Tıp Temalı 3 Kitap Önerisi

Tıp Temalı 3 Kitap Önerisi

Herkese merhaba! Çoğu üniversite ve lise ara tatile girdiği, ve neredeyse hepimiz, yeni yıl hedeflerimiz arasına “Bu yıl daha çok kitap okuyacağım.” gibi maddeler eklediğimiz için bugün sizlerle severek okuduğum 3 adet tıp temalı kitabı paylaşmak istedim. Bu kitaplardan ikisi klinik tecrübeler, diğeri ise tıp fakültesi mezunu olan bir araştırmacı üzerine kitaplar. Umarım bu listedeki kitaplardan hoşunuza gidenler olur ve tatilde okuma fırsatı bulursunuz. O zaman başlayalım!

1.Genç Bir Doktorun Anıları-Mihail Bulgakov

https://images.app.goo.gl/4xXZr62Lr4f1oqYT7

Devrim zamanı Rusya… Karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir. Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş… Genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, Bulgakov’un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür.
(Tanıtım Bülteninden)

Genç Bir Doktorun Anıları, aslında benim için özel bir yere sahip. Lisedeyken çok yakın bir arkadaşım tıp fakültesine girmeyi istediğimi bilerek bana bu kitabı hediye etmişti. Bu sebeple bu kitap hakkında ilk olarak söylemek istediğim şey, bu kitabın hem tıp fakültesi öğrencileri hem de tıp fakültesini kazanmak isteyen lise öğrencileri tarafından okunabileceği.


Kitabın yazarı Mihail Bulgakov, 1916 yılında I. Dünya savaşı yıllarında Tıp Fakültesinden mezun oldu.
O dönemlerde Tıp mezunları askerlik görevlerini ülkenin en ücra köşelerinde doktorluk yaparak tamamlıyordu. 
Bulgakov bir köyde on sekiz ay boyunca pratisyen hekim olarak çalıştı. Yazar Genç Bir Köy Hekimi (Genç Bir Doktorun Anıları) isimli kitabında o yıllarda yaşadığı olayları ve deneyimleri kullanmıştır.


https://kidega.com/yazar/mihail-bulgakov-142753

Tıp fakültesini dereceyle bitirmiş 24 yaşındaki bir genç doktorun kasabaya atanmasıyla başlıyor kitap. Köyde okumuş insan sayısının az olması ve batıl inançların yaygınlığı, kar fırtınalarıyla geçen günler, doktorun yaşadığı zorluklardan sadece birkaç tanesi.

Lise öğrencileri için hem tıp fakültesinden mezun olunca zorunlu hizmette neyle karşılaşabilecekleri, hem de mesleğin zorlukları gibi gerçekleri kavramak açısından önemli bir kitap olabilir. O yüzden çevrenizde tıp fakültesine girmek isteyen birisi varsa bu kitabın güzel bir hediye olabileceğine inanıyorum.

Şimdi bu kitabın tıp fakültesi öğrencilerine neler katabileceğine gelelim. Öncelikle kitapta yeni mezun bir doktorun endişeleri ağırlıkla işlenmiş. Kitap, teorik bilginin pratiğe dökülmesinin zorluğu, kendinden emin olamama, hastalara zarar verme korkusu gibi birçok konuyu ele alıyor. Bence tıp öğrencilerinin (ve yeni doktorların) “yetersizlik” hissini, kendileri dışında birçok kişinin yaşadığının farkına varması açısından oldukça önemli bir kitap. Bunun yanı sıra bizi mental olarak zorunlu hizmete bir miktar hazırlayabileceğini düşünüyorum. Bu kitapla ilgili değerlendirmemi, kitaptan hoşuma giden iki alıntıyla tamamlamak istiyorum.

Aklıma hep aynı düşünce geliyordu: “Onu nasıl kurtaracağım? Hadi bunu kurtardım diyelim, ötekini nasıl kurtaracağım? Ya diğerlerini!”

Genç Bir Doktorun Anıları-Mihail Bulgakov

Şimdi lambanın ışığında gecenin o saatinde, bu ücra yerde gerçek bilginin ne demek olduğunu anlıyordum.

“Fakat okumak, okumak ve daha çok okumak gerek.”

Genç Bir Doktorun Anıları-Mihail Bulgakov

2.Sakın Zarar Verme-Henry Marsh


https://images.app.goo.gl/WoWn71DNg8HJ8CHF7

Yine tıbbın klinik yanıyla ilgili bir kitapla devam ediyoruz. Öncelikle kitabın ismiyle başlayalım “Sakın Zarar Verme”, tıp fakültesine başlayan herkesin ilk öğrendiği bir ilke olan “Primum non nocere.”

Kitaptan önce biraz yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. Henry Marsh, 69 yaşında önde gelen İngiliz bir beyin cerrahı ve Ukrayna’da da bu alanın gelişmesinde öncülük yapan bir isim. Eğer yazar ve nöroşirürji hakkında daha çok bilgi edinmek istiyorsanız BBC’nin Henry Marsh’la hazırladığı “The English Neurosurgeon” isimli belgeseli izleyebilirsiniz. (Altta fragmanı bulabilirsiniz.)

Yazarla ilgili verdiğimiz ön bilgiden sonra kitaba dönelim. Sakın Zarar Verme, beyin cerrahisinin zorluklarını anlatan bir kitap. Kitapta basit bir dil (mümkün oldukça tıbbi terimler yerine daha sade açıklamalarla) kullanılmaya çalışılarak hem başarılı hem de başarısız geçen ameliyatlar, ameliyatı siz yapıyormuşsunuz gibi hissedeceğiniz şekilde anlatılmış. Basit bir dil dediğime bakmayın, yazar betimlemeleriyle kitaba oldukça edebi ve hoş bir hava katmış, ayrıca tıbbi terimler tamamen elenmemiş. Bu kitap da çevrenizde tıpla ilgilenen lise öğrencilerine hediye edilebilir fakat bundan ziyade cerrahiyle ilgilenen tıp öğrencileri tarafından okunmasının daha kolay olacağına inanıyorum. Bu kitabın değerlendirmesini de kitaptan hoşuma giden iki alıntıyla sonlandırmak istiyorum.

Doğrudan beynin merkezine, bizi uyanık ve hayatta tutan en hayati fonksiyonların tümünün bulunduğu gizli ve gizemli bölgeye bakıyorum. Hemen üzerimde, bir katedral tavanının büyük kemerlerine benzeyen derin damarlar var; içserebral venler, ileride bazal Rosenthal venleri ve sonrasında orta çizgide, mikroskobun ışığıyla parlayan lacivert renkli Galen’in Büyük Ven’i. Nörocerrahlarda hayranlık uyandıran anatomi işte budur.

Sakın Zarar Verme-Henry Marsh

Her cerrahın içinde ara sıra dua etmeye gittiği küçük bir mezarlık vardır, başarısızlıklarının sebebini arayacağı bir acı ve pişmanlık yeri.

Sakın Zarar Verme-Henry Marsh

3.Belleğin Peşinde-Eric R. Kandel


https://images.app.goo.gl/1HxsjRCyrKfHfd1b7

Zihin dünyamızı bir bütün kılan, belleğimizdir. Bizi biz yapan, öğrendiklerimiz ve hatırladıklarımızdır. Beyin anıları nasıl yaratır? Nobel ödüllü bilimci Eric R. Kandel Belleğin Peşinde’de, zihin biliminin tarihi ile belleği anlama konusundaki bireysel merakının öyküsünü birleştiriyor. Bilişsel psikoloji, sinirbilimi ve moleküler biyolojiyi bir araya getiren zihin bilimi, farklı ülkelerden bilimcilerin sordukları sorular ve attıkları adımlarla şekillenmiş yeni ve güçlü bir bilim dalı.

Belleğin beyindeki nöron devrelerine nasıl işlendiğini ortaya koyarak zihin bilimi alanında çığır açan Kandel, çalışmalarına ilham veren ve onu yönlendiren bilim insanlarının çalışmalarını anlatısına katarak, 20. yüzyılın zihin araştırmalarının geniş bir özetini de sunuyor.

Anılar ile tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını sürükleyici bir anlatımla işleyen Belleğin Peşinde, Kandel’in Nazi işgali altındaki Viyana’da geçen çocukluk günlerinden başlayıp, 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor. Kandel hem bireysel hem de bilimsel hayatında belleğin izinden giderken, okuru da bilimin renkli ve sürprizli dünyasıyla buluşturuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Öncelikle bu kitabın baskı sayısı çok az olduğu için bahsettiğim ilk 2 kitaba göre bulmak çok daha zor. Ben bu kitabı bir fizyoloji hocamın önerisiyle okumaya karar vermiştim fakat bulmak için Ankara’da en az 4-5 kitapçıyı gezmem gerekti. Sonunda bir kitapçıda buldum fakat orada da son 1 kitap kalmıştı. Şu anda yeni baskısı çıktı mı bilmiyorum fakat bulunması zor bir kitap, bu uyarıyla başlayayım.

Belleğin Peşinde kitabının, ilk 2 kitaptan en büyük farkı yazarının tıp fakültesi mezunu bir araştırmacı olması. Eric R. Kandel, esas olarak psikiyatri bölümünde çalıştıktan sonra nörobilimle uğraşmaya başlamış. Bu kitabın ilk 2 kitaba göre bir diğer farkı, bir öyküden ziyade daha çok Fizyoloji kitabı okuyormuşsunuz gibi hissettirmesi. Bu yüzden bu kitabın lise öğrencilerine uygun olduğunu düşünmüyorum. Nörobilimle ilgilenen tıp fakültesi veya Fizik-Kimya-Biyoloji öğrencileri tarafından okunabilecek bir kitap olduğuna inanıyorum.

Kitabın her bölümünün sonunda yazarın atıf yaptığı makalelerin isimlerini bulabiliyorsunuz, bu çok hoşuma giden bir detaydı. Bunun haricinde kitabın tamamen “textbook” gibi olmadığını da belirtmekte fayda var. Yazar, araştırmalarının yanı sıra savaşa dair anılarını, Amerika’ya göç etmeyi ve bir araştırmacı olarak nasıl geliştiğini de anlatıyor.

Eric R. Kandel, aplysia isimli bir canlıdaki gangliyon hücrelerini kullanarak uzun ve kısa süreli hafıza, hafıza depolama ve öğrenmenin hücresel biyolojisi üzerine çalışmış; 2000 yılında Fizyoloji-Tıp alanında Nobel ödülü almış bir araştırmacı. Beyin plastisitesi üzerine önemli çalışmaları vardır.

İleride araştırmacı olmak istiyorsanız ve de özellikle nörobilimle ilgiliyseniz, bu kitabı incelemenizde yarar var.

İyon hipotezini oluşturan Alan Hodgkin’in, kendi yaşam öyküsüyle ilgili denemesinde belirttiği gibi, “Eğer katışıksız bilimciler sırf merak duygusuyla hareket etse, üzerinde çalıştıkları sorunu başkası da çözse yine tatmin olurlardı; fakat olağan tepkileri öyle değildir.”

Belleğin Peşinde-Eric R. Kandel

Geçmişi hatırlamak, bir nevi zihinsel zaman yolculuğudur; bizi, zamanın ve mekanın kısıtlamalarından özgür kılar, büsbütün farklı boyutlarda serbestçe hareket etmemize olanak tanır.

Belleğin Peşinde-Eric R. Kandel

Yazıyı buraya kadar okuduysanız öncelikle çok teşekkür ederim! Aslında bu yazıyı 5 kitap önerisi olarak yayımlamayı düşünüyordum fakat çok uzun ve sıkıcı olabileceğini düşünerek yarıda kesmeye karar verdim. Eğer listenin geri kalanını merak ediyorsanız yorumlar kısmında belirtirseniz gelecek ay ikinci bir parça hâlinde yayımlayabilirim.

Herkese iyi tatiller!

4 thoughts on “Tıp Temalı 3 Kitap Önerisi

    Ceren

    (21 Nisan 2020 - 02:29)

    Merhaba öncelikle ellerine sağlık Listenin geri kalanını heyecanla merak ediyorum ne zaman yayınlanacak?

      Berra Kurtoğlu

      (21 Nisan 2020 - 17:15)

      Merhaba Ceren, UluBAT Blog yazarlarının her ay 1 yazı yayımlama zorunluluğu var, bu ayki yazımı (Tıp Temalı 5 Biyografik Film Önerisi) 2 gün önce (19 Nisan) yayımladığımdan listenin geri kalanını en erken 19 Mayıs’ta yayımlayabilirim. Beğendiğine sevindim, lütfen listenin devamı için takipte kal 🙂

    SÜMEYYE İPEK

    (20 Mayıs 2020 - 23:15)

    Merhaba, öncelikle belirtmek isterim ki çok güzel kitaplar paylaşmışsınız kendi adıma teşekkür ederim. Yazınızın devamını ve diğer 2 kitabı da merakla bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.