Ölümsüz Hücreler: HeLa Hücreleri

Ölümsüz Hücreler: HeLa Hücreleri

Henrietta Lacks, 29 Ocak 1951’de o dönemde Baltimore, Maryland bölgesinde siyahileri tedavi eden tek hastaneye, Johns Hopkins Hastanesi’ne, başvurduğunda kendisini bir yıldan kısa bir zaman içerisinde öldürecek olan kanser hücrelerinin, ölümünden onlarca yıl sonra bile bilimsel araştırmalara öncülük edeceğinden habersizdi.

HeLa Hücrelerinin Keşfi

İlk ölümsüz insan hücre serisi olarak tarihe geçen ve keşfedildiği günden bugüne insanlık tarihini değiştiren birçok çalışmada kullanılan HeLa hücrelerinin tarihi aslında etik dışı bir biyopsi uygulamasına dayanıyor. Günümüzde benimsediğimiz etik değerlerden oldukça uzak tıp uygulamalarının normal karşılandığı o dönemde, Henrietta Lacks’ten herhangi bir onay alınmaksızın hastanın servikal dokusundan biyopsi alınıyor ve meşhur hücrelerimizin hikayesi burada başlıyor. Yıllardır kültür içerisinde bölünme kabiliyeti sınırsız bir hücre serisi geliştirme umuduyla farklı kanser hastalarının dokuları üzerinde çalışan bir bilim insanı olan George Otto Gey’in arayışı Henrietta Lacks’in biyopsisi ile karşılaşmasının ardından son buluyor ve hücreler dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlarda yaygın olarak kullanıma giriyor. Fakat Henrietta Lacks’in ailesi de dahil olmak üzere George Otto Gey dışındaki kimse HeLa hücrelerinin gerçek kaynağını Gey vefat edene kadar bilmiyordu.  Gey’in vefatından sonra 1970 yılında, HeLa hücreleriyle aynı ortamdaki kültürlerin kontaminasyona maruz kalmasının ardından genetik analiz için Lacks ailesine ulaşılması ile hücrelerin kökenin ardındaki sır perdesi aralanmış oluyor. Henrietta’nın hücrelerinin yıllardır farklı laboratuvarlarda defalarca kez onlardan habersizce çoğaltılmış olmasının, belki de hücrenin ne demek olduğunu bile bilmeyen yakınları için şok edici ve endişe verici bir bilgi olduğu muhakkak. Milyonlarca dolarlık büyük bir endüstri bu hücreler sayesinde ortaya çıkmışken ailenin yıllarca maddi sıkıntılar içinde yaşaması ise cabası. O dönem Henrietta’nın hücrelerinin kullanımı ile ilgili onaylarının alınmamış olmasına karşı isyan etseler de ailenin sesi kimse tarafından duyulmuyor. Lacks ailesinin yıllarca göz ardı edilen bu etik mücadelesi, “Henrietta Lacks’in Ölümsüz Yaşamı” isimli kitabın 2010 yılında Rebecca Skloot tarafından kaleme alınmasıyla geç de olsa dikkat çekiyor ve 2013 yılında hem Henrietta’nın genetik materyalinin araştırmalarda kullanımının telif hakkını almayı başarıyorlar hem de hücrelerin genetiğine dair bilgilerin herkese açık ortamda servis edilmesini engelleyerek sadece onaylı proje araştırmalarında kullanılmalarını sağlıyorlar. Böylece yıllarca hatırası onurlandırılmamış Henrietta Lacks’in hatırası da gecikmeli bir şekilde onurlandırılmış oluyor.

Kaynak: Flickr

HeLa Hücrelerini Diğer Hücrelerden Farklı Kılan Nedir?

1951’den bu yana birçok yeni ölümsüz hücre serisi geliştirilmiş olsa da üzerinde yıllardır çok sayıda çalışma yürütülmüş olması, dolayısıyla özelliklerinin iyi bilinmesi ve bu hücre grubunu araştırmalarda güçlü kılan kendine has özelliklere sahip olması sebebiyle HeLa hücreleri hala en çok kullanılanlar arasında. Gelin bu özelliklere birlikte göz atalım:

Hikayesinden bahsettiğimiz HeLa hücrelerini keşiflerinden neredeyse 70 yıl sonra bile bu kadar kıymetli kılan, diğer hücrelerden farklı en temel özellikleri elbette sonsuz sayıda bölünebilmeleri. Sağlıklı bir hücreye göre daha hızlı bölündüğü bilinen diğer kanser hücreleriyle kıyaslandığında dahi oldukça hızlı çoğalıyorlar. Bölünme sayılarının limitsizliğini neye borçlu olduklarını sorgulayacak olursak karşımıza Telomeraz enzimi çıkıyor. Kromozom sonlarında bulunan Telomer kısımları her hücre bölünmesinde biraz daha kısalarak hücreye belli bir ömür biçiyor. Telomeraz enzimi sayesinde Telomerini sürekli yenileyen HeLa hücreleri bu sayede ölümsüzlüğe ulaşmış durumda.

Diğer kanser hücreleri gibi HeLa’lar da genomlarında çok sayıda mutasyon barındırıyorlar. Normal bir insan hücresi bildiğimiz üzere 46 kromozoma sahip iken HeLa hücreleri 76-80 civarı ağır derecede mutasyonlu kromozomla karşımıza çıkıyor. Henrietta Lacks’in vefatından yıllar sonra anlaşıldığı üzere Servikal Kanser’in en önemli sebebi HPV( Human Papilloma Virus). Bu mutasyonlara bu virüsün sebep olduğu düşünülüyor. Diğer HPV ile enfekte olmuş hastalardan Henrietta Lacks’i neyin bu kadar farklı kıldığı hala tam olarak bilinmese de HPV’nin yanında Sifiliz’e de sahip olmasının, immün sistemi üzerinde baskılayıcı bir etkisi olduğu ve oldukça fazla sayıda mutasyonun hücrelerde kümelenmesine katkı sağladığı düşünülüyor.

Hatırlayacak olursanız Lacks ailesinin yürütülen çalışmalardan haberdar olmasını sağlayan olayın ardında HeLa hücrelerinin kontaminasyon yaratmaya yaygın karakterleri yatıyordu. Birçok hücre serisine göre daha az besin ve büyüme faktörüne ihtiyaç duyması hücrelerin çevre kültürleri kolaylıkla kontamine ederek kültür ortamını domine etmesini sağlayabiliyor. Bu da HeLa’yı özel kılan özelliklerden biri olarak karşımıza çıkmakta.

 HeLa Hücrelerinin Bilime Kazandırdıkları

Servikal Kanser’in etkeninin HPV olduğunu ortaya koyarak Nobel Ödülü kazanan Harald Zur Hausen’e yol gösteren bulgulardan biri de HeLa hücrelerinde HPV’nin bir türü olan HPV18’in bulunduğunu görmesiydi. Bu keşfin ardından üretilen HPV aşıları ve ortaya konan HPV tarama stratejileri sayesinde Servikal Kanser ile mücadelede büyük aşama kat edildi.

Jonas Salk, ürettiği Polio aşısının deneylerini yaparken hem Polio ile kolaylıkla enfekte edilebilen hem de ölümsüz olan HeLa hücrelerini kullandı.

Hela Hücreleri ilk kez Sputnik 6 ile uzaya çıkmış olup sonrasında defalarca kez tekrar uzaya gönderilmiştir. Hücrelerin sıfır yerçekimi ortamında da hasar almadığı ortaya çıkarılmıştır.

Bu hücreler, saydığım bu gelişmelerin dışında aşılama (inseminasyon) metodunun geliştirilmesinde, hücre kültürü tekniklerinin geliştirilmesinde, gen haritalamasında, kanser çalışmalarında ve daha sayamadığım nice kritik ve farklı alanda bilim dünyasına hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir.

Kendi ölümünün ardından dünyaya yadigar kalan “ölümsüz” hücreleriyle binlerce belki de milyonlarca insana yaşam kaynağı olmuş Henrietta Lacks’i saygıyla anıyorum. Lacks ailesinin hikayesini merak edenler için Henrietta Lacks’in Ölümsüz Yaşamı isimli kitap veya kitabın uyarlaması filmi şiddetle tavsiye ediyorum.

Kaynak: Flickr

Kaynakça

Henrietta Lacks. (2020, November 05). Retrieved November 10, 2020, from https://en.wikipedia.org/wiki/Henrietta_Lacks

Nambisan, P. (2017). Relevance of Intellectual Property Rights in Biotechnology. In An Introduction to Ethical, Safety and Intellectual Property Rights Issues in Biotechnology. London: Academic Press an imprint of Elsevier.

HeLa cells: Origin of this important cell line in life science research. (2018, July 09). Retrieved November 10, 2020, from https://www.tebu-bio.com/blog/2017/11/28/hela-cells-the-first-cell-line/

MacDonald, A. (2019, October 16). 5 Contributions HeLa Cells Have Made to Science. Retrieved November 10, 2020, from https://www.technologynetworks.com/cell-science/lists/5-contributions-hela-cells-have-made-to-science-305036

Dorocic, I., Haloupek, N., Hargraves, K., Gadye, L., Anonymous, Allissa, . . . Ford, C. (2019, December 04). The good, the bad, and the HeLa. Retrieved November 10, 2020, from https://berkeleysciencereview.com/article/good-bad-hela/

Lyapun, I.N., Andryukov, B.G. & Bynina, M.P. HeLa Cell Culture: Immortal Heritage of Henrietta Lacks. Mol. Genet. Microbiol. Virol. 34, 195–200 (2019). https://doi.org/10.3103/S0891416819040050

Lucey, B.P., Nelson-Rees, W.A., Hutchins, G.M., Henrietta Lacks, HeLa Cells and Cell Culture Contamination. Arch Pathol Lab Med (2009) 133 (9): 1463–1467.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.