Unutulan Bir Film, Gerçek Bir Hikaye: Tuskegee Deneyi

Unutulan Bir Film, Gerçek Bir Hikaye: Tuskegee Deneyi

1997 yılında ABD Başkanı şu sözleriyle özür dilemişti:

“Yeryüzündeki hiçbir güç size kaybedilen hayatları ve ızdırap yıllarını geri veremez. Yapılan geri alınamaz. Ama sessizliği sona erdirebiliriz. Başımızı başka yöne çevirmeyi bırakabiliriz. Birleşik Devletler hükümetinin yaptığı utanç vericiydi ve üzgünüm. Özür dilerim ve bu özür çok geciktiği için üzgünüm.”  -Bill Clinton

Bu konuşmadan 2 ay önce “Miss Evers’ Boys” filmi tamamlanmıştı. Gerçekler herkes tarafından biliniyordu ki zaten hiç saklanmamıştı. Ya da en azından denekler haricinde kimseden saklanmamıştı.

Unutulan Bir Film, Gerçek Bir Hikaye: Tuskegee Deneyi
(Miss Evers’ Boys film kapağı – Wikipedia)

Deney 1932 tarihinde Public Health Service (Halk Sağlığı Hizmetleri) tarafından Tuskegee/ Amerika’da başlatıldı. Bu şehirde Afro – Amerikanlar yaşıyordu ve deney buradaki erkek frengi hastalarını araştırmayı hedefliyordu.  Fakat ortada bir problem  vardı. Bu insanların ikna edilmeleri gerekiyordu. İşte filmin başrolü hemşire Eunice Evers burada kilit noktayı oynuyordu. Halkla iletişimi o sağladı.

Bedava sağlık hizmetleri vaat edildi, yemek verildi. Cenaze işlemleri için para teklif edildi. Fakat hastalığın ismi hiç geçmedi. Frenginin kötü şöhreti yüzünden kötü kanları olduğu söylendi. Yapılan testlerle seroloji pozitif hasta grubu ve kontrol grubu oluşturuldu. Aylar süren gözlemin ardından Salvarsan ile tedaviye başlandı. Ancak bir süre sonra kaynak kısıtlamasına gidildi.

Tedavi için fon kaybedildiğinde doktorların iki seçeneği vardı. Birincisi araştırmayı sonlandırmaktı. İkincisi ise tedavi edilmeyen denekleri incelemekti.

Filmi izlediğinizde ilk fark edeceğiniz detay beyaz – siyah eşitliğinin o dönemde sağlanmadığı olacaktır. Hem sosyal hem tıbbi farklılık düşüncesi yaygındı. Beyazlarda daha çok nörosifiliz görülürken siyahlarda kardiyovasküler sistem etkileniyordu. Filmdeki doktora göre, eğer bu çalışmayı tamamlarsa beyaz – siyah eşitliğini kanıtlayabilirdi. Bu amaçla deneye devam etti.

Gerçek hayatta deneyin altındaki niyet bilimsel veriler miydi? Bu ırksal bir mücadele miydi? Deneklerin başına gelenler fedakarlık mıydı? Her ne olursa olsun filmde veya gerçekte gösterilen tutuma paternalizm denir. Doktorlar hastalar adına karar almıştır.

Baştan sona uygunsuz yapılan deneyde etik dışı olaylar burada bitmez. Penisilin tedavi olarak kabul edildiği zaman bile ilaç hastalara verilmez. Hastalara penisilin almamaları tembihlenir. Alerjik reaksiyonla korkutulurlar. Deneklerin listeleri civar merkezlere gönderilir. Böylece farklı yerlerde de tedavileri yasaklanır. Hastaların kaderine karar verilmiştir. Hepsi otopsi masasından geçene kadar deney sürecektir.

Olan biten hakkında makaleler yazılır. Deney saklanmaya çalışılmaz tam tersine “tarih yazılacağına” inanç vardır. 1968’de çekincelerin dile getirilmesiyle proje incelenmeye başlanır. Çalışma, CDC (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri)  tarafından yeniden onaylasa da 1972’de bitirilir. Katılımcılar adına dava açılır ve duruşmalar düzenlenir. Olan olmuştur. 399 kişilik hasta grubundan 28’i frengiden, 100’ü ilişkili komplikasyonlardan ölmüştür. Hastaların eşlerinden en az 40’ı enfekte olmuştur. 19 çocuk bu hastalıkla doğmuştur.

Olayın sonucunda devlete karşı güvensizlik belirir. Dahası, ortaya çıkar ki tek frengi deneyi bu değildir. 1946 – 1948 yılları arasında Guatemala Frengi Deneyi yapılmıştır. Bu deneyde tıptaki birinci ilke çiğnenir. Primum non nocere yani “önce, zarar verme”. Frenginin kasıtlı olarak bulaştırılması sağlanmıştır. İki çalışma arasındaki ortaklık yine savunmasız bir grubun suistimalidir. Bu sefer askerler, mahkumlar ve akıl hastaları kullanılmıştır. Aydınlatılan bu ikinci insanlık suçunun ardından 2010’da Barack Obama özür dilemiştir.

Büyük Çiçek

Hastalığın kökeni araştırıldığında en eski iddia 1.600.000 yıldan önceye aittir. Afrikalı bir Homo erectus kalıntısında frengiye işaret ettiği düşünülen kemik değişiklikleri saptanmıştır. Bunun yanında yıldan bağımsız olarak insanlık tarihinin derinden etkilendiği tartışılmazdır.

(Treponema pallidum – Flickr)

Frengi hastalığının etkeni Treponema pallidum bakterisidir. Konjenital olarak anneden bebeğe geçebilir, cinsel yolla bulaşabilir. Bunun dışında farklı bulaş yolları olan Treponema hastalıkları da vardır. Tükürük gibi daha kolay yollar ile aktarılırlar. Buna rağmen yine de şanslı olduğumuzu söyleyebiliriz. Çünkü bahsedilen gram negatif dış ortama dayanıksızdır. Ayrıca penisiline hala duyarlı olması lehimizedir.  Nadiren  Jarisch–Herxheimer reaksiyonu görülebilir.  Alternatif tedavi seçenekleri mevcuttur. En iyi çözüm ise riskleri azaltmaktır. Örneğin prezervatif kullanımı bulaş riskini azaltır.

“Büyük taklitçinin” evreleri vardır. Birçok hastalığı taklit etmesi sebebiyle bu isim kullanılmıştır. Primer evre olan ilkinde şankr lezyonu oluşur. İçinde enfeksiyoz spiroketler bulunur. Lezyonun çiçekten büyük olması nedeniyle “Büyük Çiçek” denmiştir.

Devamında ikincil sifiliz gelişir. Condyloma lata olarak bilinen siğil benzeri lezyonlar oluşabilir. Döküntülerin hepsi bulaşıcıdır. Latent sfilizde ise semptom olmaksızın seroloji pozitiftir. Son olarak üçüncül sifiliz aşaması vardır. Benign sifiliz, geç nörosifiliz ve kardiyovasküler sifiliz olarak üçe ayrılır.

Her evrede ortaya çıkabilen nörosifiliz, televizyonda romantize edilerek aktarılır. Halbuki davranış değişikliği ile sınırlı kalmaz. Sinir sistemini çok ciddi etkiler. Yine televizyonda  dramatize edilen bir konu daha vardır. Söz konusu enfeksiyon olduğunda doktorlar kendinde test yaparlar. Şaşırtıcı olsa da gerçek hayattaki örnekler muhtemelen daha fazladır. Hatta büyük çiçek için de bu olay yaşanmıştır.

 18. Yüzyılda John Hunter hastasından elde ettiği örneği kendisine bulaştırır. Amacı bel soğukluğu ile sifilizin aynı patojenden kaynaklandığını ispatlamaktır. Fakat bilmediği şey, neşterine iki ayrı patojenin de bulaştığıdır. Hipotezini kanıtladığını düşünür. Maalesef frengi sebebiyle hayatını kaybeder. Yarım yüzyıl bu deneyin sonucuna inanılsa da patojenlerin farklı olduğu anlaşılır.

Gördüğünüz gibi büyük çiçek hikayesi insanlık tarihine farklı dersler vermiştir. Bazı şeyler unutulsa da bu hikaye anlatılmaya devam edilmelidir.

Kaynakça:

  1. Wikipedia. “Medical paternalism” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.m.wikipedia.org/wiki/Medical_paternalism 
  2. Wikipedia. “Guatemala syphilis experiments” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.m.wikipedia.org/wiki/Guatemala_syphilis_experiments
  3. Centers for Disease Control and Prevention. “The Tuskegee Timeline”  Erişim 28 Şubat, 2021 https://www.cdc.gov/tuskegee/timeline.htm
  4. Wikipedia. “Tuskegee Syphilis Study” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.m.wikipedia.org/wiki/Tuskegee_Syphilis_Study
  5. Wikipedia. “Miss Evers’ Boys” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.wikipedia.org/wiki/Miss_Evers’_Boys
  6. Sherman, Irwin. Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019
  7. Centers for Disease Control and Prevention. “Presidential Apology” Erişim 28 Şubat, 2021 https://www.cdc.gov/tuskegee/clintonp.htm
  8. Wikipedia. “Syphilis” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.wikipedia.org/wiki/Syphilis
  9. Wikipedia. “Primum non nocere” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.m.wikipedia.org/wiki/Primum_non_nocere
  10. Flickr. “”Treponema pallidum” Erişim 28 Şubat, 2021 https://bit.ly/37ZKheg
  11. Wikipedia. “John Hunter (surgeon)” Erişim 28 Şubat, 2021 https://en.wikipedia.org/wiki/John_Hunter_(surgeon)
  12. Wikipedia. “Miss Evers’ Boys cover art” Erişim 28 Şubat, 2021  https://en.wikipedia.org/wiki/File:Miss_Evers%27_Boys_cover_art.jpg
  13. CNN International. “US apologizes for infecting Guatemalans with STDs in the 1940s”  Erişim 28 Şubat, 2021  http://www.cnn.com/2010/WORLD/americas/10/01/us.guatemala.apology/index.html

Yazar: Burcu Cengiz

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi

1 thought on “Unutulan Bir Film, Gerçek Bir Hikaye: Tuskegee Deneyi

    Efe GÜLBAHÇE

    (11 Mayıs 2021 - 15:28)

    Böylesi bir amaç uğruna 100’den fazla insanın hayatını kaybetmesi her ne kadar çok üzücü ve bilim adına utanç verici bir durum olsa da bunu çok güzel yazıya dökmüşsün. Çok ama çok keyifli ve bilgilendirici yazını bir solukta okudum. Emeğine ve kalemine sağlık Burcu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.