BEYİN CERRAHİSİNE FARKLI BİR BAKIŞ: “MERVE DUMLU”

BEYİN CERRAHİSİNE FARKLI BİR BAKIŞ: “MERVE DUMLU”

BEYİN CERRAHİSİNE FARKLI BİR BAKIŞ: “MERVE DUMLU”

Merve Dumlu, günümüzün geleceği parlak beyin cerrahı adaylarından. Şu anda Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi alanında beyin cerrahı asistanı. Kendisiyle hem kendisi hem de kadının cerrahideki yeri ve toplumun buna bakış açısını konu alan bir röportaj yaptık. Ben çok keyif aldım, umarım sizin için de keyifli olur.

1. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Aile ortamınızdan bahseder misiniz?

1988 yılında Bursa’da doğdum. Annem ev hanımı babam inşaat işçisiydi. 2 erkek 1 kız kardeşim var. Annem ve babam ikisi ilkokul mezunu, kendilerinin yapamadığını biz yapalım istediler her zaman. Babam sürekli “Erkekler gerekirse sırtında taş taşır ekmek parası kazanır ama kızlar kimseye muhtaç olmamak için okumak zorunda.” derdi. Annemin en iyi hatırladığım cümlesi de “Ben ömrüm boyunca beğendiğim bir şeyi alabilmek için bir başkasından para istemek zorunda kaldım, siz öyle olmayın istiyorum.” oldu hep. Bizim için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar her zaman, biz de onları gururlandırdık nihayetinde.

2. Çocukluk yıllarınızda rol modeli olarak seçtiğiniz özel olarak bir kişi, ya da beni çok etkilemişti dediğiniz bir anınız oldu mu?

Beni etkileyen bir an vardı belki de her şeyin başlangıcı. İlkokul 4. sınıfta burs sınavı vardı hatırlayanlar vardır devlet parasız yatılı ve bursluluk sınavı, öğretmenim o sınava girmemi istemişti. Annem yatılı okula yollamam ben diye izin vermemişti, öğretmenim de yatılı okul ya da burs tercih edilebileceğini bu sınavı kesin kazanacağımı söyleyerek saatlerce konuştu annemle, sonunda ikna etti ve ben okulda o sınavı kazanan tek kişi oldum. Lise bitinceye kadar da o bursla okudum.

3. Ortaokul ve lise yıllarınız nasıl geçti?

Mahalledeki ilköğretim okuluna gittim, 6. sınıfa geçtiğim yıl Marmara Depremi oldu. Okul binamız ağır hasar aldığı için yıkıldı ve 2 yıl boyunca uzaktaki iki okula gitmek zorunda kaldık. Son sene yeni yapılan okul binasına taşındık. Zaten hepimiz aynı mahallede oturduğumuz için arkadaştık, ilköğretim yıllarımız güzel ve eğlenceliydi. Okuduğum ilköğretim okulunda Bursa Anadolu Lisesi’ni kazanan ilk çocuktum, annem ve babam için çok gurur verici bir olaydı benim için de çok büyük mutluluktu.

4. Nasıl bir öğrenciydiniz nelere daha çok ilgi duyardınız?

Genel olarak sakin bir öğrenciydim, aşırı çalışkan değildim hala da değilim ama dersi derste dinlemeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi çok severdim. Favori dersim geometri ve tarihti. Tarih kitapları okumayı hala çok seviyorum. Enstrüman çalmayı çok istiyordum ancak ailemin buna ayıracak maddi imkanı yoktu. Üflemeli çalgıları çok seviyordum, daha sonra kendi paramı kazanmaya başlayınca ney ve klarnet üflemeyi öğrendim.

5. Üniversiteye giriş süreciniz nasıldı? Tıp okumak sizin için bir ideal miydi?

Neden ve nasıl böyle bir karar verdim hatırlamıyorum ama kendimi bildim bileli doktor olmak istedim. Doktorlar her şeyi bilen çok zeki ve çalışkan insanlar diye düşündüğüm için sanırım onlardan biri olmak istedim hep. Lisede zaten başarılı bir öğrenciydim üniversite sınavından çıktığım an tıp fakültesini kazanacağımı biliyordum açıkçası sürpriz olmadı.

6. Üniversiteye ilk başladığınızda nasıl hissettiniz?  Hayalleriniz neydi?

Kendimi çok ayrıcalıklı hissettim uzun bir süre. Yurtta kalıyordum ve tıp okuduğumu öğrenen herkes imrenerek bakıyordu. Etrafımdaki herkesin benim gibi olması da kendimi epey rahat hissettirmişti. Uçuk kaçık hayallerim olmadı hiçbir zaman, hep başarabileceğim ulaşması mümkün  hayallerim vardı. Birçoğunu da başardım zaten.

7. Cerrah ve özellikle beyin cerrahı olmaya nasıl karar verdiniz?

Cerrahinin sınırlarının çok net belli olması beni her zaman çok etkiledi. Bir hasta ya ameliyat olur ya da olmaz, arası yok. Felçli bir hastayı ameliyat edip yürümesini sağlayabilirsiniz ya da bilinci kapalı bir kanama hastanın ameliyat sonrasında uyanmasını sağlayabilirsiniz. Bunlar muhteşem hisler. Bilgisayar ekranında gördüğümüz beyne dokunma fikri beni çok cezbediyordu hala da her gördüğümde heyecanlanırım. Cerrahinin muhteşem sonuçlarının olması ve beynin başlı başına mükemmel bir organ olması beni beyin cerrahisine çekti.

8. Pandemi sizi nasıl etkiledi? Mesleki açıdan ne gibi değişikler yaşadınız?

Pandemi aslında hepimizin bir gün gerçekleşeceğini bildiği ama hazır olmadığı bir şeydi. Ben de herkes gibi şaşırdım ve korktum tabi ki. Kendimden çok ailem için korkuyorum aslında. Ailemden 500 km uzaktayım ve onlara bir şey olsa yanlarına gidemem bunu bilmek çok korkunç. Birçok bölümde hasta sayısı azaldı muhtemelen ancak bizim acil vakalarımız hiç durmuyor malum trafik kazaları, beyin kanamaları ara vermiyor pek. Diğer bölümler kadar çok etkilenmedik ama bizim için de zor bir süreç oluyor.

9. Kendi özelinizde ve genel olarak tıp camiası arasında kadınların cerrahiye yönelmesi nasıl karşılanıyor? Bu bir erkek mesleği olarak mı görülüyor?

Ben birlikte çalıştığım kıdemlilerim ve hocalarım açısından şanslıyım, kadın olduğum için hiç sorun yaşamadım ancak ne yazık ki özellikle majör cerrahi branşlarda kadınlara karşı bir ön yargı var. Kadınlar daha narin daha zayıf oldukları ve zorlanacakları düşünülüyor. Ben buna inanmıyorum, değişik cerrahi branşlarda kadın arkadaşlarım var ve işlerini gayet güzel yapıyorlar. Kadınların biraz kendini geri çektiğini düşünüyorum, ben yapamam diye düşünürseniz zaten baştan kaybedersiniz. Toplumdaki cerrahi erkek mesleğini ancak biz daha fazla cesaret edersek yıkabiliriz.

10. Hastaların kadın beyin cerrahlarına yaklaşımı nasıl? Erkek cerrahlar daha çok mu tercih ediliyor? Bu konuda bir gözleminiz var mı?

Beyin cerrahisine özel değil bence halkımızda hala kadın doktora karşı bir önyargı var. Kadınsa hemşiredir erkekse doktordur düşüncesi hakim. Polikliniğe gelince hala doktor yok mu diye soruyorlar. Ancak bence kadınlar içgüdüsel olarak daha şefkatli ve daha düşünceli oldukları için biraz konuştuktan sonra güven başlıyor ve sonra vazgeçilmez oluyorlar.

11. Cerrahlık özen isteyen zor bir meslek, sizce kadın olmanın bu konuda getirdiği fazladan zorluklar var mı?

Bence zaten kadınlar daha ince düşünceli daha özverili insanlar o yüzden birçok işi aynı anda yürütebiliyorlar. Tabi ki zorlukları var ama kolay olsa zaten herkes yapar, zor olduğu için sadece biz yapıyoruz. Ülkemizde kadına yüklenen evin hanımı, evin her şeyiyle kadın ilgilenmek zorunda algısı yüzünden işimiz zorlaştırılıyor ancak birlikte yaşayacak doğru insanı bulduysanız bu bir sorun olmaktan çıkar.

12. Takip ettiğiniz Türkiye’den ve dünyadan kadın beyin cerrahları var mı?

Tabi ki bu yolda örnek aldığım ve kendileriyle aynı işi yapmaktan gurur duyduğum birçok kadın var. Üstelik onların zamanında kadın cerrah olmak çok daha zorken bunu başarmış olmaları daha saygı duyulası.

13. Yoğun çalışan başarılı kadınlara röportajlar sırasında sıkça yöneltilen “Hem kariyer hem özel hayatınızı aynı anda nasıl yürütüyorsunuz?” sorusu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Erkeklere de aynı soru sorulmadığı sürece bu soruyu ciddiye alıp cevap vermeyi düşünmüyorum. Özel hayat dediğimiz şey iki kişilik, zorsa iki kişiye de zor. Bu sorunun sadece kadınlara yöneltilmesini art niyetli buluyorum, bizim yıkmak için uğraştığımız algıyı körüklüyor sadece.

14. Beyin cerrahı olmanın getirdiği ne gibi zorluklar var?

Beyin cerrahisinin muhteşem olmasının yanında çok fazla ölüm görüyor  olmak bence en zor kısmı. Uzun çalışma saatleri, ameliyatların uzun sürmesi, geceleri uyuyamamak zorluyor tabi ki. Bunların yanı sıra elinizin altındaki insanın hayatının size bağlı olduğunu bilmek çok büyük bir sorumluluk.  Ama benim en zorlandığım kısım anne babalara çocuklarının beyinlerinde tümör olduğunu, kısa bir süre sonra öleceğini söylemek ve  ölüm haberini vermek.

15. Genel çalışma koşullarınız ve nöbet durumlarınız nasıl?

Sabahları 7 gibi hastanede oluyorum, o gün ameliyata girecek hastaların görüntülemelerini inceliyorum tekrar. Asistan vizitinden sonra herkes o gün çalışacağı yerlere geçiyor. Akşam ameliyatlar kaçta biterse o saatte çıkıyorum hastaneden. Şu an son senemin içindeyim ayda  7 nöbet tutuyorum.

16. Ameliyat sırasında bir insanın tüm özelliklerini belirleyen kişiyi kendisi yapan organ üzerinde çalışıyorsunuz, bunu yaparken ne hissediyorsunuz? Bu nasıl bir duygu? Bu sorumluluğun getirdiği yükler var mı?

Aslında kelimelerle anlatmak çok zor, bu duyguyu gerçekten yaşamak lazım. Muhteşem bir his. Bu işi yapabildiğim, beyne dokunabildiğim için kendimi çok şanslı ve çok özel hissediyorum. Dokunduğunuz her bir yerin hastanın hayatında kalıcı hasar bırakabileceği fikri ise çok korkutucu aslında. Hastanın hayatının parmaklarınızın ucunda olması çok büyük bir sorumluluk bu yüzden her şeyden çok daha fazla dikkat ve özen istiyor.

17. Ortalama ameliyat süreleri ne kadar? Sizin için unutulmaz bir ameliyat var mı?

Ameliyatın türüne göre değişiyor süreler. 2 saat süren vakalar da var 15 saat süren vakalar da var. Önemli olan hastaya zarar vermemek bizim için süre çok önemli değil. Tek başıma yaptığım ilk ameliyatların hepsi benim için unutulmaz. En çok ameliyata bilinci kapalı girip ameliyattan sonra uyanan hastalar ve felç durumunda girip ameliyat sonrası düzelen hastalar benim için unutulmaz oluyor hepsi ayrı birer mucize çünkü.

18. Kadının Türkiye’de tıpta/bilimdeki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz? Gelecekte nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?

Kadınlar artık kendilerine dayatılan kalıplardan çıkıyorlar bence ve bu gerçekten muhteşem. Sağlık, edebiyat, spor, sanat gibi birçok alanda çok başarılı kadınlar var ve hepsiyle ayrı ayrı gurur duyuyorum. Ben asistanlığa başladığım zaman Türkiye’de 50 tane kadın beyin cerrahı vardı şimdi ise 150 tane. Buradan bile kadınların artık daha aktif olduğunu düşünebiliriz, kadınlar ve kadınlara destek veren erkekler sayesinde gelecekte her şey çok daha güzel olacak.

19. Basında da sık sık yer bulan sağlık çalışanlarına, özellikle de kadın sağlık çalışanlarına karşı artan şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda sizin kendi tecrübeniz oldu mu?

Bence bizim ülkemizde temelde bir şiddet sorunu var sadece sağlık çalışanlarına değil herkese her şeye karşı. Her işini şiddete başvurarak çözmeye alışmış bir toplumuz ne yazık ki. Karşılığında hemen hiçbir ceza olmadığı için de sorun çözülemiyor. Fiziksel olarak şiddete uğramadım ama sözel şiddete uğramayan yoktur sanırım içimizde. Ben de defalarca hakaret işittim, tehdit edildim ne yazık ki.

20. İleride beyin cerrahı olmak isteyen öğrencilere ne söylemek istersiniz?

Beyin cerrahisi dünyadaki hiçbir mesleğe benzemiyor. Evet çok zor belki ama dünyanın en güzel en tatmin edici mesleği benim gözümde. Benim aracılığımla hayata tutunan insanların gözündeki  yerimi hiçbir şeye değişmem sanırım. Bugüne gelebilmek için birçok şeyden fedakarlık ettim birçok güzelliği kaçırdım hayatımda eminim ancak olmak istediğim yerdeyim ve şimdi geriye bakınca bu kadar çabaya bu kadar fedakarlığa değdi diyorum. Çok sevdiğim bir cümle var beni her zaman cesaretlendirmiştir “kolay olsaydı herkes yapardı”.

21. Bu soruda belki de yayınlamayacağım bir şey üzerinde durmak istedim. Benim oda arkadaşım (aynı zamanda çok yakın bir arkadaşım) kendisiyle tanıştığım okulun ilk gününden beri beyin cerrahı olmak istiyor. Adı Simge. Bu konuda kitaplar okuyor, bazen evde dikiş denemeleri yapıyor ve merak ettiği için birkaç kez ameliyata da girdi. Sizinle tanışmam da bir arkadaşımızın Simge’yi sizin tweetinizin altına etiketlemesiyle oldu aslında. Simge gibi birçok hevesli ve akıllı genç kız olduğuna da eminim. Onlarla tanışma şansınız olsaydı, gerek meslek gerek hayat hakkında ne söylemek isterdiniz? Ne tavsiye ederdiniz?

Böyle genç kadınların olduğunu bilmek ve duymak beni çok mutlu ediyor, geleceğimiz onların elinde çünkü. Yollarına çıkacak hiçbir engele takılmasınlar, yoldan çevirmeye uğraşan kimseyi dinlemesinler. Ömür boyu yapacakları işi seçtiklerini unutmasınlar belki de hayatlarındaki en önemli seçim bu olacak. Kadınların hayatın her alanında birçok zorlukla başa çıkmak zorunda bırakıldığını biliyorum ancak bunu değiştirecek olan bizleriz. Ardımızdan gelen kadınların şartlarını iyileştirecek onlara öncü olacak bizleriz. Keşke hepsiyle tek tek tanışabilsem ve çok güçlü olduklarını istedikleri şeyi başaramamak için bir sebep olmadığını yüzyüze de söyleyebilsem.

22. Eklemek istedikleriniz, paylaşmak istedikleriniz var mı? Var ise paylaşmanızdan mutluluk duyarım, teşekkür ederim.

Sanırım her şeyi konuştuk, teşekkür ederim.

Görseller

  1. https://www.haberturk.com/beyin-cerrahisi-asistani-merve-dumlu-cocuk-dogurabilen-birinin-basaramayacagi-hicbir-sey-olamaz-2605441

6 thoughts on “BEYİN CERRAHİSİNE FARKLI BİR BAKIŞ: “MERVE DUMLU”

    Günsu GÜRGÜN

    (3 Ocak 2021 - 13:43)

    Çok ilham verici ve güzel bir röportaj olmuş.

      Janset Özdemir

      (3 Ocak 2021 - 14:39)

      Birilerine ulaşabiliyorsam ne mutlu bana, çok teşekkür ederim 🙂

    Mehmet Ali Çoban

    (3 Ocak 2021 - 21:27)

    Çok güzel bir röportaj olmuş, bu güzel yazı için teşekkürler.

      Janset Özdemir

      (6 Ocak 2021 - 20:07)

      Beğenmenize çok sevindim, çok teşekkür ederim 🙂

    Sümeyye İpek

    (10 Ocak 2021 - 08:29)

    İlerde cerrahi bir bölüm isteyen biri olarak keyifle okudum teşekkürlerr

      Janset Özdemir

      (10 Ocak 2021 - 12:17)

      Ben teşekkür ederim, beğenmenize çok sevindim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.