MUTLULUK, RUHSAL SAĞLIK VE GENLERİMİZ

MUTLULUK, RUHSAL SAĞLIK VE GENLERİMİZ

MUTLULUK

Resim 1. Once in a Blue Moon, Harvey Vanda. https://artuk.org/discover/artworks/once-in-a-blue-moon-55956 

Kafamızı dağıtacak, bizlere umut ve mutluluk kaynağı olacak şeylere normalden çok daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, birçoğumuz normal hayatımızda dikkat etmediğimiz durumların değerini anlıyoruz aslında. Okula giderken yaptığımız yolculuğun, selamlaştığımız insanların bizlere ne kadar mutluluk kazandırdığının farkına varıyoruz. Dolayısıyla şu sıralar stres altında veya yalnız hissetmemiz genel olarak normal olsa da eğer bu durumu kendi başınıza atlatmakta zorlanıyorsanız ve çaresiz hissediyorsanız lütfen yardım almaktan ve size destek olacak birilerine ulaşmaktan çekinmeyin, yalnız başınıza olmadığınızı unutmayın. Tabii ki aileniz ve arkadaşlarınız sizlere bu desteği verebilir ancak bu amaçla çalışmakta olan profesyonel kuruluşlar, uygulamalar, programlar da mevcut. Mutluluk, ne kadar kişisel bir kavram ve arayış olsa da muhtemelen çoğumuz şu anda biraz kaybolmuş hissediyoruz. Peki bu bağlamda, sık sık karşımıza çıkan ve herkesin önemsediğini söylediği ‘mental sağlık’ ve ‘mutluluk’ kavramları biyolojik olarak aslında ne ifade ediyor? 

Resim 2. Summertime, Maarja Reiman. https://artuk.org/discover/artworks/summertime-82578/search/category:happiness-and-joy/page/1/view_as/grid 

Easterlin (2003), mutluluğu ifade etmede farklı disiplinlerin kendi içerisinde ve başka disiplinlere kıyasla çok farklı yaklaşımlar barındırdığını dile getirmiştir. Mutluluğun incelenmesinde; psikolojide ‘setpoint teorisi’ adlı bir teori, ekonomi alanında ise başka bir bakış açısı öne çıkmaktadır. Setpoint teorisi: Kişinin, doğduğunda genleri ve kişiliği tarafından ortaya konan belli bir mutluluk seviyesine sahip olduğunu, hayatında yaşadığı olayların da bu seviyeyi farklı yönlerde etkilediğini dile getirmektedir (1). Eninde sonunda da kişinin en baştaki mutluluk derecesine geri döndüğü düşünülmektedir. Eğer bu durum gerçekse, kişinin kendini daha mutlu etmek için yaptığı şeyler ve başkaları tarafından onu mutlu etme çalışmaları sadece kısa bir süre için etkili olur, diyebiliriz (2). Psikolojide yaygın olan bu düşünce biçimine ters olarak ekonomi araştırmaları, kişinin hayat koşullarının (maaş miktarı başta olmak üzere) mutluluğunu da kalıcı olarak etkilediğini ortaya koyar. 

Psikolojideki setpoint teorisinin veya adaptasyon seviyesi teorisinin genel olarak dayandırıldığı çalışma, 1978 yılında ciddi kaza geçirmiş olan kişilerle yapılan anketlerle yürütülmüştür (3). Çalışma boyunca ciddi kaza geçirmiş bireylerin sağlıklı bireylerden daha düşük bir mutluluk ortalamasına sahip olsalar da ‘beklendiği kadar da üzgün olmadıkları’ dile getirilmiştir (1). Dolayısıyla da kazadan ruhsal olarak kalıcı biçimde etkilenmedikleri öne sürülmüştür. Araştırma yayınlandığından ve bununla alakalı teoriler ortaya konulduğundan beri benzer sorulara cevap arayan birçok çalışma yapılmıştır. Bu sorulardan en önemlilerinden biri de engelli bireylerin hayatlarından ne kadar memnun olduklarıdır. Konu hakkında araştırma yapan Mehnert ve ark. (1990) kişinin sahip olduğu engelin kapsamı ne olursa olsun engelli bireylerin sağlıklı bireylerden daha mutsuz olduklarını, hayat tatminlerinin de daha düşük olduğunu ortaya koymuştur (4).

Resim 3. Somerset (British Railways poster artwork). https://artuk.org/discover/artworks/somerset-8986/search/category:happiness-and-joy/page/1/view_as/grid

COVID-19 salgını ile şimdi çok daha ön plana çıkan ilişkilerden biri de mutluluk-sağlık ilişkisidir. 

Daha mutlu olan insanlar mı daha sağlıklıdır yoksa daha sağlıklı olan insanlar mı daha mutludur?

Bu soru hala birçok açıdan tam olarak cevaplanmış olmasa da yapabileceğimiz birçok yorum bulunmaktadır. Büyük bir çoğunluk olarak, virüs kapma endişesiyle bize mutluluk veren çoğu aktiviteden uzak durmaya çalışıyoruz. Bundan dolayı, sağlık durumumuzun kötüye gitmesinden bile korkmamız, hislerimiz ve gösterdiğimiz davranışlar üzerinde belirleyici oluyor. Tabii ki, mutluluk-sağlık ilişkisinde iki türlü bir etkileşim söz konusudur ancak araştırmalar hayat kalitesini daha fazla düşüren sağlık durumlarının, kişinin mutluluğunu azalttığını ortaya koymaktadır (1). Kişinin sağlık durumuna adaptasyonu da kısmi olarak gözlenebilir ama hastalığın kalıcı bir etkisi bulunmaktadır. Amerika’da her yıl yapılan anketler: İlerleyen yaş ile mutluluğun daha da azaldığını, dolayısıyla kişinin bozulan sağlığına mental olarak adapte olamadığını göstermiştir (1).


MUTLULUK VE MENTAL HASTALIKLAR

Kişinin mutluluk seviyesini ve genel olarak sağlığını etkileyen en önemli durumlardan biri de mental hastalıklardır. Çoğu insan bu bozukluklar hakkında yeterli bir farkındalık seviyesine sahip olmasa da hayat kalitesini ciddi anlamda etkileyen birçok ruhsal hastalık bulunmaktadır. Bu yazı tabii ki her birine yeteri kadar yer vermeme elverişli olmadığı için özellikle birkaç tanesinden bahsetmek ve bu hastalıkların bireylerin mutluluk seviyeleriyle nasıl ilişkili olduklarını sizlere anlatmak istiyorum. Eğer mental hastalıklar ve insan hayatına etkisi hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz, Dünya Sağlık Örgütü’nün internet sitesinden araştırma yapabilirsiniz (bkz. (5) nolu kaynak). 

Resim 4. London.https://artuk.org/discover/artworks/london-9568/search/category:happiness-and-joy/page/2

Anksiyete Bozuklukları ve Depresyon

Öncelikle anksiyete hastalıklarından bahsetmek istiyorum.  Anksiyete başlığı altında incelenebilen birçok sağlık durumu bulunmaktadır. Her insan hayatının bir noktasında anksiyete ile mücadele etmiştir. Örnek olarak sınav öncesi stresli hissetmek, önemli bir karar vermeden önce endişelenmek gibi yaygın durumları verebiliriz (6). Anksiyete hastalıkları ise bundan çok daha büyük çaplıdır. Kişinin hayat kalitesini ve günlük aktivitelerini olumsuz yönde etkileyip çok farklı semptomlarla kendini belli edebilir, uzun bir dönem boyunca kişi benzer bir duygu durumuna mazur kalabilir. Tetikleyicileri de yine aynı şekilde çok çeşitli olsa da yaygın olan birkaçı: Fobiler, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluktur (7). Genel anksiyete bozukluğu, kişinin gereğinden fazla endişe duyması, kolayca yorulması, endişe duygusunu kontrol etmekte zorluk çekmesi gibi şekillerde kendini gösterir. Ayrıca bu durum uyku düzenini ve kişinin çalışma verimini de olumsuz şekilde etkilemektedir.

Resim 5. Harriet Hilton and Child, William Hilton. https://artuk.org/discover/artworks/harriet-hilton-17911866-and-child-helen-hilton-18111873-81882

Depresyon ise sık görülmesine ve günlük dilimize de basit bir şeymiş gibi sızmasına rağmen çok ciddi olan bir hastalıktır. Depresyonun farklı türleri farklı şekillerde kişiyi etkileyebilir ve farklı davranışlarla kendini gösterebilir ancak aynı zamanda kişinin yaşamış olduğu özel durumların bir sonucu olarak da oluşabilir (8). Bunlara örnek olarak postpartum depresyon ve mevsimsel depresyon gibi durumlar verilebilir. Postpartum depresyon, doğum öncesi veya sonrası dönemdeki kadınlarda %5-20 oranında görülmektedir (9). Ancak bu durum doğum yapan kadınların yaklaşık %50-70’inde görülen (9) ve normal sınırda seyreden bir üzüntü ve endişe hali olan “Postpartum Blues” farklıdır. Depresyon sırasında annenin bebeğine karşı ilgisizliği ön plana çıkar ve anne, bebeğine yeterli ve doğru ilgiyi verememekten korkar. Annenin ve bebeğin hayatını yoğun bir şekilde etkileyen depresyonun bazen dile getirilmesi bile zordur. 

MUTLULUK VE DEPRESYONUN GENETİĞİ

Mutluluğun tanımı ne kadar zor olursa olsun hayatımızın her alanındaki etkisi aşikardır. Çoğu şeyin bizim için değerini düşünürken ve hissederken bizi ne kadar mutlu ettiğini, refah seviyemizi ne yönde etkilediğini göz önünde bulundururuz. Araştırmalar aynı zamanda mutluluğun ve yüksek bir refah seviyesinin, kişinin elde ettiği başarılarda, iş performansında ve üstte de bahsettiğim gibi sağlık durumunda da etkileyici olduğunu göstermektedir (10). 

Mutluluk ve kişilik ilişkisi de merak edilen ve araştırılan önemli konulardan bir tanesidir. Yapılan araştırmaların odaklandığı bir model de kişiliğin değerlendirilmesine yarayan Beş Büyük Faktör Kuramı’dır. Bu beş faktör: Açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal dengedir (11). Kuram üzerine yapılan araştırmalar; kişiler arasındaki kişilik farklılıklarının yaklaşık %50 oranında genetik etmenlerden kaynaklandığını ortaya koymuştur (12). Şaşırtıcı bir şekilde, Lykken ve Tellegen (1996) da aynı ortamda yetiştirilen ikizlerin bu ortamı ve koşulları paylaşmalarının benzer mutluluk seviyelerine sahip olmalarına neden olmadığını görmüştür. Genel olarak kişilik ve mutluluğun ilişkisi hakkında birçok teori ve araştırma mevcuttur. Bahsettiğimiz iki özelliğin, birbirlerinden bu kadar etkilenmelerinin başlıca nedenlerinden biri olarak ortak genlerle bağlantılı olmalarını söyleyebiliriz (10).  

Resim 6. Hanging Figure, Mel Charles. https://artuk.org/discover/artworks/hanging-figure-16984/search/category:happiness-and-joy/page/3 

İncelenen iki tane meta-analiz çalışması (biri hayat tatminliğini, diğeri ise refahı ölçmek  üzere tasarlanan), bu parametreler içinde görülen farklılıkların %32-36’sının genetik alt yapıdan kaynaklandığını dile getirmektedir (13). Ancak kişinin mutluluk ve refah seviyelerinin incelenmesinde ve ölçülmesinde hala farklılıklar bulunmakta ve bu durum, meta-analizler gibi çalışmalar değerlendirilirken göz önünde bulundurulmalıdır. Böyle öznel bir parametrenin kalıtsal olarak değerlendirilmesi zorlu bir araştırma sürecini gerektirmektedir (13). Araştırmalar mutluluk ölçeklerinin kalıtımının; popülasyon ve kişilerin içinde bulundukları hayat koşulları bağlamında da değiştiği tespit edilmiştir (14).  

Majör depresyonun kalıtımını ve görülme sıklığını incelediğimizde ilk olarak araştırmalar bize depresyonun kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü göstermektedir (15). Şaşırtıcı olarak aynı zamanda bu hastalığın kadınlarda erkeklerden daha ‘kalıtılabilir’ olduğu da düşünülmektedir (15). Erkekler ve kadınlarda depresyonla ilişkilendirilen genetik faktörlerin çoğu ortak olsa da bu etkenler kişiyi etkilerken yine de cinsiyete özgü etkiler yaratabilmektedir. Beklenebileceği gibi depresyon ve birçok mental hastalığın genetik alt yapısının araştırılmasında birçok engelle karşılaşılmaktadır. Diğer hastalıklarda olduğu gibi, henüz hastalığa neden olduğu kesin olarak literatüre kaydedilmiş bir gen bulunmamaktadır ancak hala GWAS (Genome-wide Association Studies) çalışmaları devam etmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bu tip hastalıkların oluşmasında çok fazla yolağın etkili olabilmesidir. Örneğin farklı moleküllerden ve metabolik yolaklardan çıkan iki sonuç da majör depresyonun görülmesine neden olabilir (15). 

SONUÇ

Mutluluk, birçok kişi tarafından farklı şekillerde tanımlanan ve farklı hislerle ilişkilendirilen bir durumdur. Muhtemelen hepimiz için çoğu şeyin değerlendirilmesinde baz alınan bir ruh halidir aynı zamanda. Genetik etmenlerin eskiden tahmin edilenden çok daha fazla şeyle ilişkilendirilmesi, mental hastalıkların ve hayatından tatmin olma durumunun da kalıtsal açıdan incelenmesinde öncü olmuştur. Hangi genlerin kesin olarak hangi durumlara yol açtığı bilinmese de mutluluğun en azından kısmi olarak kalıtımsal olduğu düşünülmektedir. Depresyon için de benzer sonuçlar veren araştırmalar bulunmaktadır ancak halen bazı diğer hastalıklarda olduğu gibi ‘hastalığa neden olan genetik alt yapı’ sonucuna ulaşılamamıştır. 

Mental sağlık, bazen çoğumuzun görmezden geldiği bir durum olabiliyor. Bazen kendi mutsuzluğumuzu veya yakınlarımızınkini umursamayıp, belki ne yapmamız gerektiğini anlayamadan hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Sadece mutlu olma durumu ile ilişkili olmayan ruhsal hastalıklar da farkındalık sahibi olmamız gereken gerçeklerdir. Kendimizle normalden daha fazla vakit geçirdiğimiz bu süreçte de kendimizle ilgilenmemiz ve hislerimizin farkına varmamız, birbirimize destek olmamız, saygı duymamız; bazen de başkalarından yardım istememiz gerekiyor. 

Eğer mutluluk, mental hastalıklar veya bunların genetik alanıyla ilişkisi hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz kaynakçamda listelediğim kaynaklara ek olarak Türkiye Psikiyatri Derneğinden (https://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/8/), https://www.nimh.nih.gov/index.shtml sitesinden araştırma yapabilirsiniz. Yazımda kullandığım sanat eserleri gibi başkalarını da incelemek isterseniz İngiltere’deki sanat koleksiyonlarından oluşturulmuş internet üzerindeki bir arşiv olan https://artuk.org sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

KAYNAKÇA

  1. Easterlin, R. (2003). Explaining happiness. PNAS, 1000(19): 11176-11183.
  2. Diener, E. ve ark. (1999). Well-being: The Foundations of Hedonic Psychology. (Russell Sage, New York), pp. 213-229.
  3. Brickman, P., Coates, D., Janoff-Bulman, R. (1978). J. Pers. Soc. Psychol., 36, 917-927.
  4. Mehnert, T ve ark. (1990). Correlates of life satisfaction in those with disabling conditions. Rehab Psychol. 35: 3-17.
  5. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ). Mental disorders. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/mental-disorders. Erişim tarihi: 2 Haziran 2020
  6. National Institute of Mental Health. Anxiety disorders. https://www.nimh.nih.gov/health/topics/anxiety-disorders/index.shtml. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020
  7. U.S. Department of Health and Human Services. What are the five major types of anxiety disorders? https://www.hhs.gov/answers/mental-health-and-substance-abuse/what-are-the-five-major-types-of-anxiety-disorders/index.html. Erişim tarihi: 3 Haziran 2020
  8. National Institute of Mental Health. Depression. https://www.nimh.nih.gov/health/topics/depression/index.shtml. Erişim tarihi: 5 Haziran 2020
  9. Nöropsikiyatri Portalı. ‘Postpartum depresyonu nedir?’. https://www.e-psikiyatri.com/postpartum-depresyonu-nedir. Erişim tarihi: 5 Haziran 2020
  10. Weiss, A., Bates, T., Luciano, M. Happiness is a personal(ity) thing. Psychological Science, APA. 19(3): 205-210.
  11. https://tinyurl.com/ydh8tzlm
  12. Bouchard, Jr., T.J. and Loehlin, J.C. (2001) Genes, Evolution, and Personality. Behavior Genetics, 31, 243-273. 
  13. Bartels, M. (2015). Genetics of Wellbeing and Its Components Satisfaction with Life, Happiness, and Quality of Life: A Review and Meta-analysis of Heritability Studies. Behavioral Genetics, 45: 137-156.
  14. Nes, R.B., Røysamb, E. Happiness in Behaviour Genetics: An Update on Heritability and Changeability. J Happiness Stud 18, 1533–1552 (2017). https://doi.org/10.1007/s10902-016-9781-6
  15. Flint, J. ve Kendler, K. (2014). The Genetics of Major Depression. Neuron Review. 81: 484-503

Yazar: Lara Onbaşı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.