henry Molaison Vakası

Hafızanın Üzerindeki Sis Perdesini Kaldıran Olay: Henry Molaison Vakası

“Bana şu anki ABD başkanın kim olduğunu söyler misiniz?”

 1986’da Massachusetts Institute of Technology‘de bir ofiste, 60 yaşına yaklaşmış bir erkek hasta ile bir nöropsikolog oturuyorlardı.

“Hayır.” dedi, “Hatırlayamıyorum.”

 “En son hatırladığınız başkanın kim olduğunu söyleyebilir misiniz?” Biraz duraksama ve üzerine düşünmenin ardından “Ike” yanıtını verdi. Ike, 1953-1960 yılları arasında başkanlık yapan Dwight David Eisenhower’ın lakabıydı. Ancak tarihler 1986 yılını gösteriyordu ve onun başkanlığı üzerinden neredeyse 33 yıl geçmişti.

Heny Molaison – wikimedia

1930’lu yılların başında Henry Molaison, 7 yaşındayken geçirdiği bir bisiklet kazasından birkaç sene sonra, yaşadığı kafa travması nedeniyle geliştiği düşünülen minör epileptik nöbetler yaşamaya başladı. Yaşı ilerledikçe geçirdiği nöbetler sıklaştı ve gittikçe şiddeti arttı. 1953’te H.M. 27 yaşına geldiğinde nöbetlerin şiddetinden dolayı hayatını devam ettiremez hale geldi. Kullandığı yüksek dozda antikonvülzanlar dahi, artık onu normal yaşama döndürmeye yetmemeye başladı.

Nöbetlerin dayanılmaz hale gelmesinin ardından, 1953 yılının Mart ayında Hartford Hastanesinde beyin cerrahı olan ve yaptığı lobotomi ameliyatlarıyla ABD’de hatrı sayılır bir üne sahip olan Dr. William Beecher Scoville, H.M.’ye  deneysel bir operasyon önerdi. Bu operasyonda beyninin her iki tarafından parça çıkarılacak ve böylece H.M.’nin epilepsisi tedavi edilmiş olacaktı.

H.M.’nin lobotomisinin modeli – nytimes

Dr. Scoville, lobotomi konusunda çok tecrübeli olmasına rağmen 1950’li yılların teknolojik imkanların yetersizliği nedeniyle epilepsi odağını net olarak saptamak imkansızdı. Bazı vakalarda epilepsi normal  gözüken beyin bölgelerinden bile kaynaklanabiliyordu. Dolayısıyla bu operasyon fazlasıyla deneysel bir operasyon olacaktı. Bu bilinmezliğe rağmen H.M.’nin nöbetlerinin ortadan kalkma ihtimali ailesi tarafından değerlendirilerek operasyona izin verildi.

O dönemin teknolojik imkanları Dr.Scoville’in H.M.’nin epilepsi odağını net olarak belirleyebilmesine yetmiyordu. Dolayısıyla Scoville’in yapacağı operasyon ciddi manada deneysel ve içgüdüsel bir işlem olacaktı. O dönemde sinirbilim adına atılan ciddi adımların büyük bir kısmı rastgele atılıyordu. Scoville hastanın medial temporal lobunu çıkarmayı planladı. O dönemde medial temporal lobun hipokampüs, amigdala, parahipokampal girüs, dentat girüs ve uncus parçalarını içerdiği biliniyor; fakat bu bölgelerin ne işe yaradığı bilinmiyordu.

Medial Temporal Lob – American Journal of Neuroradiology

Operasyondan önce H.M. rutin kan testleri, EEG ve bir takım psikiyatrik testlerden geçti ve lobotomi ameliyatının yapılmasında herhangi bir sakınca görülmedi. 25 Ağustos 1953 günü Dr.Scoville planladığı gibi medial temporal lobların her ikisini de beyinden başarıyla çıkardı ve bilim tarihine geçecek operasyon tamamlanmış oldu.

H.M.’nin operasyon sonrası beyni ile normal beyin karşılaştırması

Ameliyatın ardından H.M.’nin şikayetleri büyük ölçüde giderildi  ve hayat kalitesi yükselmeye başladı; ancak birkaç ay sonra bu iyi gelişmelere rağmen yolunda gitmeyen ciddi bir şeyler gözlenmeye başladı: H.M. ameliyattan sonrasına dair hiçbir anı oluşturamıyordu. H.M.’nin şimdilik algısı tamamen bozulmuş ve yeni oluşturduğu anıları birkaç dakikadan daha uzun hafızasında tutamaz olmuştu. H.M.’nin kişiliğinde, entellektüel kapasitesinde, IQ’sünde herhangi bir kayıp olmamasına rağmen hafızası çok ciddi bir zarar görmüştü.

H.M.’nin operasyonun ardından bilim adamlarının o güne kadar hafızanın beynin tamamına yayılmış şekilde oluştuğuna inancının yanlış olduğu kanıtlanmış oldu. Böylece bellek artık somut bir bölmede gösterilebilir olmuştu. Hippokampüs’ün insan zihninde neye karşılık geldiği anlaşılmasının ardından nörobilimde hafızaya dair araştırmalar derinleştirildi.

H.M.’nin aydınlanmasına öncülük ettiği hafıza konusunda derinleştirilen araştırmalar neticesinde belleğin uzun ve kısa bellek olarak ikiye ayrıldığı anlaşıldı. Çünkü, H.M. hafızasını sadece birkaç dakika doldurabiliyordu. Böylece kısa ve uzun bellek somut olarak tanımlanmış ve zaman olarak karşılıkları netleştirilmiş oluyordu.

Hafıza Türleri Şeması – pscychestudy

Belleğin zamansal olarak kısa ve uzun bellek olarak ayrılmasının yanında biçimsel olarak da ayrılabileceği de H.M. vakası neticesinde keşfedilmiş oldu. Belleğin uzun süreli bellek ve kısa süreli bellek yanında 3 önemli parçası daha mevcuttur: Anısal bellek, anlamsal bellek, işlemsel bellek. Anısal bellek, kişinin kendi hayatına dair doğumundan itibaren yaşadıkları örneğin kimin çocuğu olduğu, nerede doğup büyüdüğü, hangi okullara gittiği gibi parametrelerini içeren bellektir. Anlamsal bellek ise hemen hemen herkesin aşina olduğu genel geçer doğruları kişinin yaşadığı dönemi ilgilendiren bilgileri içeren bellektir. İşlemsel bellek ise psikomotor eylemleri örneğin, bisiklet sürmeyi öğrenmek gibi bilgileri içeren bellek türüdür. H.M. ameliyattan sonra kendi geçmişine dair bilgileri hatırlamakta güçlük çekerken ameliyat öncesine dair toplumsal bilgileri örneğin, o dönemki devlet başkanının adını hatırlıyordu. Bundan hareketle, H.M.’nin beyninden çıkarılan bölgenin anısal belleği kontrol ettiği anlaşılmış oldu. H.M. operasyondan sonra yeni aletleri örneğin, koltuk değneği kullanmayı bir daha öğrenmesine gerek kalmayacak şekilde kalıcı biçimde öğrenebilmişti. Hatta H.M. bir çakmak fabrikasında çakmakları kartona yerleştirmeyi öğrenerek bir işe de girebildi. Böylece işlemsel belleğin de konumuna dair bilgiler elde edilmeye başlandı.

H.M. vakası nörobilimin hafıza konusunda kat ettiği yolda çok önemli bir dönüm noktası olmuştu. Sinirbilim ve nöropsikoloji alanında işlevsel beyin anatomisi ve hafıza ile ilgili gelişmeler bu vakaya atıflarda bulunularak anlatılıyordu.

Henry Gustav Molaison – theguardian

H.M. ölümüne kadar kendini 27 yaşında sandı, aynaya her bakışında gördüğü yaşlanmış yüz karşısında şaşırdı. Ameliyatından 2 Aralık 2008 tarihindeki ölümüne kadar yaşadıklarının hiçbirini hatırlayamadı ve sinirbilim tarihinin dönüm noktalarından birini oluşturduğunu da hiçbir zaman fark edememiş oldu. 1953 yılından 2008 yılındaki ölümüne kadar 55 yıllık sürede, nörobilim tarihinin en önemli sis perdelerinden birinin aydınlanmasını sağlayan hastanın adı ölümünden sonra Henry Molaison olarak açıklandı.

KAYNAKÇA:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.