Tüm Vücut Vibrasyonu Tedavisi ile Diyabet Enfeksiyonları Önlenebiliyor!

Tüm vücut vibrasyonu tedavisi, diyabetle ilişkili inflamasyonların kontrol altına alınabileceği bir yol olabilir. Bu tedavi mikrobiyomu, vücudun glikozu daha iyi kullanabilmesini sağlayan kısa zincirli yağ asidini üreten bakterilerin miktarını arttırarak değiştirir. Ancak konuya başlamadan önce bu tedavinin nasıl olduğu hakkında biraz fikir edinelim;

Tüm Vücut Vibrasyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tüm vücut vibrasyonunda, titreşimli platformlu bir makinenin üzerinde durur, oturur veya yatarsınız. Makine titreştikçe, vücudunuza enerji iletir ve kaslarınızı her saniyede onlarca kez kasılmaya ve gevşetmeye zorlar. Bu uygulama şu ana dek fitnesslarda, kemik mineral yoğunluğunun korunması ve arttırılmasında, yaş ile ilişkili kıkırdak harabiyetinin ve doku perfüzyonunun arttırılmasında kullanılıyordu ancak bilim insanları bunun diyabet ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde de kullanılabileceğini farketti.

Kaynak: https://www.thespinalcentre.com.au/the-spinal-centre-practice/whole-body-vibration/

Augusta Üniversitesi Georgia Tıp Fakültesi’ndeki (MCG) ve Georgia Diş Hekimliği Fakültesi’ndeki araştırmacılar, fare modellerinde tüm vücut titreşiminin vücudumuzda bulunan ve vücudumuzun işgalcilerden korunmasına yardımcı olan bir mikroorganizma koleksiyonu olan mikrobiyomu değiştirdiğini ve bağırsakta yemeğimizi sindirmemize yardım ettiğini göstermiştir.

International Molecular Sciences Dergisi’nde yayınladıkları yazılarına göre; gördükleri değişiklikler, vücudun glikozu daha iyi kullanmasına yardımcı olabilen kısa zincirli yağ asitleri sentezleyen bakteri seviyelerinin artmasıydı. Glikoz vücutta yakıt olarak kullanılır fakat yüksek seviyeleri inflamasyonu, insülin insensivitesini ve en sonunda da diyabeti tetikleyebilir.

Başka değişiklikler de olmasına rağmen çalışmalarında en çarpıcı olan, Alistipes adlı bakterinin sayısındaki 17 katlık artıştı. MCG de pediatrik plastik cerrahi şefi olan Dr. Jack Yu şöyle diyor; “Bu bakteri normalde bağırsakta çok fazla bulunmuyor fakat bağırsaktaki enflamasyonu azaltmada çok etkili olan kısa zincirli yağ asitlerini üretmesiyle biliniyor.” Yemeğimizi alkol üretmeden mayalamaya yardımcı olan Alistipes genellikle bağırsaklarımızın metabolik durumunu iyileştirir ve enerji için kullandığımız glikozu daha verimli kullanmamızı sağlar.

Dr. Yu ve MCG’de immünolog ve geçici ortak dekan olan Dr. Babak Baban bunu gördüklerinde küçük bir doz vücut vibrasyonu (6 haftalık bir program olarak haftada 5 gün, günde 20 dk) ile birlikte bir doz bu bakteriden verilmesinin işe yarayabileceğini düşündüler, ve uyguladıklarında başarılı oldular.

Dr.Baban şöyle diyor; “Mikrobiyomumuz, bir güveçinki gibi katmanlar halindedir ve tüm vücut vibrasyonu bu katmanları yeniden düzenleyerek etki gösterebilir.” Ancak Dr. Baban kimsenin tam olarak vibrasyonun bu senaryoda veya diğer senaryolarda nasıl çalıştığını bilmediğini yineliyor.

Tüm vücut vibrasyonu, diyabet ve birçok yaygın hastalıkta kilit bir endişenin -inflamasyonun- giderilmesinde etkili bir yöntem gibi görünüyor.

M1 adı verilen enflamasyonu destekleyen ve M2 adı verilen enflamasyonu baskılayan makrofajlar, enflamatuar yanıtın düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Makrofajların enflamatuar durumu ayrıca bağırsak mikrobiyomunu da etkiler ve bunun tersi de geçerlidir.

Baban ve Yu, dolaşımdaki glikoz seviyelerinin yüksek olduğu tip 2 diyabet fare modellerinde; tüm vücut titreşiminin makrofajların enflamatuar durumunu ve mikrobiyomun çeşitliliğini nasıl etkilediğini araştırmak istediler. Diyabet modellerinin daha fazla M1 içereceğini, tüm vücut titreşiminin daha fazla M2 üretimine sebep olacağını ve mikrobiyomda da değişikliklere yol açacağını tahmin ettiler.

Baban ve Yu, vibrasyondan sonra hem normal farelerde (kontrol grubu) hem de diyabet fare modellerinde sitokin IL-10 gibi diğer anti-enflamatuar moleküllerin seviyelerinin artmasının yanı sıra M2 sayısında önemli bir artış buldular. Aynı zamanda, tüm vücut vibrasyonunun M2 seviyelerini kontrol grubunun seviyesine getirdiğini gözlediler.

Mikrobiyomda çok sayıda değişiklik saptandı, ancak en önemlisi Alistipes‘in sayısındaki artış ve mikrobiyomun çeşitliliğinde genel bir düşüş olmasıdır.

Daha fazla çeşitliliğin iyi olduğu kabul edilmesine rağmen, yazarların söylediğine göre mikrobiyomun çeşitliliğindeki düşüş muhtemelen; diyet lifinin bağırsaklarımızdaki fermantasyonundan kaynaklanan bütirat gibi kısa zincirli yağ asitleri üretebilen, mikrobiyomun sakinlerini besleyen, anti-enflamatuar olan ve yüksek yağlı diyetlerin kötü etkilerini tersine çevirebilen Alistipes gibi türlerdeki bir artıştan kaynaklanıyor.

Dr.Baban ve Yu’nun çalışması, makrofaj karışımını tüm vücut vibrasyonu etkisiyle değiştirerek mikrobiyom ve doğal bağışıklık arasındaki çapraz etkileşimi belgeleyen ilk çalışmadır. Doğal bağışıklık, vücuttaki istilacılara hemen yanıt veren ve cilt gibi fiziksel engelleri ve bu cevabın anahtarı olan makrofajlar gibi immün hücreleri içeren bir tür temel savunmadır. Bu senaryoda, örneğin makrofajlar, iltihaplanmayı tetiklemeye yardımcı olan sitokinler adı verilen proteinleri serbest bırakır. Adaptif bağışıklık ise vücudun belirli bir istilacıyı hedef almak için antikor gibi spesifik bir protein oluşturmasıdır.

Yazarlar, mikrobiyomun mu makrofajın mı değişiminin önce olduğunu bilmenin hala imkansız olduğunu belirttiler. Ancak teorilerine göre; makrofajlar için daha fazla glikoz sağlamak, iltihaplanma ve insülin direncini teşvik eder.

Baban, düzeni daha iyi tanımlamak için yapmak istedikleri bir başka deneyin, makrofajları ortadan kaldırmak ve diğer etkilerin meydana gelip gelmediğini görmek olduğunu belirtti.

İnsan mikrobiyomlarındaki bakteriler
Kaynak: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2452231718300174#f0005

Mikrobiyom, zararlı organizmalardan korunmamıza yardımcı olmak için vücudumuzun yabancı maddelerle temas ettiği noktalarda, ağızda, bağırsakta, vajinada ve deride – çoğunlukla bağırsakta – yaşar. Bağırsakta yemeğimizi sindirmemize ve kullanmamıza yardımcı olur.

Bilim insanları, sağlıklı bir insan mikrobiyomundaki bakteri, mantar ve virüslerde temsil edilen 8 milyondan fazla gen saptarken, insanın kendisinde 20.000 ila 25.000 gen saptamışlardır. Obezite, yiyeceklerin sindirilmesinde aslında daha etkili olan mikrobiyomun çeşitliliğinin az olması ile ilişkilendirilmiştir.

Yu, 2012 yılında gerçekleşen Third World Congress of Plastic Surgeons of Chinese Descent’de diyabette tüm vücut vibrasyonu uygulamasının, aşırı idrar üretimi ve aşırı susuzluk gibi kötü etkileri azalttığını bildirdi. Bu çalışma, aşırı yemek yiyen ergenlik dönemindeki gençleri taklit eden bir fare modelindeydi. Vibrasyonun, bazı immün hücre seviyelerindeki değişimler dahil, iltihaplanma seviyelerini de düşürdüğü gözlendi. Vibrasyonun aynı zamanda Hemoglobin A1C seviyelerini düşüren ilaçlardan daha iyi olduğu, bunun da oksijen taşıyan hemoglobinin yüzde kaçının rutin olarak şeker ile kaplandığını göstererek, ortalama kan şekeri seviyelerinin açlık glikozundan daha iyi bir fikir sağlamasını sağladığı saptandı. Yüksek glikoz veya kan şekeri seviyeleri, şekerin hücrelere ve vücutta işlev görebileceği diğer yerlere bağlanmasıyla sonuçlanabilir.

Yu şöyle diyor; “Hiperglisemi iyi değildir. Bu olduğunda vücudumuz normali karıştırır.”

Vücudun dışında iyi hayatta kalmayan Alistipes, şu anda probiyotiklerin ve hatta yoğurt kültürlerinin bir parçası olmasa da, bu çalışmalar için araştırmacılar, Alistipes‘i bütün vücut titreşimine ek olarak bir ilaç olarak denediklerinde ne kadar vermeleri gerektiğini belirlemek için yoğurtta bulunan diğer bakterileri -laktobasil gibi- kullandılar.

Alistipes bitkilerde bulunur ve enflamatuar barsak hastalığı olan bireylerde ve Crohn hastalarında seviyelerinin azaldığı gösterilmiştir. Daha yüksek seviyeleri depresyon ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca kış uykusundaki ayıların bağırsaklarında da yüksek seviyelerde bulunabilir.

2017 yılında Endocrinology dergisinde yayınlanan, MCG’de çalışan Dr. Alexis Stranahan ve Dr.Meghan E. McGee-Lawrence’ın yaptığı çalışma ise obezite ve diyabet ile ilgili hayvan modellerinde tüm vücut vibrasyonunun vücut yağını düşüren, kas ve kemik miktarını arttıran, karaciğer etrafındaki zararlı yağ dokusunu azaltan (Bu zararlı yağ dokusunun karaciğere etkisi aşırı alkol tüketiminin yaptığı etki ile aynıdır) etkilere sahip olan koşu bandında yürüme ile aynı tesire sahip olduğuna dair kanıt sağlamıştır.

Koşu bandında yürümenin mi, tüm vücut vibrasyonunun mu daha etkili olduğu bilinmez ancak kesin olan, bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekildiğidir.

Kaynakça ve ileri okuma için;

  1. https://neurosciencenews.com/whole-body-vibration-diabetes-14739/
  2. https://www.mayoclinic.org/healthy-lifestyle/fitness/expert-answers/whole-body-vibration/faq-20057958
  3. https://doi.org/10.3390/ijms20133125
  4. https://www.genengnews.com/news/whole-body-vibration-shakes-up-microbiome-and-reduces-inflammation-in-diabetes/
  5. http://www.istanbulftr.com/tr/powerplate-platformu/c/108

Kapak görseli kaynağı;

  1. http://darwinian-medicine.com/the-human-microbiome/

Yazar: Murat AYDEMİR

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırma Topluluğu üyesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.