MARY AND MAX FİLMİ İLE ASPERGER BOZUKLUĞU

MARY AND MAX FİLMİ İLE ASPERGER BOZUKLUĞU

2009 yılında yayınlanan “Mary and Max” filmi, birbirlerinden kilometrelerce uzakta olan, Mary ile Asperger bozukluğuna sahip Max’ın büyük arkadaşlığını anlatmaktadır. Sadece harika bir animasyon ve drama filmi olmakla kalmayıp, çok fazla bilinmeyen Asperger bozukluğuna da dikkat çekmektedir. Sizlere Asperger bozukluğunu, bu güzel filmin de yardımı ile kısaca anlatmaya çalışacağım.

   Asperger bozukluğu (AB), yaşamın erken dönemlerinde belirti vermesiyle ve yaşam boyu sürmesiyle büyük önem arz ediyor. 1990lı yıllarda AB’nun nadir olarak görüldüğü düşünülüyordu ancak zaman geçtikçe bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Tam olarak sıklığı bilinmese de çokça rastlanması ve değişik özellikleri ile bu bozukluk oldukça ilgi uyandırmaktadır.

Asperger bozukluğunda çoğunlukla yaşamın ilk 4 senesinde herhangi bir sorun ortaya çıkmaz ancak klinik belirtiler çocuklar okula başladıkları zaman belirginleşir. Çocuklarda ilk olarak hiperaktivite, göz göze gelmekten kaçınmak gibi anormal göz iletişimi ve en önemlisi de toplumsal etkileşimlerde ciddi derecede zorlanmalar gözlenir. Çoğunlukla el yazılarının çok kötü olması ve derslerindeki başarısızlık da dikkat çeken bir diğer yöndür. Ağrıya, sıcak ve soğuğa karşı duyarsızlık gösterebilirken; dokunulmaya karşı aşırı duyarlı olabiliyorlar.

 Her hastada farklı bulguların görülebileceği de unutulmamalıdır.  Ayrıca yaygın gelişimsel bozukluklar arasında prognozu en iyi olan AB, hayatın her evresinde farklı bulgular verir: Çocukluk çağında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite, erişkinlik çağında ise depresyon gibi…  

    Asperger bozukluğunun eş tanılı psikiyatrik bozukluk oranı birçok araştırma tarafından farklı oranlarda bulunsa da yüzdesinin gerçekten yüksek olduğu belirtmek isterim. En sık görülen eş tanılar: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları… Eş tanı olarak bu hastalıkların görülmesi de tanıyı ve tedaviyi zorlaştırıyor. Bu yüzden erişkin hastaların tanısı büyük bir önem arz eder. Çünkü AB, erişkin hastalarda ilk olarak akla gelmiyor.

    1944 yılında Hans Asperger tarafından tanımlanan bu bozukluğa sahip çocuklar, yaşıtlarına göre yeterli sözel yeteneğe sahipler ve gramer hatası yaptıkları gözlenmiyor ancak daha çok zamirlerin kullanımında ve ironiyi, mizahı anlamada zorlanıyorlar. Sizin sorduğunuz bir soruyu önce tekrar edip sonra o soruya cevap verebiliyorlar.  İletişim kurmada güçlük yaşadıklarını biliyorlar ve gerçekten arkadaş edinmeyi istiyorlar.  Filmde de bunu açıkça görebiliyoruz.

Genellikle çevrelerine karşı ilgisiz oluyorlar, diğer insanlar ile sadece ilgileri olan konularda konuştukları, konuşmayı çoğunlukla karşı tarafın başlattığı ve iletişimi devam ettirmekte zorlandıkları gözleniyor. Onları yaşıtlarının toplu oyunlarına katılmayıp yalnız başlarına dolaşırken, kendi kendilerine konuşurken görebiliriz.

AB’na sahip çocuklar, sevgi ve şefkat gibi birbirine yakın ifadeleri ayırmada, insanların yüz ifadelerini yorumlamada zorlanırlar. Max’in de karşısındaki kişinin kızgın mı yoksa mutlu mu olduğunu anlamak için kendisine bir defter yaptığını görüyoruz.



Bu çocukların bir diğer şaşırtıcı yönleri ise gerçekten ilginç konulara ilgi duymaları.  Matematikte, jeolojide, fizikte, bilgisayar kullanmada, zeka küpünü çözmede, zehirler hakkında, yıllar önceki bir tarihin haftanın hangi gününe denk gelmesini bilmede, futbol maçlarının sonuçlarını ve tren saatlerini ezberleme gibi konularda gerçekten çok iyilerdir. Birçok insana göre saçma gelebilen bu özelliklerine ve ilgi alanlarına göre meslek seçimi yapılması, sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşamaları için önemlidir.

Max çok hızlı bir şekilde zeka küpünü çözdüğü için gazeteye çıkıyor.

ASPERGER BOZUKLUĞU VE OTİZM

   Asperger bozukluğunun Otizm ile birçok ortak noktası vardır ve ayırıcı tanıları zordur. Otizm ve AB arasındaki en önemli fark AB’nda erken dil gelişiminin normal olmasıdır.  Böylece AB, Otizim’den daha geç dönemde fark edilir.  Bazı araştırmalar AB’nun, Otizm’in daha hafif bir versiyonu olduğunu ileri sürerken; bazıları Otizm Spektrum Bozuklukları altında değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Şu anda ise AB, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar adı altında yer almaktadır.

Filmi izlemeniz dileğiyle…

KAYNAKLAR:

  1. http://www.psikofarmakoloji.org/pdf/10_1_10.pdf
  2. http://cms.galenos.com.tr/Uploads/Article_11969/91-96.pdf
  3. https://www.journalagent.com/kpd/pdfs/KPD_7_4_223_230.pdf
  4. https://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-yuksek-fonksiyonlu-otizm-ve-asperger-bozuklugu-olan-cocuklarda-yapilan-psikolojik-arastirmalarda-guncel-egilimler-42760.html
  5. https://www.researchgate.net/profile/Ueruen_Oezer/publication/277254090_Eriskinde_Asperger_Sendromu_ve_Bipolar_Bozukluk_Birlikteligi_Bir_Olgu_Sunumu/links/55655f1108ae06101abe04ee.pdf

GÖRSELLER

Mary and Max filminde yer alan sahnelerden hazırlanmıştır.

Yazar: Binnur Şan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.